Kolay tanımlanamayan, karanlık hikâyelerin, yalnızlığın ve modern dünyanın sesi; Arab Strab
27 Kasım akşamı Zorlu PSM'de izleyeceğimiz, Kasım ayının en heyecan verici konserlerden biri olacağı muhakkak olan Arab Strap ikilisi, İskoçya'nın Falkirk şehrinde Aidan Moffat ve Malcolm Middleton tarafından 1995'te kuruldu ve doğrusu ikili müzikal olarak kolay tanımlanabilecek bir grup değil.
İlk dönemlerinde lo-fi, post-rock, indie ve folk etkilerini bir araya getirirken, merkezde hep Moffat'ın konuşurcasına söylediği, kişisel, hatta acımasızca dürüst hikâyeler anlatırdı.
Alkol, başarısız ilişkiler, cinsellik, yalnızlık, utançlık, gece hayatı, yaşlanmak ve hayal kırıklığı Arab Strap'in ilk döneminin başlıca konu malzemeleriydi. 2006'da dağılan ama 2016'da yeniden sahnelere dönen ikili, 2021'de As Days Get Dark ile yeni bir dönem başlattı. 2024 tarihli I'm totally fine with it don't give a fuck anymore ise bu dönüşü daha elektronik, ritmik ve öfkeli bir yere taşıdı.
Ritmik, elektronik ve öfkeli
Arab Strap'i özel kılan belki de tam noktada ortaya çıkıyor: Aidan Moffat şarkı söylemekten ziyade hikâye anlatıyor. İskoç aksanını belirgin biçimde koruyan sesi melodik bir vokal çizgisinden çok spoken-word ile şarkı arasında bir yerde duruyor.
Malcolm Middleton ise bu anlatının altına gitarlar, klavyeler, elektronik sesler, drum machine'ler, sequencer'lar ve giderek daha sert ritimler yerleştiriyor. Bu nedenle, Arab Strap'in müziği geleneksel anlamda “vokalist müzisyen” ilişkisi üzerinden değil, bir anlatıcının zihninden geçenleri ses tasarımına dönüştüren iki kişilik bir yapı gibi işliyor. Bir eleştirmenin dediği gibi, Moffat'nın kalın, bold İskoç aksanıyla neredeyse şiirsel konuşma akışı, grubun müziğinin merkezindeki en ayırt edici unsur.
Karanlık mizah, seks, ölüm ve internet
Arab Strap'in şarkılarında karanlık hiçbir zaman tek başına karanlık değildir; kara mizah sürekli olarak hüznün içine sızar. Moffat'ın anlattığı başarısız ilişkiler, sarhoş geceler, cinsel maceralar veya yalnızlık çoğu zaman kendine acıyan bir anlatıya dönüşmeden, karakterlerin zaaflarını açık eden ironik hikâyelere dönüşür.
Moffat geçmişte “seks ve ölüm”ün değişmeyen uğraşları olduğunu söyleyip durmuştu ama son yıllarda grubun dünyası belirgin biçimde değişti: 2024 albümü, telefon bağımlılığı, sosyal medya, çevrimiçi yalnızlık, dezenformasyon, komplo teorileri ve gerçek dünya ile dijital dünya arasındaki giderek silinen sınırı merkeze alıyor, yani hepimizin içinde yaşadığı bu yeni dünya! Pitchfork magazin, albümü dijital çağın hayatımıza etkileri üzerine “dokunaklı ve sert” olarak değerlendirirken, The Irish Times Moffat'ın sözlerindeki “sessiz öfke”yi öne çıkarıyor.
Bu değişim müziğe de yansıyor
İnternet öncesi Arab Strap daha seyrek, daha lo-fi ve daha içe dönükken, yeni dönemde büyük davullar, ağır gitarlar ve elektronik ritimlere başvuruyor. I'm totally fine with it... albümünün açılışı “Allatonceness” sert riffleri ve vurucu davullarıyla grubun şimdiye kadarki en agresif yüzlerinden birini gösterirken, “Bliss” elektronik ve dans müziğine en fazla yaklaştıkları parçalardan biri. “Strawberry Moon” ise daha endüstriyel sesler, vurucu bas ve nakaratıyla Arab Strap'in geçmişteki “sadcore” kimliğinin artık daha geniş ve fiziksel bir sese dönüştüğünü gösteriyor.
Peki Türkiye'de bildiğimiz bir müzikle yakınlıkları var mı?
Doğrudan karşılık bulması zor değil hatta imkansız. Arab Strap'in müziğinde Türkçe alternatif müzik, Anadolu rock veya Türkiye'nin bağımsız müzik geleneğiyle akrabalık kurmak mümkün değil ancak Türk dinleyici ile şöyle bir ortak damar kurulabilir; sözün müziğin önüne geçtiği, hikâye anlatıcılığının, gündelik hayata dair küçük ayrıntıların şarkının ana malzemesine dönüştüğü müzikler emsal olabilir. Bu anlamda, Arab Strap'i, müzikal olarak değil ama anlatı biçimi açısından, bazı bağımsız/alternatif müzisyenlerin dünyasına yaklaştırmak mümkün. Yine de grubun elektronik, post-rock ve İskoç indie geleneğinden gelen ses dünyası oldukça kendine özgü, bizde pek de benzeri yok!
Grubun adı neden "Arab Strap"?
En güzel cevap aslında en basit olanıdır derler, Arab Strap adı bir cinsel oyuncak adı imiş. Kimsenin aklına gelmez herhalde, yıllar boyunca grubun isminin Belle and Sebastian'ın 1998 tarihli The Boy with the Arab Strap albümünden geldiği zannedildi oysa grup üyeleri bu bağlantıyı reddediyor. The Guardian'ın Aidan Moffat ve Malcolm Middleton'la yaptığı röportajda grubun adının doğrudan cinsel oyuncaktan geldiğini belirtiyor. Bu seçim, grubun daha ilk dönemden itibaren cinsellik, beden, arzu ve gündelik hayatın “yüksek sanat” dışında bırakılan taraflarını müziğinin merkezine taşıma tavrıyla uyumlu görünüyor.
Peki Arab Strap'in Türkiye ile bağları var mı?
İstanbul, Arab Strap için yeni bir durak değil. 2022'de Salon İKSV'de konser verdiler. O konserde "The First Big Weekend", “The Turning of Our Bones”, “Compersion Pt. 1”, “Fable of the Urban Fox”, “Kebabylon” ve “The Shy Retirer” gibi farklı dönemlerden şarkılarını seslendirdiler. Dolayısıyla, 27 Kasım'daki Zorlu PSM buluşması, grubun Türkiye'deki ilk konseri olmayacak ama yeni bir sayfa, 2021 sonrası yeniden doğan Arab Strap'in Türkiye'ye ikinci gelişi olacak.
Bu açıdan yeni konser özellikle ilginç olacak
Çünkü 2022'de İstanbul'a geldiklerinde As Days Get Dark henüz grubun dönüşünün merkezindeydi; şimdi ise ellerinde çok daha sert, elektronik ve güncel meselelerle beslenen I'm totally fine with it 👍 don't give a fuck anymore 👍 şarkısı var. Üstelik Zorlu PSM'nin duyurusunda da grubun yeni döneminin geçmişe bakmak yerine geleceğe yöneldiği, “Allatonceness” ve “Bliss” gibi parçaların bu dönüşümü açık biçimde ortaya koyduğu vurgulanıyor.
Sonuçta, Arab Strap konserine bir rock konseri beklentisiyle gitmekten ziyade, iki İskoç müzisyenin 30 yılı aşkın süredir tuttuğu karanlık, komik, mahcup ve zaman zaman acımasız günlüğün canlı hâlini dinlemeye gitmek daha doğru.
İlk Arab Strap ile bugünkü Arab Strap arasındaki fark da burada: 1990'ların sonlarında kendi küçük dünyalarının sarhoş, yalnız ve mutsuz kahramanlarını anlatan ikili, bugün aynı dürüstlüğü bu kez ekranların, sosyal medyanın, internet bağımlılığının ve modern yalnızlığın içine taşıyor.
Değişen dünya; değişmeyen şey ise Aidan Moffat'ın kendine özgü sesiyle, insanın kendisi hakkında duymak istemediği şeyleri söyleme cesareti.
Bize de bunları konserde izlemek ve dinlemek düşüyor.