Sónar Istanbul Performansları Öncesi Booka Shade ile Mini Bir Sohbet
Paylaş

6 Nisan'da Sónar Istanbul kapsamında SonarClub'da sahne alacak elektronik müzik ikilisi Booka Shade Ozan Tezvaran'ın sorularını yanıtladı. 

Röportaj: Ozan Tezvaran

Çeviri: Yağmur Baki

Booka Shade bir araya nasıl geldi? Planet Claire ile Booka Shade arasındaki farklar nelerdir? Genel olarak ilham kaynaklarınızdan bahsedebilir misiniz?

15 yaşlarındayken, Walter ve ben bir okul grubunda tanıştık. Kısa zaman içinde müzik için ortak bir tutkuyu ve gelecekte müzik yapmakla ilgili ortak bir hayali paylaşır olduk. Bu hayalin peşinden gitmek delice görünse de çok çalışarak bunu gerçekleştirdik. İlk grubumuz Planet Claire ile Booka Shade arasında pek çok mahlas grubumuz ve farklı projemiz oldu ama işin özünde hep klavye ve davul enstrümanları kullandık.

İlhamımız etrafımızdaki her şeyden geliyor, etrafımızdaki insanlardan ve gittiğimiz mekanlardan. Seyahat eden bir müzisyen olmak her zaman farklı kültürlerle tanışmayı sağlıyor. Bir önceki albümümüz “Galvany Street” pek çok vokalle pop şarkıları deneyimlediğimiz bir albümdü ve KRAFTWERK’un bir üyesiyle birlikte çalıştık, Dolby Atmos mix yaptık. Güzel zamanlardı.

Bu bize çok enerji verdi ve durmak istediğimiz yere, melodik kulüp müziğine döndük. Nisanda çıkacak olan yeni albümümüz ‘Cut The Strings’ çok sevdiğimiz kulüp seslerine geri dönüyor.

Get Physical plak şirketi nasıl başladı?

“Get Physical” MANDY’den iki arkadaşımız Patrick ve Philipp tarafından bulundu, arkadaşımız Peter Hayo prodüktörlüğünü yaptı. Ve bir de biz vardık. Böyle bir marka oluşturduk çünkü kimse bizim yaptığımız gibi bir müzik yapmak istemiyordu. 2001/2002’de yavaş house müzik, disko tınıları ve melodik bas denemeleri yaptık ama sonrasında olay elektronik house müziğe döndü ve patladı! 500 plak satarken bir anda 10.000 satmaya başladık! Çılgıncaydı. Bizimle iş yapmak istemeyen dağıtımcılar anında pişman olmaya başladılar.

“Memento” albümünden çalmayı en sevdiğimiz parça hangisi? 15 yıl sonra albümü dinlediğinizde neler hissediyorsunuz?

Aslında şu anda o albümden şarkılar çalmıyoruz. Diğer albümlerden çalmamız gereken fazlaca şarkı var, ama başlangıç parçası VERTIGO her zaman favorim olmuştur. Özel bir atmosferi var. Biraz içsel, klostrofobik bir albüm. Prodüktörler olarak günü bitirdikten sonra albümümüz için sadece geceleri vaktimizin olduğunu tahmin edersiniz.

2007’deki Movements turunuzdan unutamadığınız anılarınız var mı? 20 ayda 150 şovla nasıl hayatta kalmayı başardınız? Motivasyonunuz neydi?

Ah evet, Pukelpop Belçika’daki bir anımız unutulmazdı. Body Language’deki bass line’ı 12.000 kişiyle söylemiştik. Bizi resmen uçurmuştu. Bundan on yıl sonra Movements 10 Turu’nda London Royal Festival’de biletlerimiz tükendi. Hiç unutamayacağımız geceler bunlar… 

Takip edebildiğim kadarıyla, müzik hayatında iş birliği yapmaktan hiçbir zaman vazgeçmediniz. Bununla ilgili en önemli şey neydi?

Evet her zaman, Booka Shade için de iş birliği içindeydik. Bu bizim işimiz ve tutkumuz. Aslında şu günlerde bu çok daha kolay. Eskiden olduğu gibi çok fazla gezemiyoruz çünkü ailelerimiz var, ailemizle vakit geçirip çocuklarımızın büyüyüşünü görebilmek istiyoruz.

Türkiye’deki dinleyicilerinize söylemek istediğiniz şeyler var mı? Genel olarak ve tabii ki Sónar performansınızdan önce?

Müzikle ilgili olarak, özellikle de enstrümantal müzikte mükemmel olan şey müziğin kalbinize ulaşabilmesi ve hiçbir dil bariyeri olmaması. Eğer kalbinizle dinlerseniz her şey çok güzel oluyor. Her zaman İstanbul’da muhteşem şovlarımız oldu ve çok güzel kalabalık bir dinleyici kitlemiz vardı. Sónar’da çalmak için dört gözle bekliyoruz.