SPOTLIGHT: GUSGUS

Spotlight, bu kez odağını İzlanda’nın karanlık kulüplerinden çıkıp elektronik müziğin en kendine özgü dünyalarından birini yaratan topluluklardan birine çeviriyor. GusGus’un evreninde analog synth’ler, hipnotik ritimler, kozmik melodiler ve gece yarısından sonra anlam kazanan bir atmosfer buluşuyor. Nereden başlamalı, neden yıllardır elektronik müzik sahnesinin en özgün kolektiflerinden biri olarak görülüyorlar ve canlı performanslarını bu kadar özel kılan ne? Bu kısa rehber, sahne ışıkları yanmadan önce GusGus’un dünyasının kapısını aralıyor.

Nereden başlamalı?

Over ile. Ya da Arabian Horse ile. Ya da Crossfade ile. GusGus’a giriş yapmak, Reykjavik’te karanlık ve dumanlı bir kulübün kapısını açıp kendinizi saatler sonra hâlâ dans ederken bulmak gibi. House, techno, synth-pop ve electronica arasında özgürce dolaşan müzikleri; analog seslerin sıcaklığını güçlü melodiler ve hipnotik ritimlerle bir araya getiriyor.

Bilmeniz gerekenler:

GusGus yalnızca bir elektronik müzik grubu olarak doğmadı. Kuruluşundan itibaren müzisyenleri, film yapımcılarını, fotoğrafçıları ve farklı disiplinlerden yaratıcı isimleri bir araya getiren çok disiplinli bir sanat kolektifi olarak şekillendi. Yıllar içinde kadrosu ve müzikal yönü defalarca değişse de deneysel yaklaşımı hiç kaybolmadı. Bugün Biggi Veira, Daníel Ágúst ve Margrét Rán öncülüğünde yoluna devam eden topluluk, geçmişin kulüp kültürünü çağdaş elektronik müzikle buluşturmaya devam ediyor.

Arkadaş ortamında lazım olabilir:

GusGus’un müziğinde “stüdyo versiyonu” her zaman son söz değil. Grup, canlı performanslarında parçalarını yeniden şekillendiriyor; düzenlemeleri uzatıyor, ses katmanlarını değiştiriyor ve şarkıları o geceye özgü biçimde dönüştürüyor. Bu yüzden bir GusGus konseri, albümde duyduğunuz parçaların birebir sahne versiyonundan çok yalnızca o ana ait bir yorumuna dönüşüyor. Grubun Depeche Mode, Björk ve Sigur Rós gibi isimler için yaptığı remixler de elektronik müzik dünyasındaki uzun soluklu yerinin başka bir göstergesi.

Neden PSM’deler?

Çünkü GusGus’u dinlemekle GusGus’u canlı izlemek aynı şey değil. Analog donanımlar, hipnotik ritimler ve sürekli dönüşen düzenlemeler sahnede birleştiğinde konser ile kulüp gecesi arasındaki sınır ortadan kalkıyor. 18 Eylül’de %100 Studio’da gerçekleşecek buluşma, GusGus’un her performansta yeniden şekillenen elektronik evrenini yakından deneyimlemek için iyi bir neden. Çünkü bazı geceler tekrar edilebilir; bazıları yalnızca bir kez yaşanır.

Şunları seviyorsanız onları da seversiniz...

Röyksopp, Moderat, Underworld, Depeche Mode, Björk, karanlık kulüpler, analog synth’ler, gece yarısından sonra başlayan dans pistleri, İzlanda’nın tuhaf güzelliği, 90’lar rave kültürü ve bir şarkının canlı performansta bambaşka bir şeye dönüşmesi.

BUNLAR DA İLGİNİ ÇEKEBİLİR