DORIAN GRAY’İN PORTRESİ ZORLU PSM YAPIMIYLA SAHNEYE GELİYOR

Oscar Wilde’ın edebiyat tarihinin en çarpıcı karakterlerinden birini yarattığı Dorian Gray’in Portresi, Zorlu PSM yapımıyla sahneye taşınıyor. Mehmet Birkiye’nin yöneteceği, Kerem Kurdoğlu’nun sahneye uyarladığı yapımın oyuncu kadrosunda Salih Bademci, Engin Hepileri ve Yiğit Sertdemir yer alıyor. Oyunun müziklerini Fırat Akarcalı hazırlarken dekor ve kostüm tasarımını Şirin Dağtekin Yenen, ışık tasarımını Cem Yılmazer, dans ve hareket düzenini ise Tuğçe Tuna üstleniyor.

Oscar Wilde’ın tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi, genç ve olağanüstü güzel Dorian Gray’in ressam Basil Hallward tarafından yapılan portresiyle karşılaşmasıyla başlayan hikâyesini anlatıyor. Lord Henry Wotton’ın gençlik, güzellik ve haz üzerine düşüncelerinden giderek daha fazla etkilenen Dorian, kendisi yerine portresinin yaşlanmasını diler. Dileği gerçek olur: Dorian yıllar boyunca gençliğini ve güzelliğini korurken portre, onun ahlaki çöküşünün ve işlediği kötülüklerin izlerini taşımaya başlar.

Romanı sahnede yeniden yazmak

Kerem Kurdoğlu’nun uyarlaması, romanın diyaloglarını seçerek sahneye aktaran geleneksel bir edebiyat uyarlaması olmanın ötesine geçmeyi hedefliyor. Kurdoğlu, romanda yaşananları, tartışılan fikirleri ve karakterlerin geçirdiği dönüşümleri çözümleyerek aynı hikâyeyi tiyatronun kendi dili içerisinde yeniden kurmayı amaçlıyor. Wilde’ın metnindeki diyaloglar ve anlatılar bu yeni yapının malzemeleri arasında yer alırken, özellikle uzun düşünsel konuşmalar sahnenin ritmine uygun biçimde yeniden ele alınıyor.

Bu yaklaşımın merkezinde ise koro bulunuyor. Dorian Gray, Lord Henry ve Basil Hallward oyunun üç ana karakterini oluştururken diğer karakterler koro oyuncuları tarafından canlandırılıyor. Koro yalnızca hikâyenin farklı kişilerine hayat vermiyor; anlatıcıya, karakterlerin iç sesine ve zaman zaman sahnedeki eyleme eşlik eden kolektif bir sese de dönüşüyor. Böylece gösteride olayların doğrudan canlandırıldığı anlarla, hikâyenin seyirciye anlatıldığı bölümler iç içe geçiyor.

Wilde’ın roman boyunca özellikle Lord Henry aracılığıyla kurduğu aforizmalar da uyarlamanın sahne dilinin temel unsurlarından biri olacak. Kurdoğlu’nun yaklaşımında bu sözler karakterler tarafından dile getirildikten sonra koro tarafından ritmik ve müzikal bir yapıyla yeniden seslendiriliyor; aynı zamanda görsel metinler olarak sahnenin parçasına dönüşüyor. Gösteri ilerledikçe biriken aforizmaların, tıpkı Dorian’ın hikâyesi gibi, sahnenin görsel hafızasını oluşturması amaçlanıyor.

Değişen bir portre, değişmeyen bir yüz

Uyarlamanın bir başka önemli unsuru ise esere adını veren portre. Dorian’ın fiziksel görünüşü değişmeden kalırken onun yerine yaşlanan ve çürüyen portre, sahnede tek bir görüntü olarak kullanılmayacak. Tasarlanan yapıda portrenin farklı aşamalarının birbiri ardına ortaya çıkması ve önceki versiyonların da sahnede kalması öngörülüyor. Böylece Dorian’ın görünmeyen dönüşümü, seyircinin karşısında giderek büyüyen görsel bir kayda dönüşecek.

Oyunun görsel iletişim dünyası da bu karşıtlığı çağdaş bir yerden ele alıyor. Yapım için hazırlanan görsel yaklaşım; geleneksel gotik ve Viktoryen Dorian Gray imgelerinden uzaklaşarak Royal Court ve National Theatre gibi kurumların çağdaş tiyatro dilini, eski Playbill afişlerini ve moda dergilerinin editoryal estetiğini referans alıyor. Yapımın ilk bakışta bir “prestij yapımı” hissi vermesi hedefleniyor.

Fotoğraf dünyasında ise aristokrat portresi ile moda çekimi arasında duran, doğrudan kameraya bakan karakterlerin öne çıktığı yüksek kontrastlı bir yaklaşım tarif ediliyor; Richard Avedon, Irving Penn, Annie Leibovitz, Sarah Moon ve Juergen Teller gibi fotoğrafçıların farklı estetik özellikleri referanslar arasında yer alıyor.

Fragman ve hareketli görüntü dünyasında da benzer bir tavır benimseniyor: yavaş ve kontrollü kamera hareketleri, uzun planlar, simetrik kadrajlar, oyuncunun bakışına odaklanan görüntüler, analog doku ve 16 mm/Super 8 hissi… Prova, backstage ve sahne arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığı teatral fakat sinematik bir dünya hedefleniyor.

Kusursuz görünen, içten çürüyen

1890’da ilk kez yayımlanan Dorian Gray’in Portresi, güzellik ve gençlik arzusunun ardında ahlak, haz, sanat, vicdan ve insanın kendi görüntüsüyle kurduğu ilişkiye dair sorular soruyor. Zorlu PSM yapımı ise Wilde’ın hikâyesini çağdaş tiyatronun olanaklarıyla yeniden ele alırken romanın merkezindeki temel karşıtlığı koruyor: dışarıdan görünen kusursuz yüz ile onun ardında giderek çürüyen benlik.

Bir insan hiç yaşlanmasaydı, işlediği kötülükler nereye giderdi?

Dorian Gray’in Portresi, bu sorunun peşinden giderek portre ile insan, görünüş ile gerçek, güzellik ile çürüme arasındaki sınırı sahnede yeniden kurmaya hazırlanıyor.

BUNLAR DA İLGİNİ ÇEKEBİLİR