KENDİ YOLUNDA, KENDİ ZİRVESİNDE: ZEYNEP BASTIK

Müzik endüstrisinde bazı sesler vardır; kulak o kadar çabuk ve konforlu bir şekilde alışır ki onlara, o sesin aslında ne kadar geniş bir manevra alanına sahip olduğu gözden kaçar. Zeynep Bastık tam olarak bu kategorinin görünmez kurbanı (ya da kendi başarısının aktristi). Her şarkıyı, her türü, her duyguyu o kadar pürüzsüz, o kadar “zahmetsiz” seslendiriyor ki, bir noktada bu konforu standart sanma eğilimine giriyoruz. Halbuki o pürüzsüzlüğün arkasında devasa bir vokal esnekliği var.

Onu ilk kez bir yılbaşı gecesi Çeşme’deki The Stay’de (sanıyorum 2020'ydi) dinlediğim anı dün gibi hatırlıyorum. Henüz o uzun saçlı, evimizin salonuna kurulmuş akustik Zeynep dönemiydi. Deri bir koltukta YouTube videolarıyla başlattığı dönemin sonrasında canlı sahnede ne kadar devleşebildiğini ilk orada hissetmiştim. O geceden beri o kadar eğlendiğim başka bir yılbaşı konseri hatırlamıyorum. Yıllar geçtikçe dev festival sahnelerinde, Harbiye açık havada onu izlerken hep aynı şeyi düşündüm: Sahne ne kadar büyürse büyüsün, o ilk günkü sıcak duruş ve sahne enerjisi hep oradaydı.

Diskografisindeki sıçrama noktalarını da cesur buluyorum. Kariyerinin başlarındaki “Kendi Yolunda” gibi şarkılar; bugün çokça konuştuğumuz o katıksız “kız neşesinin”, dayanışmanın ve belki de bugünün Manifest’ine uzanan bir eldi. Sonra o neşeli, kıpır kıpır era’lardan kendi albümündeki daha funk şarkılar; öte yandan “İnat” veya “Lan” gibi şarkıların karanlık, vurucu ve duygusal ağırlığına geçişi… Bir yanda yaz akşamlarına eşlik eden ritimler; diğer yanda insanı tam ortasından vuran, vokalindeki o buğulu hüzünle dinleyiciyi hapseden işler… Bu geçişleri yapabilmek, bir pop figürü için sandığımızdan çok daha zor. Zor olanı çok kolaymış gibi gösterdiği için vokalinin underrated kaldığını düşünmem tam da bu yüzden.

Şarkıdan şarkıya, duygudan duyguya bu kadar rahat atlayabilen Zeynep, henüz tam anlamıyla prime döneminde bile değil kanımca. Sıçrama noktaları tamamlandı, kabuklar kırıldı; Zeynep Bastık için asıl büyük müzikal patlama ve kendi zirvesi tam da şu an önümüzde duruyor ve Zorlu PSM sahnesindeki enerjiyle 31 Ekim akşamı bizi bekliyor.

BUNLAR DA İLGİNİ ÇEKEBİLİR