ELEKTRONİK MÜZİKTE KİMYASAL DEVRİM: THE CHEMICAL BROTHERS

BATIKAN BAKSI - BEAT SOMMELIER

33 yıl öncesinin Manchester sokaklarında elektronik müziğin seyrini değiştireceğinden habersiz bir şekilde dolaşan Ed Simons ve Tom Rowlands, Big Beat akımını da popüler kültürün ön saflarına taşıyacağından habersizdi. Tüm dünyanın kendilerini tanıdığı o meşhur “The Chemical Brothers” adını almadan önce yola “The Dust Brothers” olarak çıkan ikili, aynı adı taşıyan bir başka grup sebebiyle adlarını değiştirmek zorunda kalmışlardı ki bu onların kendine has duruşunu yansıtmaları için daha hayırlı da olmuştu. Simons ve Rowlands, 1989 tarihinde tanıştıklarında birlikte Manchester’daki çılgın partilerin müdavimi hâline gelmişlerdi. Aralarındaki arkadaşlık geliştikçe, 1992 yılında Naked Under Leather adlı bir kulüpte DJ’lik yapmaya başlayan ikili, burada Manchester’daki Dickenson Road’da bulunan evlerinin numarası ve Blackburn’daki çılgın günlerine bir gönderme olan “237 Turbo Nutters” adıyla tanınıyordu ve hip-hop, tekno, house türlerinde parçalar çalıyorlardı. Bir süre sonra Dust Brothers’tan ilhamla isimlerini The Dust Brothers olarak değiştirseler de bu isim de üzerlerinde çok uzun süre kalmayacaktı.

İlk kayıtlar ve ekibin büyük çıkışı…

1992’nin Ekim’inde 500 adet beyaz etiketli kopya basan ekibin bu kayıtları Londra’daki dans plakları satan dükkanlar tarafından red yemişti çünkü bu dükkanlara göre şarkılar çok yavaştı. 1993 yılında ise Steven Hall, kendileriyle bir kontrat imzaladı ve daha önce kendi firmaları Diamond Records’tan çıkardıkları “Song to the Siren”i Junior Boy’s Own etiketiyle yayınladılar. Bunu takip eden 1993 Haziran’ında ilk remikslerini yayınlayan ikili, “Fourteenth Century Sky” EP’leri için de hazırlıklara başladı. İkilinin türünü tanımlayan ve Big Beat akımını temsil eden ‘Chemical Beats’i (ki bu parça 1995 yılında Playstation’da çıkan Wipeout oyununun müzikleri arasında yer almıştı) de içeren bu EP, 1994’ün Ocak’ında dinleyicilerle buluşmuştu. Yoğun bir üretim sürecinde olan Simons ve Rowlands, bu sefer de “My Mercury Beats” EP’sini yayınlamış, isimlerinin de değişeceği 1995 yılına ceplerinde yepyeni şarkılarla giriş yapmıştı.

Dust Brothers, The Chemical Brothers’a dönüşüyor!

The Dust Brothers, EP’leriyle ve gösterdiği performanslarla uluslararası çevrelerde tanınınca, turneler de peşinden gelmeye başlamıştı. ABD’nin yanı sıra Avrupa’da da turneye çıkan ikilinin ismi, başlarına dert açmıştı o sıralar. Orijinal Dust Brothers’ın isimlerinin kullanımı konusunda yaptığı itiraz sonucunda yeni bir isim aramaya koyulan Simons ve Rowlands, ‘Chemical Beats’i de göz önünde bulundurarak The Chemical Brothers’ta karar kıldılar ve 1995’ten günümüze kadar sürecek yeni bir hikayeyi de başlattılar.

İlk albüm kapıda: Exit Planet Dust

Hâlihazırda yeni bir isim değişikliği yapan ikili, buna gönderme yapacak şekilde bir isimle ilk albümlerini çıkardılar. 1995’in Temmuz’unda çıkan “Exit Planet Dust” yine Junior Boy’s Own etiketiyle yayınlandı ve İngiltere listelerine 9. sıradan giriş yaptı. Albümün içinde yer alan ‘Leave Home’ ve ‘Life is Sweet’ gibi parçalar, ikilinin imzasını taşıyan sert ritimler ve yoğun synth’lerle doluydu. Albümün başarısı ikiliye 1 milyondan fazla bir satış getirdi ve isimlerini elektronik müzik dünyasına güçlü bir şekilde yazdırdı. Ancak asıl büyük çıkışları, 1997 yılında yayınlanan ‘Dig Your Own Hole’ albümüyle geldi. Albüm, ‘Block Rockin’ Beats’, 'Setting Sun’ ve ‘Where Do I Begin' gibi hit parçalarla büyük yankı uyandırdı. ‘Setting Sun’ parçasında Oasis’ten Noel Gallagher ile iş birliği yaparak rock müzik ile elektronik müziği harmanladılar. Ayrıca ‘Block Rockin Beats’, 1998’in Grammy Ödülleri’nde En İyi Rock Enstrümantal Performansı Ödülü’nü de kazandı.

Kimyasal biraderler, başarı merdivenlerini çıkmaya devam etti…

1999 yılında yayınlanan “Surrender” albümü, The Chemical Brothers’ın tarzını daha da genişletti. Albümdeki ‘Hey Boy Hey Girl’ parçası, rave kültürünü kucaklayan güçlü bir dans marşı olarak büyük ilgi gördü. Noel Gallagher, Mercury Rev'den Jonathan Donahue ve Mazzy Star'dan Hope Sandoval'ın vokallerini de barındıran albüm, büyük oranda house esintili bir çalışmaydı. Bunu takip eden yaz aylarında Woodstock ’99 sahnesinde de boy gösteren ikili, dinleyenlerden de tam not almıştı. 2002’de çıkan “Come with Us” albümü, ikilinin daha deneysel ve cüretkar işlere yöneldiğini gösterdi. Kliplere de ne kadar önem verdiğini bildiğimiz ikilinin ’Star Guitar' parçası, Michel Gondry tarafından çekilen etkileyici klibiyle dikkat çekti. Bu albümle The Chemical Brothers, listelerdeki güçlü konumunu korurken, bu müzikteki iddiasını da ortaya koyuyordu. 2005’te çıkan “Push the Button” albümü, onlara bir Grammy daha kazandırdı. Özellikle ülkemizde de The Chemical Brothers deyince akla gelen ilk şarkılardan olan ‘Galvanize’, rapçi Q-Tip’in vokalleriyle büyük bir hit oldu ve farklı müzik türlerini bir araya getirmesiyle, her tarzdan dinleyicinin favori şarkılarının arasına adını yazdırdı. Müzikte yaptıkları deneyleri 2007’de yayınlanan “We Are the Night" ve 2010’daki “Further” ile sürdüren ikilinin ‘Do It Again’ ve ‘The Salmon Dance’ gibi parçaları, grubun bakış açısını ve ses dünyasını genişleten işler arasında yer aldı. Further’da her şarkıya çektikleri özel kliplerle, kendi kişisel tarihlerine de özel bir iş eklemiş oldular. 2010’dan 2015’e kadar yeni müzik üretimine ara veren The Chemical Brothers, 2012 yılında Fuji Rock Festivali’ndeki performanslarını içeren ilk konser filmleri “Don’t Think”i de yayınlamış, 2015 yılında çıkardıkları "Born in the Echoes” albümüyle tekrar zirveye yerleşmişti. Albüm, St. Vincent, Q-Tip ve Beck gibi isimlerle yapılan iş birlikleriyle dikkat çekti. 2019 yılında “No Geography" albümünü yayınlayan grup, klasik Chemical Brothers sound’unu koruyarak, 2010’ların trendlerini ve gelmekte olan 2020’leri göz önünde bulundurarak müziğine çağa da ayak uyduran modern dokunuşlar ekledi. Son olarak 2023 yılında çıkardıkları 10. albümleri “For That Beautiful Feeling” ile “biz hâla buradayız” diyen The Chemical Brothers, enerjik ritimleri, yenilikçi prodüksiyonları sahne şovlarıyla elektronik müzikte bugün bile önemli bir fenomen olmayı sürdürüyor.

BUNLAR DA İLGİNİ ÇEKEBİLİR