Marsilya güneşi ve Kid Francescoli
Paylaş

25 Ekim’de Zorlu PSM’de ağırlayacağımız Fransız deha Kid Francescoli’yi daha yakındak tanımak için geçtiğimiz Şubat ayında keyifli bir sohbet fırsatı yakaladık! 

 

Daha önce Kid Francescoli’yi hiç deneyimlememiş birine kendinizi anlatmak için hangi şarkınızı seçerdiniz? O şarkıda, sizi anlattığını düşündüğünüz noktalar nedir?

Hmm. Çok zor bir soru! Sanırım “Play Me Again” albümümden “It’s Only Music Baby” şarkısını seçerdim. Sebebi çok fazla noktadan oluşması; başındaki dalga sesleri, ortadaki film diyaloğu, sonundaki saksafon solosu… Şarkı bittiğinde çok büyük bir rahatlık hissettiğimi hatırlıyorum, çünkü tam hayal ettiğim gibi duyuluyordu.

En son “Lovers” albümünüzü yayınladınız. İlham kaynağınız neydi? Kid Francescoli’nin hangi yüzünü görüyoruz bu albümde?

En büyük ilham kaynağım kesinlikle Marsilya; güneşi, denizi, ışığı ve tabii ki de aşk. Son turnem boyunca eve her döndüğümde huzuru bulduğumu hissettim. Önümdeki her şey gözüme o kadar güzel gözüküyordu ki, bu hisleri müziğe aktarmayı kendime hedef edindim.  Aslında bu albüm benim kulüplerden ziyade güneşte daha çok vakit geçiren bir tarafımı yansıtıyor diyebiliriz.

 

Fransız elektronik, indie/synth-pop sahnesi her geçen gün farklı sesler ve renkli ruhlar üretiyor. Sizce günümüzde gürültüden ayrışmak için neler gerekli? Tutunmaya çalışan bir sanatçıya ne önerirsiniz?

Bilmiyorum, bence çok müzik dinlemek, analiz etmek, yazmak ve kaydetmek önemli. Bu süreçte özgün olmanız gerekiyor, oldukça hassas bir denge. Kendi sesinizi bulmak için her gün çalışmanız gerekiyor ama belki de müziğinizi bilgisayar önünde, stüdyoda dinleyerek değil de dışarı çıkıp, her şeyi unutup deneyimleyerek başarabilirsiniz. Bazen (genellikle) en iyi fikirler çalışırken uğramıyor.

 

Son zamanlarda neler dinliyorsunuz? Okuyuculara önerebileceğiniz pırlanta isimler var mı?

Bu aralar sık sık Chapelier Fou dinliyorum, enstrümantal müzikler yapan bir Fransız. Akustik ve elektroniği mükemmel bir biçimde harmanlamayı başarıyor. Oneothrix Point Never olarak tanıdığımız Daniel Lopatin’in Uncut Gems soundtrack’i, bir de Nicolas Godin’in albümü “Concrete Glass”.

İstanbul’la ilgili neler hissediyorsunuz? Spotify’da en çok dinlendiğiniz şehirler arasında yer alıyor. Sizce bu ilişkiyi kuran nedir?

İlişkiyi ne kurdu emin değilim ama ben İstanbul’a geleceğim ve orada tekrar çalacağım için çok mutluyum. Kesinlikle en sevdiğim şehirler arasında yer alıyor. En son geldiğimde turneye oradan başlamıştık ve ben bu yüzden kendimi çok şanslı hissetmiştim. İstanbul’u seviyorum çünkü gerçeklik ve modernite arasında eşsiz bir uyum var, gece şehrin atmosferi büyüleyici. Kendimi rahat ve evimde hissettiğim bir yer.

 

Röportaj: Ceren Dülgar