Zamansız Bir Yıldız, Sönmeyen Bir Işık: Ajda Pekkan
Paylaş

O bu ülkenin süperstarı… Türkiye’nin toplumsal hafızasında nesilden nesile aktarılan pek çok unutulmaz şarkının zarif, şık ve sofistike yorumcusu Ajda Pekkan… Aşkı, aşk acısını, ayrılığı, hüznü, sevinci ve nice diğer duygumuzu onun parçalarıyla yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz. Her kültürün, onu değiştirip - dönüştüren; bir toplumun içinde çözülüp, onun duygusal ve düşünsel ifadesinin bir parçası haline gelen yıldızları vardır. Ajda Pekkan, işte bu yıldızlardan ve bizlere sunduğu ışığı yarım yüzyılı aşan bir zamandır parlaklığından hiçbir şey kaybetmeden yanmaya devam ediyor.

Ajda Pekkan 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Vestel Gururla Yerli konser serisi kapsamında acısıyla tatlısıyla aşkın her halini müziğe döken parçalarını seslendireceği özel bir konser için Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’ne konuk olacak. Bu özel performans öncesinde Türkiye’nin ilk ve tek süperstarının 60’ların ortasından günümüze olan yolculuğundan satır başlarına göz atmaya, şarkılarını ezbere bildiğiniz bu yıldızın doğuşu hakkında belki de bilmediğiniz bazı detayları öğrenmek için sizi aşağıya alalım.

Sahneden sinemaya, beyaz perdeden plağa

60’ların ortasında dönemin en popüler gece kulübü olan Çatı’da sahne alarak sektöre ilk adımını atan Pekkan, takip eden yıllarda oldukça üretken bir ritimle çıkardığı 45likleri ve albümleri ile bir müzik devine dönüşmeden önce, aslında ilk danslarını Yeşilçam ile yaptı. Gene dönemin en önemli magazin yayını Ses dergisinin sinemaya yeni yüzler kazandırmak için açtığı kapak yıldızı yarışmasında birincilik kazanan genç yıldız, 1963 ile 1969 yılları arasında elliye yakın (!) filmde rol aldı. Sinema yıllarında müzik piyasasının en önemli isimlerinden Fecri Ebcioğlu ile tanışan Pekkan, 1965’te Ebcioğlu’nun desteği ile Her Yerde Kar Var – 17 Yaşında parçalarını içeren ilk 45’liğini yayınladı.

Global Hitler – Türkçe Sözler

Pekkan’ın ilk büyük hit’i ise 1967’de yayınladığı, Frank Sinatra’nın ünlü ettiği Strangers In The Night parçasının Ebcioğlu tarafından Türkçeleştirilmiş versiyonu olan İki Yabancı parçasıyla geldi. On binlerce satan ve listelerde uzun süre bir numaraya oturan parça, Pekkan’ın bundan sonra imzası haline gelecek, ünlü yabancı parçalara yapılan Türkçe aranjmanlar üzerinden pop müzik stilini de sabitledi. Dönemin gazino ekolü üzerinden ilerleyen Türk Sanat Müziği repertuarı ve Ayten Alpman, Sevinç Tez gibi ustaların icra ettiği caz repertuarının dışına çıkan Pekkan, bu cesur ve yenilikçi tavrıyla Hafif Batı Müziği olarak tanımlanan tarzın da öncüsü olarak Türkiye müzik tarihine ismini yazdırdı. Bu sayede Türkiye Enrico Macias, Mina, Bonnie Tyler, Stevie Wonder, Fairuz, Tom Jones gibi sayısız ikonik müzisyenin başarısı tescillenmiş parçalarıyla Ajda Pekkan’ın eşsiz yorumları üzerinden tanıştı ve bu global hitleri kucakladı.

Ajda Pekkan’ın Türkiye’nin bir diğer müzik hazinesi, 2015’te kaybettiğimiz Fikret Şeneş ile uzun yıllar sürecek verimli birlikteliği ise 1970 yılında başladı. Şarkı sözü yazarlığını, Türkçeleştirdiği hitleri özenle seçerek ve bu parçaları söyleyecek müzisyenlerle bizzat kendisi eşleştirerek  bambaşka bir seviyeye taşıyan Şeneş, Ajda Pekkan’da aranjman parçaları içselleştirmenin yanı sıra duygusal tercümesini de yorumuna taşıma yeteneği ve vizyonunu gördüğünden olsa gerek, Şeneş – Pekkan birlikteliği 70’lerde Sensiz Yıllarda parçasıyla başlayarak, 80’ler ve 90’larda Palavra Palavra, Uykusuz Her Gece, Son Yolcu, Bir Günah Gibi, Bambaşka Biri, Kimler Geldi Kimler Geçti gibi sayısız unutulmaz şarkıyla paha biçilemez bir müzikal miras yarattı.

Nitekim bu mirasla beraber yurtdışına da açılan, Fransa’da, Yunanistan’da, Japonya’da konserler veren, dünya starlarıyla sahneye çıkan ve farklı dillerde şarkılar söyleyen Ajda Pekkan’ı herhangi bir yıldızdan çok daha ötesini temsil etmesi nedeniyle kendisine yakıştırılan süperstar sözü sanırız ki Türkiye’de hiçbir zaman bir başka isme verilmeyecek.

Türkiye’nin ilk ‘modern kadını’ ve değişmeyen moda ikonu

70’lerde ardı ardına yayınladığı 45likler ve albümlerle Türkiye’nin en popüler kadın yıldızı unvanını hızla elde eden Ajda Pekkan, müzikal başarısının yanı sıra yarattığı dönemin epey ilerisinde sayılabilecek kadın temsiliyle de çığır açtı. Stil sahibi, Avrupai, zarif, sofistike, bağımsız ve güçlü duruşuyla memlekete yeni bir modern kadın rol modeli getiren Pekkan, Türkiye tarihinde kadın tanımını modernleştiren figürlerin başında geliyor.

Yarattığı bağımsız ve güçlü kadın tanımlamasının ötesinde, her zaman kendini yenileyen moda stiliyle de kendinden sürekli söz ettiren Ajda Pekkan, 60’ların mini elbiseleri ve bandanaları, 70’lerin maskülen ve feminen detayları bir araya getiren Annie Hall stili, 90’ların görkemli ve zarif seksapeli gibi pek çok farklı tarzı Türkiye ile tanıştıran isim oldu. Maksi etekler, ihtişamlı şapkalar, döneme damga vurarak trend haline gelen gözlükler ve saç modelleri, cüretkâr sahne kostümleri gibi sayısız moda detayıyla işin görsel ve teatral yanına da verdiği önemin de her daim altını çizen Ajda Pekkan, son olarak 2018’de moda tasarımcısı Zeynep Kartal Özçelik’in kendisi için özel olarak hazırladığı koleksiyonun tanıtımı için Londra Moda Haftası’nda podyuma taşıdığı muhteşem elbiseyle, değişmez bir moda ikonu olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.

Bu sevgililer gününde belki eşinizle, belki sevgilinizle, belki de dostlarınızla veya yalnız olacaksınız. Ancak fark etmez, zira Ajda Pekkan’ın aşkın her haline yer veren muhteşem repertuarıyla 14 Şubat’ta Zorlu PSM sahnesinde vereceği bu konserde aşıklara da yalnızlara da yer var.

Yazı: Yetkin Nural