PSM Caz Festivali Nasıl Geçti?
Paylaş

45.000'nin üzerinde müzikseverin katılımıyla gerçekleşen 3. PSM Caz Festivali bu yıl 250'den fazla müzisyeni ağırladı. 38 gün boyunca, 45 konser ve onlarca yan etkinlikle Zorlu PSM’yi müziğin en güzel renklerine boyayan festivalin ardından, festival süresince bizi yalnız bırakmayan değerli basın üyelerinden konserlere dair izlenimlerini rica ettik.

Uygar Taylan - Akşam

Bu yıl, PSM Caz Festivali’nde gözünü kırpmadan izlediğin/iz konser hangisiydi?

Kesinlikle Olafur Arnalds! Müziğin, insanı oturduğu koltuğa sabitleyen, hipnotik gücüne şahit olduk. Bir salon dolusu insan çıt çıkartmadan büyülenmiş gibi izledi konseri. Çoraplarıyla piyanonun başına geçen Olafur, kuzeyin melankolik atmosferini melodileriyle dinleyicilere yaşattı. Ruhum ve kulaklarım dinlendi (temizlendi) diyebilirim.

PSM’de konser izlemeyi en sevdiğin/iz mekan hangisi?

Alan genişliği ve sahne kapasitesi açısından Turkcell Platinum Sahnesi olsa da şahsi tercihim %100 Studio’dan yana. Çok daha samimi olmasının yanı sıra Studio sahnesinde sanki daha alternatif konserler izliyoruz.

Festivalin ilk 3’ü sence hangileriydi?

Ólafur Arnalds
Olafur Arnalds, Alan Parsons Live Project, Portico Quartet

Önümüzdeki festivalde PSM Caz Festivali’ne hangi isim yakışır?

Büyüleyici sese sahip Sade, Norah Jones ya da Hope Sandoval (Mazzy Star) gibi kadın vokallerin PSM Caz Festivali’ne yakışacağını düşünüyorum. Her müziğin caz festivali başlığı altında söyleyebileceğim isimlerse; Diana Krall, Pat Metheny, Brad Mehldau, Avishai Cohen, Connan Mockasin, James Blake, Paradis, David August, AIR, Telepopmusik ve Beach House. Bugüne kadar birçok uluslararası büyük ismi getirmeyi başaran PSM ekibine inanıyoruz.


Leyla Diana Gücük – Cazkolik.com

Bu yıl, PSM Caz Festivali’nde gözünü kırpmadan izlediğin/iz konser hangisiydi?

Gitmiş olduğum tüm konserleri gözümü kırpmadan izledim desem yeridir. Aynı zamanda fotoğrafçı gözüyle baktığım için, hep heyecanla bakıyorum ama, tabii benim icin en keyifli diyecegim konserlerden Lars Danielsson, John Scofield, John McLaughlin diyebilirim.

PSM’de konser izlemeyi en sevdiğin/iz mekan hangisi?

Mekan olarak Turkcell Sahnesi güzeldi. Touché’nin de yeri ayrı.

Festivalin ilk 3’ü sence hangileriydi?

Lars Danielsson

Lars Danielsson, John Scofield, John McLaughlin diyebilirim. Chris Botti de şovuyla sahneyi doldurdu ve doyurdu.

Önümüzdeki festivalde PSM Caz Festivali’ne hangi isim yakışır?

İzlemeyi çok beklediğimi iki isim var. Birincisi SADE. Onu canlı dinlemek ve röportaj yapmayı çok isterim. Herhalde en çok heyecanlanacağım kişi o olurdu. İkincisi de Anoushka Shankar.


Ece Ulusum – Back on Stage

Bu yıl, PSM Caz Festivali’nde gözünü kırpmadan izlediğin konser hangisiydi?

Ólafur Arnalds ve Alan Parsons Live Project! İkisinin de sahnedeki aurası bambaşkaydı. Özellikle Parsons'ın konserinde kendimi çok iyi hissettim. Her yaştan insan vardı; koltuğun bir tarafında dijital fotoğraf makineleriyle çekimler yapan nesil diğer tarafında Instagram story'sine filtre seçen nesil. Grup tişörtleri giyenler, pankart hazırlayanlar, haykıra haykıra eşlik edenler... One Note Symphony'le başladı bir daha da ayaklarımız yere değmedi.

PSM’de konser izlemeyi en sevdiğin mekan hangisi?

Şüphesiz %100 Studio! Her konserde bambaşka kimliğe bürünen, harika ses ve ışık sistemine sahip bir alan.

Festivalin ilk 3’ü sence hangileriydi?

John McLaughlin

John McLaughlin, John Scofield, Ólafur Arnalds ve Alan Parsons Live Project.

Önümüzdeki festivalde PSM Caz Festivali’ne hangi isim yakışır?

Her müziği kucaklayan festival olduğundan blues ve country türlerini görmeyi çok isterim. Festivalde görmeyi istediğim isimler şöyle: Robert Finley, Imelda May, Goran Kajfes Subtropic Arkestra, Jesper Munk veeee Rhiannon Giddens.


Levent Öget – Açık Radyo

Bu yıl, PSM Caz Festivali’nde gözünü kırpmadan izlediğin konser hangisiydi?

John McLaughlin

PSM’de konser izlemeyi en sevdiğin mekan hangisi?

Turkcell Sahnesi

Festivalin ilk 3’ü sence hangileriydi?

Stanpolites Project Meets Okay Temiz

John McLaughlin, John Scofield, Evrim Demirel

Önümüzdeki festivalde PSM Caz Festivali’ne hangi isim yakışır?

Tony Allen, Renaud Garcia Fons, Ron Carter , Joshua Redman, David Murray, Leszek Mozdzer, Erik Truffaz, Ibrahim Maalouf, Terence Blanchard, Amir El Saffar, Nils Landgren, Jane Bunnett, New Cool Collective, Red Baraat


Barış Çağlayan – Rave Mag

Bu yıl, PSM Caz Festivali’nde gözünü kırpmadan izlediğin konser hangisiydi?

Lars Danielsson (Olafur Arnalds'a katılmadım, katılabilseydim o olurdu büyük ihtimalleJ)

PSM’de konser izlemeyi en sevdiğin mekan hangisi?

Turkcell Sahnesi

Festivalin ilk 3’ü sence hangileriydi?

The Alan Parsons Live Project
Olafur Arnalds,  John McLaughlin & The 4th Dimension, The Alan Parsons Live Project

Önümüzdeki festivalde PSM Caz Festivali’ne hangi isim yakışır?

Ibrahim Maalouf, Yussef Dayes, Till Brönner, Jojo Mayer, Incognito, Miles Mosley, Colin Stetson


Sevin Okyay – NTV Radyo/BirGün

Bu yıl, PSM Caz Festivali’nde gözünü kırpmadan izlediğin/iz konser hangisiydi?

John Scofield Combo 66

PSM’de konser izlemeyi en sevdiğin/iz mekân hangisi?

Turkcell Sahnesi

Festivalin ilk 3’ü sizce hangileriydi?

Julia Biel
John Scofield Combo 66, Lars Danielsson, Julia Biel

Önümüzdeki festivalde PSM Caz Festivali’ne hangi isim yakışır?

Medeski, Martin & Wood


Feridun Ertaşkan – Cazkolik

Bu yıl, PSM Caz Festivali’nde gözünü kırpmadan izlediğin/iz konser hangisiydi?

Aslında birden fazlaydı. En beğendiğim konser Terry Riley konseriydi. Sık konser izlemeye çalışan biri olarak benzer tarzlar arasında bir anda öne çıktı Riley’nin müziği. Basit müzikal cümlelerin, enstrümanların olanaklarının yaratıcı kullanımıyla etkileyici sonuçlar doğuracağını ispatlayan bir konserdi. Bir diğer konser ise John Scofield konseri oldu. Hem solist becerisi hem ensemble soundu son derece başarılıydı. Scofield ilerleyen yaşına rağmen güçlü bir icra sundu. Uzun soloları dinleyici adeta koltuğuna mıhladı. Yanısıra, Türkiye’den sanatçıları da başarılı buldum. Sibel Köse neden Türkiye’nin en iyi caz solisti olduğunu konserinde bize yeniden hatırlattı.

PSM’de konser izlemeyi en sevdiğin/iz mekan hangisi?

Kesinlikle Touché. Açıldığı günden beri bu yeni kulübü takdir ediyorum. İstanbul gibi bir metropolün çok ihtiyacı vardı bu kalitede bir caz klübüne.

Festivalin ilk 3’ü sence/sizce hangileriydi?

Terry Riley & Gyan Riley

Birincisi programın kendisiydi. İkincisi Touche klübünün öne çıkmasıydı ki bu ayrıca geleceğe yatırım da demek oluyor. Üçüncüsü majör konser dengesi başarılıydı.

Önümüzdeki festivalde PSM Caz Festivali’ne hangi isim yakışır?

Bu soru uzun bir liste olur… Konsept olarak söyleyim, birkaç da isim ekliyim; 50. yılını kutlayan ECM firması kurucusu/sahibi Manfred Eicher’in konukluğuyla özel bir gece büyük salona çok yakışır (böyle bir geceyi ACT firması yapmıştı ). Avrupalı Big Band’ler gecesi TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrasıyla unutulmaz bir gece olur. Önemli bir bestecinin -misal Cole Porter- besteleriyle anıldığı divalar buluşması. Oğul Ravi Coltrane yönlendiriciliğinde bir John Coltrane özel gecesi (sanatçıların bu tarz özel tekliflere açık olduğunu sanıyorum). Caz dünyasında konsept projeler artıyor, bu konseptleri takip edip uygun olanı izlemek önemli fırsatlar içeriyor. Jacques Loussier Trio ilk albümünü yayınlamasının üzerinden 60 yıl geçti, hala çalabiliyorken bu büyük sanatçı özel bir konsere davet edilebilir. Terence Blanchard’lı The E-Collective, SF Jazz Orchestra, Newport’un son programında görüp kıskandığım The Messenger Legacy (Art Blakey’nin 100. yaşı için gelişen projeler bunlar), proje fikirlerine yakın olduğum için yine benzer bir çalışma olarak genç piyanist Christian Sands’in 3 piyanistli Erroll Garner konseri cazip fikirler benim için (bu fikirden yola çıkarak yeni projeler geliştirmek için de cazip). Stephen Micus (yeni albüm çıkardı). Yerli projeleri artırmak. Daha çok var :)


İhsan Dindar – Milliyet.com.tr

PSM Caz Festivali henüz üçüncüsü düzenlenmesine rağmen sahne alan isimleriyle İstanbul’un 2019 yılında dünyaca ünlü isimlere ev sahipliği yapmasına vesile oldu. John McLaughlin’den Enrico Macias’a Olafur Arnalds’tan Bobby McFerrin’e uzanan bir yelpazede “her müziğim caz festivali” mottosyla hareket eden festival damaklarda muazzam bir tat bıraktı.

25 Nisan’da başlayan ve 1 Haziran’a kadar süren 3. PSM Caz Festivali, İstanbullulara dünyaca ünlü müzisyenlerin performanslarına tanıklık etme fırsatı verdi. Uzun sayılabilecek bir süre boyunca ve neredeyse her gün Zorlu PSM’nin farklı sahnelerinde düzenlenen konserler elbette biz müzikseverler tarafından da heyecanla karşılandı.

Müzisyen listesinin uzunluğundan ötürü tümünü sayamasak da Alan Parsons Project, John McLaughlin, Bobby McFerrin, Enrico Macias, Olafur Arnalds, Joep Beving, Kamaal Williams, Julia Biel, Lars Danielsson Group, Mark Guiliana, Madeleine Peyroux, Morcheeba, Terry Riley gibi çok önemli uluslar arası isimlerin yanı sıra İlhan Erşahin, Karsu, AyşeDeniz Gökçin, Ferit Odman, Kerem Görsev, Önder Focan ve Fazıl Say gibi yerli isimler de beş hafta süren bu şölende dinleyiciyle buluştu.

Bobby McFerrin

3. PSM Caz Festivali programı ilk açıklandığı an itibarıyla büyük bir heyecana neden oldu. John McLauglin gibi bir efsanenin yanı sıra Bobby McFerrin ve Terry Riley bu festival için İstanbul’dan geldi geçti. Bu isimlerin konserlerine tanıklık etmek eminim her müzik tutkunu için gelecek nesillerine anlatacağı birbirinden güzel hikayelerle dolu olacak. İşte bu noktada öykünün bana dokunan noktasına yavaş yavaş geçmek istiyorum.

Festival programı düzenlenen basın toplantısıyla duyurulduğunda mekânda farklı basın-yayın kuruluşlarında yıllardır çalışan meslektaşlarımızla birlikte hissettiğimiz o tatmin yüzümüze yansıyordu. Liste açıklandığında gönlümün zirvesinde her daim dinlemekten büyük bir zevk aldığım Enrico Macias, Olafur Arnalds ve Joep Beving yer aldı.

Yukarıda saydığım bu üç ismin de ortak noktası hayatımın farklı dönemlerinde yaşadığım duygulara dokunmayı başarmış olmalarıydı. İster Enrico Macias gibi yarım yüzyıldan uzun bir süredir dünya müziğine büyük etkiler bırakmış olsun isterse de son yılların dikkat çeken türü olan minimal müziğin Olafur Arnalds ve Joep Beving gibi yıldızları olsun, hayatımın akışına fon müziği besteleyen bu isimleri de canlı canlı dinlemek tartışılmaz bir şekilde unutulmaz anıların birikmesini de sağladı.

Konseri öncesi röportaj yapma imkanı da bulduğum bu Frankofon, Akdenizli ve bir o kadar da doğulu bir müzisyen olan Enrico Macias’ın, Dario Moreno’ya olan sadakat duygusunu, İzmir ve Türkiye aşkını da duyma fırsatım oldu. Çok sayıda bestesinin Türkçe aranjelerinin de yapıldığı Enrico Macias, 27 Nisan’daki konserinde salonu dolduran hemen hemen herkesin en azından mırıldanarak melodilere eşlik ettiğini görünce bu efsane ismin bu topraklarda taşıdığı anlamı bir daha idrak ettim. Üstelik o anda kişisel tarihimin en mutlu anlarından da birini yaşama şansıyla karşı karşıyaydım.

3. PSM Caz Festivali’nde beni etkileyen bir diğer önemli konser de Olafur Arnalds’ın konseri oldu. Biz basın mensuplarının festivallere dair en sevdiğimiz anlarından biri de bu gibi önemli insanlarla röportaj yapma imkanı elde etmemizdir. Olafur Arnalds da bu fırsatı yakaladığım festivaldeki bir diğer isim oldu. İzlanda’dan son yıllarda sayısı hızla artan dünyaca ünlü müzisyenlerden biri olan ve bence günümüzde türünün en önemli temsilcilerinden biri olmayı başaran piyanist Olafur Arnalds, grubuyla birlikte Turkcell Ana Sahnesi’nde hem çaldığı besteleri hem de yarattığı ambiyansla salonu dolduran binlerce müzisyeni derinden etkilemeyi başarıp onları adeta bir trans haline soktu. Kuşkusuz benzeri bir etkiyi insana dokunan bir hikayesi olan Hollandalı piyanist Joep Beving ile de yaşadık. Ruha dinginlik katan o melodileri dinlerken bitmek tükenmek bilmeyen bir müzik aşkımla bir yandan da önümüzdeki sene hangi isimlerle bu festival kapsamında karşılaşabileceğimizi düşündüm.

Festival programına sonradan eklenen ve geçtiğimiz yüzyılda müziğe yön veren önemli isimlerden biri olan Alan Parsons’u ağırlayan İstanbul’a gelecek yıl benzeri isimleri de dinlemek yakışacaktır. Belki biraz hayalci olacak ama Alan Parsons’un da katkısının bulunduğu Pink Floyd’un vokali, muhteşem gitar sololarının sahibi David Gilmour’u da “her müziğin caz festivali” mottosuyla hareket eden PSM Caz Festivali kapsamında İstanbul’da dinlemek kuşkusuz muhteşem bir deneyim ve anı olacaktır.