"Tüm Muhteşem Şeyler Gibi Bir Anda Oldu": Tamino
Paylaş

Röportaj: Gözde Tekay

Tamino, tam adıyla Tamino Moharam Fouad, yarı Mısırlı yarı Belçikalı 23 yaşında genç bir müzisyen. 2018 yılının Ekim ayında yayınladığı “AMIR” albümüyle kısa sürede dünya çapında bir üne ve takipçiye ulaşan Tamino’yu 18 Ekim’de, tüm biletleri günler öncesinden biten performansından sadece 1 yıl sonra PSM’ye bir kez daha konuk ediyoruz. Hipnotize edici performansı, çarpıcı sesi ve bizi ilk gençlik aşklarımıza ışınlayan hüzünlü parçalarıyla tüm müzikseverlerin kalbini çalan Tamino’nun konserini heyecanla beklerken, özlemimizi biraz olsun gidermek için kendisine müziğine dair birkaç soru sorduk.

Yoğun bir tur programın var. Turne rotasında daha önce çalmadığın, yeni şehirler var mı?  

Amerika’daki ilk solo turnem. Daha önce toplu bir festival programında Amerika’da çalmıştım ama ilk defa birileri beni izlemek için bilet alıyor.  Amerika’da hem doğu yakasında hem de batı yakasında birçok şehirde çalacağız. Ve daha önce ziyaret etmediğim şehirler var. Aynısı Türkiye için de geçerli. Ankara ve İzmir’de de ilk defa konser vereceğim. Geçen yılki İstanbul konserimizde çok şaşırmıştık, aslında ikinci konserimizdi ama konser salonu çok büyüktü ve tüm biletler tükenmişti. Geçen yılın kesinlikle en iyi konseriydi.

“Amir” in Deluxe versiyonu Ekim ayında iki yeni şarkı olan Crocodile ve Every Pore ile yayınlanacak. Bu şarkıların albümün ilk versiyonunda yer almamasının özel bir sebebi var mı?

Albümün kalanında yer alan parçalardan daha farklı olduklarını hissediyordum. Aslında diğer şarkılardan daha bile eskiler. Sadece albüme tam anlamıyla uymadıklarını düşünüyordum. İlk albümde 12 şarkı olmasının bile fazla olduğundan şüpheleniyordum ve daha fazla şarkı eklemek istemedim. Yine bu versiyon ile onları paylaşabildiğim için çok mutluyum. Duyulmaya değen şarkılar.

Amir’de Colin Greenwood (Radiohead) ve Nagham Zikrayat gibi müthiş müzisyenlerle işbirliği yaptın. Bu birliktelikler nasıl ortaya çıktı?

Tüm muhteşem şeyler gibi bir anda oldu. Colin ortak arkadaşlarımız aracılığıyla benim Antwerp’teki bir konserime gelmişti. Konser sonrasında tanıştık. Kendisi çok samimi ve iyi kalpli biri. Üstelik favori müzisyenlerimden... Neden benimle çalmasını teklif etmeyeyim diye düşündüm, o da kabul etti. Dahası bize konserlerde eşlik edip edemeyeceğini sorduğumuzda da olumlu bir yanıt aldık. Sonbahardaki bazı konserlerimizde bizimle sahnede olacak.

Nagham Zikrayat ise büyükbabamın şarkılarını onlarla birlikte yorumlamam için bana ulaştı. Arapça bilmediğim için şarkıları söylemek konusunda, fonetik olarak kendimi pek rahat hissetmedim. Bu yüzden onlara hayır dedim fakat benimle çalıp çalmak istemeyeceklerini sordum. Süregelen işbirliğimiz de böylece başlamış oldu.

Kültürel mirasınızı şarkılarınıza sofistike bir şekilde yansıtıyorsunuz. Bu bilinçli bir seçim mi?

Şarkı üretiminde iki aşama olduğunu düşünüyorum. İlk aşama şarkının yazımı. O noktada sadece ben ve bir gitar ya da piyano oluyor. İlk başta aklımdaki şarkıyı kaydediyorum. Bu süreçte algılarımı yeni düşünceler ve biraz ilham için açık tutmaya çalışıyorum. Yani önce çalışmam gerekiyor, sonrasında güzel şeyler ortaya çıkıyor. Bazen de hiçbir şey olmuyor.

Yazdığım şarkılarda kültürel mirasımın etkileri olduğunu ben de fark ediyorum ama bu bilinçli olarak hayata geçirdiğim bir şey değil. Şarkılarımı bilinçli ya da planlı bir başlangıç noktasından yola çıkarak yazamıyorum. Bunu daha önce denedim ve genelde pek de iyi şarkılar olmuyor. En iyi şarkılar bilinçaltından gelenler oluyor.

Şarkı üretiminin ikinci aşamasına geçtiğimde, yani şarkının kaydına girerken nelerin altını çizmek istediğime dair bilinçli kararlar vermeye başlıyorum: Nagham Zikrayat’a benimle çalmalarını teklif etmek gibi.

Amir için şu ana kadar aldığın en iyi yorum nedir? İnsanların sizi dinlerken nasıl hissetmelerini istersiniz?

İnsanların albümü dinlemesi, şarkılarımın hayatlarında bir şekilde yer bulması bile beni hala şaşırtıyor. Ne hissetmek isterlerse onu hissedebilirler aslında. Herhangi bir müziği dinlerken kimsenin özellikle hissetmesi gereken bir duygu olduğunu düşünmüyorum. Hayatına, o anki ruh haline bir şeyler ekliyorsa...bilmiyorum. Çok da önemli değil sanırım. Dinlediğin müziği kendin için kişisel bir forma getirebiliyorsan, sana başka insanlara hissettirdiğinden farklı duygular hissettiriyorsa bu oldukça iyi. Dinleyen biri bu adam neler yaşamış yerine bu şarkı tam olarak yaşadığım bir olaydan bahsediyor diyorsa bu beni mutlu eder.  

Son zamanlarda kimi dinliyorsun?

Bu soruyu her duyduğumda mutlaka Spotify’ımı kontrol ediyorum, o yüzden biraz bekleteceğim. Sevdiğim bir albüm keşfedince onu birkaç ay dinlerim. Günümüzde Spotify gibi mecralar sayesinde ile birçok farklı müzisyenin parçalarından oluşan listeler dinleyebiliyorsun -ki bunu seviyorum - ama genellikle albümleri bir bütün olarak dinlemekten ve keşfetmekten daha çok keyif alıyorum. Kulağa komik gelebilir ama bu aralar Ryan Adams’ın Taylor Swift’in 1989’unu yeniden yorumladığı albümünü çok sık dinliyorum. Ryan Adam’ın yorumu muhteşem. Onun dışında bolca Neil Young, biraz da hip-hop mesela Brockhampton.

Bir gösteri için İstanbul'a 3. gelişin. Şehri keşfetme şansın oldu mu?

Son gelişimizde annem de bize eşlik etmişti. Beraber Topkapı Sarayı’na gittik. Orada bir sultanın yaşadığını düşünmek oldukça çılgıncaydı. Ama beni en çok etkileyen, güneş ışığı oldu. İstanbul’a gelmeyi çok seviyorum.