She Past Away: Remix Albüm Yolda!
Paylaş

She Past Away, bir süredir aktif müzik yaşamını yurtdışında sürdüren iki müzisyen; Volkan Caner ve Doruk Öztürkcan’dan kurulu bir grup. Üçüncü albümleri “Disko Anksiyete” geçen yılın ortalarında çıktı ve bu albümü iki büyük turne izledi. Yeni başladıkları turne dahilinde 10 Mart tarihinde Dark Night kapsamında Kaelan Mikla ve Box and the Twins gruplarıyla beraber %100 Studio’da bir konser verecekler. Konser öncesi grubun gitarist ve vokalisti Volkan Caner sorularımızı yanıtladı…

Öncelikle geçen yıl çıkan albümünüz “Disko Anksiyete”den bu yana neler yaptınız, She Past Away için hayat nasıl geçti?

Oldukça hareketli geçiyor. Geçtiğimiz ocak ayının ortasına kadar süren bir turne programımız vardı. Mart ayı itibariyle tekrar yollara düşeceğiz. Bunun haricinde yeni albümden ‘Durdu Dünya’ya bir klip çektik. İstanbul konseri öncesinde yayınlanmış olur muhtemelen. Ayrıca önümüzdeki mayıs ayı içinde üç albümümüzdeki parçaların remix’lerinden oluşan bir albüm yayınlayacağız. Albümde birçok sürpriz isim var. Şimdilik durumlar böyle. 

Yurtdışında yaşamaya başladıktan sonra kaydettiğiniz ilk albüm oldu “Disko Anksiyete”. Soundun biraz yumuşamasını, ilk kez yabancı sözlü bir şarkıya yer vermenizi, hatta renkli kapak kullanmanızı buna bağlayabilir miyiz?

Mutlaka bu durum müziğimize yansımıştır. ‘La Maldad’ isimli şarkımıza yapılan oldukça eğlenceli bir yorum okumuştum. "Sounds like goths vacationing in Spain Beaches" :) (“İspanya plajlarında tatil yapan gotikler gibi tınlıyor.”) Şarkıdaki rockabilly durumu böyle hissedilmesine sebep olmuş olabilir. ‘La Maldad’ en eski şarkılarımızdan biri aslında. Sözleri hazır olmadığından dolayı önceki albümlerde yeralmamıştı. Müziğin yumuşaması konusuna gelince; bu bilinçli yaptığımız bir tercih olmadı. Sevdiklerimiz, etkilendiklerimiz sürekli değişiyor ve bu da müziğimize yansıyor. Kendini tekrar eden gruplardan olmak istemeyiz. Ama yine de buhran ve karamsarlık anlamında oldukça tavizsiz şarkılar barındırdığını düşünüyorum albümün. Derinliklerine indikçe bu durum daha da belirginleşiyor.

“Disko Anksiyete” ismi nasıl ortaya çıktı?

Anksiyete hayatımızın bir parçası. Bu huzursuzluğu disko fikriyle birleştirmek hoşumuza gitti. Disko derken, bol sisli bir 80'ler diskosunu kastediyorum. 

İlk kez bir albümde cover bir şarkıya yer vermediniz. Belli bir sebebi var mı?

Bunun üzerinde düşünmedik hiç. Her albümde olmalı gibi bir kuralımız yok. İleride aklımıza enteresan bir fikir gelirse neden olmasın. 

 

“STİL OLARAK TEK BİR EKOLE BAĞLI DEĞİLİZ!”

Yaptığınız tarzın belli kalıpları var bu da müzisyeni biraz kısıtlayan bir durum. Kendinizi tekrardan ve tekdüze olmaktan nasıl kaçınıyorsunuz?

O kalıpları mümkün olduğunca geniş tutmaya çalışıyoruz. Daha doğrusu doğal haliyle öyle. Sadece Sisters, Nephilim vb. gibi gruplardan etkilenerek müzik yapan “goth” gruplardan olmadık hiç. Bu oldukça sıkıcı olurdu. Belli bir dönemden etkileniyor olsak da stil olarak tek bir ekole bağlı değiliz. 

Bunun yanında sevdiğimiz ve takıntılı olduğumuz bazı klişeler de var soundumuzun bir parçası olan. Biz sıkılmadığımız sürece de müziğimizde varolacaklar. 

İspanya’da hayat nasıl gidiyor?

Gayet güzel. Sosyal biri sayılmam. Genelde bisikletle dolaşarak ya da plakçıları gezerek vakit geçiriyorum. Ayrıca yaşadığım yer konser, etkinlik vs. anlamında oldukça zengin. Elimden geldiğince bu etkinlikleri takip etmeye çalışıyorum.  

Eğer yurtdışına taşınmasaydınız yine bu konuma gelebilir miydiniz? Taşınmanın sizin için faydaları neler oldu?

Aslında yurtdışına taşınmadan önce turlamaya başlamış ve darkwave sahnesinde iyi bir noktaya gelmiştik. Ama bunun devam edebilmesi açısından yurtdışında yaşıyor olmak büyük bir avantaj tabii. Özellikle seyahat anlamında. Vize işlemleri ile uğraşmamak vs gibi. Ve müzik piyasasını daha yakından takip edebiliyor olmak artılar arasında diyebilirim. 

Amerika turnesi nasıl geçti?

Harikaydı. Çoğu konserimiz sold out oldu. Biri mayıs diğeri temmuz ayında başlayan, Kanada ve Güney Amerika’nın da dahil olduğu 2 tur yaptık. Zaman zaman yorucu da olsa büyük bir deneyim oldu bizim için. Amerika piyasası bu turne öncesine kadar deneyimlediğimiz bir tecrübe değildi. Bir festival kapsamında değil de kendi konserlerimizde çalmış olmak ve orada da bir kitlemiz olduğunu görmek muhteşemdi. 

Yeni albüm için şarkı yazımına başladınız mı? Çıkış tarihi belli mi?

Evet başladık. Şu an için taslak olarak birçok şarkı var elimizde. Ve oldukça soğuk, karanlık ve kederli işler olduğunu söyleyebilirim. 4. albümün çıkış tarihi şimdilik belli değil ama 3. albüm kadar uzun bir süre beklemeyeceğiz. 

“EN BÜYÜK ZEVKLERİMDEN BİRİ PLAKÇILARI GEZMEK.”

Çok turlayan müzisyenler müzik dinleme alışkanlıklarını kaybediyor mu? Müziksever olarak gündemi takip edebiliyor musun?

İster istemez kaybediyoruz. En büyük zevklerimden biri plakçıları gezmek. Aradığım bir albümün plağını bulup hızlı adımlarla eve dönmek ve ibadet edercesine o albümü dinlemek. Bu beni 90'lardaki kaset dönemine götürüyor. Turnedeyken bu söz konusu olmuyor maalesef. Spotify, youtube gibi mecralardan müziği takip ediyoruz. Bundan şikayetçi değiliz tabii. Gündemi de elimizden geldiğince takip etmeye çalışıyoruz. 

Son zamanlarda neler dinledin? Tavsiye edebileceğin yeni isimler olur mu?

Roxy Music – “For Your Pleasure” ve “Flesh and Blood”, Death in June – “Essence!”, Fliehende Sturme – “Neun Leben” son dönemlerde sıkça dinlediklerim. Ayrıca Death – “Human” ile Sean Reinert'ı bolca andım. (death ve Cynic gruplarında baget sallayan Sean Reinert 24 Ocak 2020 tarihinde, 48 yaşında hayatını kaybetti.) Yeni dönem gruplardan da Actors, Uncanny Walley beğendiğim isimler.

Röportaj: Çağlan Tekil