Müzik yazarları ve radyoculardan evde izlemelik konser önerileri
Paylaş

Hazırlayan: Cem Kayıran

Konser salonlarını, festival alanlarını ve müziğin tüm titreşimlerinin vücuda yayılışını özleyenler ev günlerinde çareyi dijital platformlarda buluyor. Aynı tadı vermediği aşikâr olsa da bir süre konser hasretimizi canlı yayınlarla ya da arşivlik performans videolarıyla gidereceğimiz de ortada.

Bu süreçte ne izleyeceğine karar vermekte zorlananlara bir nebze yardımcı olmak adına, zevklerini ve tercihlerini merak ettiğimiz müzik yazarları ve radyocuların kapısını çaldık. Hem internetin köşelerinde deneyimlenmeyi bekleyen konserlerden hem de bugünlerde gerçekleşen kimi özel etkinliklerden salgın günlerini renklendirecek önerilerini istedik.

Şehir kültürü ve müziğe adanmış Manyetik Bant ile tanıdığımız Radyo Eksen programcısı Artemis Günebakanlı’nın önerisi, evine biraz kasvet, biraz da nostalji katmak isteyenlere geliyor.

Mad Season - Live at the Moore (1995)

“90'ların tam ortasında, grunge kasırgasının ölümler ve bağımlılıkla karardığı dönemde Pearl Jam gitaristi Mike McCready ve bas gitarist John Baker Saunders bir rehabilitasyon kliniğinde tanıştı. Tedavi sürecinin ardından Seattle'a döndüklerinde Alice In Chains solisti Layne Staley ve Screaming Trees davulcusu Barrett Martin ile bir araya gelerek Mad Season'ı kurdular.”

“Tek ve eşsiz albümleri Above 1995'te yayımlandı. Aynı yılın 29 Nisan'ında Seattle'daki Moore Tiyatrosu'nda verdikleri konser, ‘Long Gone Day’in dinginliğinden ‘November Hotel’in dizginlenemez enerji patlamalarına uzandı. Dört kişilik Mad Season kadrosuna eşlik eden Mark Lanegan ve Skerik adıyla bilinen saksafoncu Eric Walton dahil olmak üzere sahnedeki tüm müzisyenlerin müthiş performansı salonu dolduran insanların anılarına kaydoldu. Neyse ki o gece kameralar da kayıttaydı ve bu harika konser birkaç ay sonra "Live at the Moore" adıyla yayımlandı. Üç yıl arayla bu dünyadan göçen Saunders ve Staley'nin anısına, içimizde yanan ateşi yeniden harlamak için bu dönemde izleyebileceğimiz konserlerin başında geliyor Mad Season'ın Moore Tiyatrosu konseri.”

Hafif Müzik’in değerli yazarlarından Berk Sayan, son dönemde farklı mecralar için kaleme aldığı zihin açıcı değerlendirmeler ve dosyalarla karşımıza çıkıyor. Deneysel ve özgür müziklere de özel bir ilgi duyan Sayan’ın önerisi de bu sıfatlarla tanımlanabilecek bir performans.

Fire! - Live at Nasjonal Jazzscene Victoria (2018)

“Yeni nesil İskandinav cazının, müziğe sınırlar çizmeyi pek sevmeyen özel bir temsilcisinden, hem özgür caz tutkunlarını hem de Morphine sevenleri mutlu edebilme etkisine sahip sıkı bir performans. Fire!, İsveçli caz saksafoncusu Mats Gustafsson'un marifetlerinden biri. Kadroyu genişletip Fire! Orchestra adıyla da çalıyorlar, fakat bu, çekirdek formla sahnelenmiş bir performans. Çığırtkan bir saksafon, karakterli bas yürüyüşleri ve sıkı bir davulcu dinlemek isteyenler için iyi bir tercih. Oslo'da 2018 yılında Nasjonal Jazzscene'de gerçekleşen bu konser, grubun The Hands albümünün yayımlanmasının ardından canlı olarak seyirciyle ilk buluşmasıydı.”

Güncel müziğin nabzını Hürriyet sayfalarındaki yazılarıyla tutan Sinem Vural’dan bir değil iki öneri birden geliyor. İlk konserle 2006’ya ışınlanıyor ve kan ter içinde kalıyoruz; ikinci konserdeyse oturduğumuz yere mıhlanıp müziğin büyüsüne kapılıyoruz.

Foo Fighters - Live at Hyde Park (2006)

“Geçtiğimiz hafta izleme fırsatı bulduğumuz Foo Fighters’ın 2006 Hyde Park konseri en çok eğlendiklerimden biri olabilir. Daha sonra konserlerini defalarca izleme şansı bulduğumdan mı yoksa grubu sevdiğimden mi emin değilim ama on binlerce insanı Foo Fighters izlerken görmek grubu izlemek kadar keyif veriyor. Bir de ‘gençliğimiz’ faktörü var tabii.”

Sigur Rós - live from the Walt Disney Concert Hall (2017)


“Sigur Rós’un 2017’de Los Angeles Filarmoni Orkestrası’yla gerçekleştirdiği ve Pitchfork tarafından yayımlanan canlı konseri, insanüstü seslerin birleşimi gibi ve büyülü geliyor. Konser kaydını izlerken kendinizi sık sık gözlerinizi kapatırken buluyorsunuz.”

Uzun yıllardır Açık Radyo bünyesinde olan İlksen Mavituna, çok yönlü bir müzik zevkine sahip. Kendisinden bir konser önerisi istediğimizde ise cevabı takvimlerimize hızla işaretlememiz gereken, müzik dünyasının köklü oluşumlarından Bang On A Can’in organize ettiği bir geceyle oldu.

“3 Mayıs Pazar gecesi Bang On A Can bir performans maratonuna imza atıyor: https://marathon2020.bangonacan.org/”    

“Meredith Monk performansıyla TSİ 22:00'de başlayacak BOAC etkinliğinde Vijay Iyer, Nathali Joachim, Meara O'Reilly, Mary Halvorson ve Moor Mother'ın gösterileri ile altı saat sürecek ve onlarca çağdaş müzik performansı izleyiciye ulaşacak. İzleyicilerin 10-50 dolar arası biletlerle katılabilecekleri bu çağdaş müzik etkinlik formatında, sanatçılara eser siparişi de vermek mümkün.”

“Moor Mother mahlasıyla Bang On A Can maratonuna katılacak Camae Avewa'nın gösterisi Pazar gecesi 02:00'de canlı yayımlanacak. 2019 yılında Analog Fluids of Sonic Black Holes albümünde Reef the Lost Cause ve Saul Williams gibi isimlerle çalışan şair, aktivist ve direnişçi Moor Mother, afro-fütürizmin modern temsilcileri arasında. Black Quantum Futurism mahlasıyla geçen sene Harlem Stage'de Nona Hendryx'le birlikte Sisters, Sounds and Science of Afrofuturism performansında yer almıştı.”