Tematik anlatıların adresi alt-J’e dair bilinmesi gerekenler
Paylaş

Indie rock, indie pop, art rock ve folktronica sularındaki üretimleriyle Mercury Ödülü’ne uzanan İngiliz üçlü alt-J, PSM Loves Summer konser serisi kapsamında, 15 Haziran’da Turkcell Sahnesi’nde çalacak. Beş yılın ardından geçtiğimiz şubatta yayımladığı The Dream’den şarkıları seslendireceği Avrupa turnesinde İstanbul’a da uğrayacak gruba dair bazı bilinmesi gerekenleri derledik. Biletler de burada.

alt-J, Gwil Sainsbury (gitar/bas), Joe Newman (gitar/vokal), Gus Unger-Hamilton (klavye/vokal) ve Thom Green (davul) tarafından, tüm üyeler Leeds Üniversitesi'nde öğrenciyken, 2007’de kuruldu. Sainsbury, 2014’te gruptan ayrıldı.

Hikâye Newman’ın, gitar çalan babasından esinlenerek yazdığı bir avuç şarkıyı Sainsbury’ye dinletmesiyle başladı. Kayıtlar için ilk yardımcıları GarageBand’di.

İlk isim önerisi Gwill Sainsbury’den geldi: Üçgen şeklindeki delta (Δ) sembolü. Ancak diğer üyeler telaffuz edilebilir bir kelime olması konusunda ısrar edince grub adını, sembolün klavye kısayolu olan alt ve J tuşlarının bir araya gelmesinden aldı. alt-J, konserler esnasında elleriyle üçgen işareti oluşturmanın yanı sıra parçalarında da sıklıkla ona göndermeler yapıyor. “Tesselate”te geçen, “Üçgenler benim en sevdiğim şekildir” sözünde olduğu gibi mesela. Yeri gelmişken, bu şarkıyı, grubun büyük bir hayranı olan İngiliz pop müzisyeni Ellie Goulding yeniden yorumlamıştı.

alt-J ilk konserini, solist Joe Newman’ın oturma odasında çaldı. Müziğe, kendi elleriyle yaptıkları bir miktar sıcak şarap eşlik ediyordu ve içlerinden biri bayılmıştı.

2012’ye tarihlenen ilk uzunçalar An Awesome Wave ile grup, henüz yolun başındayken Ivor Novello hem de Mercury ödüllerini kazanmıştı. Albümün kapak resmi, dünyanın en büyük “delta”sı olan Ganj'ın tepeden bir görüntüsüydü.

“Buffalo” adlı şarkıları, başrollerini Jennifer Lawrence ve Bradley Cooper’ın paylaştığı Oscar ödüllü film, Silver Linings Playbook için yazıldı.

Davulcu Thom Green, işitme kaybı ve böbrek yetmezliğine yol açan nadir bir genetik hastalık olan Alport sendromundan muzdarip. Yani yaklaşık yüzde 80 sağır.

Joe Newman'ın şarkı yazarlığı sinemadan çokça etkilenmekte. İlk uzunçalar An Awesome Wave’in adı, Christian Bale’li American Psycho'daki bir replikten gelirken, albümde bulunan “Matilda” parçasının sözleri ise Luc Besson klasiği Léon’un Natalie Portman tarafından canlandırılan 12 yaşındaki karakterine bir övgü. An Awesome Wave, yalıtımı yetersiz bir stüdyoda kaydedildiği için zaman zaman kimi dış sesler de şarkılara sızmak zorunda kalmış. “Matilda”daki otobüs freni bunlardan biri.

alt-J, sinemanın yanı sıra başka birçok yerden aldığı ilhamlarla şarkı yazarlığını destekleyen bir grup. Örneğin, aşkını kalıcı kılmak için çaresizlik içinde, şiddetli patlamalara veya tehditlere başvuran saplantılı bir sevgilinin şarkısı olan “Breezeblocks”,  Maurice Sendak'ın Where The Wild Things Are? adlı çocuk kitabına göndermeler yapıyor.

Grubun en dokunaklı parçalarından biri olan “Taro” ise ilk kadın savaş foto muhabiri Gerard Taro ve yine bir savaş fotoğrafçısı olan Robert Capa’ya bir övgü. İkilinin başka bir hayatta yeniden bir araya gelmelerini tasavvur ediyor.

Son albüm The Dream’de yer alan “The Actor” da tarihten esinleniyor. 1982’de Los Angeles’daki Chateau Marmont’ta geçen şarkı, aynı yılın 5 Mart’ında hayatını kaybeden John Belushi’den bahsediyor. Gruba göre, rüyasının peşinde şehre gelen iyimser bir genç film yıldızının çaresizlik, bağımlılık ve Los Angeles’ın en meşhur otelinde ölümüyle sonlanan bir masal. Dahasını canlı canlı dinlemek, alt-J’in incelikli hikâye anlatımına ortak olmak için 15 Haziran Zorlu PSM konserini kaçırmayın!

Yazı: İlayda Güler (Bant Mag.)