Lara Di Lara ve “Sudaki Çığlık”ın farklı hâlleri
Paylaş

 

Lara Di Lara, Alike Places’daki yol arkadaşı Levni prodüktörlüğünde kaydettiği ikinci uzunçaları Sudaki Çığlık ile hayal kırıklıklarından sevginin bin bir türlü hâline doğru uzanıyor. Herbert Pirker, Willi Rosner, Fabian Rucker, Oliver T. Johnson, Burak Irmak ve bir düetle Ethnique Punch’ın da dâhil olduğu müzisyen ekibinin elinden çıkan albümün iskeletini, synthler ve davul makinesi oluşturuyor. Altyapılar deyim yerindeyse birbirine doğru akarak öyküyü tamamlıyor. Elektronik katmanların yoğunlukta olduğu parçalara eklenen lezzetli vokal armonileriyle, müzisyenin özgün dünyasının kapıları açılıyor. Bu müziği bir türün çatısı altına koymak yersiz fakat bünyesinde caz, R&B, hip hop, folk etkileşimleri barındırdığı söylenebilir.

Lara Di Lara kalbinin içinden sesleniyor 19 şarkı boyunca. Bu kez, bir önceki albümü Hazineler İçindesin’e göre daha net, köşeli bir tavra bürünüyor yer yer. Açılışı bir itirafla yapıyor mesela, “İhtiyacım var sana, kimi kandırıyorum. Özlüyorum.” diyor. Müzisyenin doğrudan dili, cesareti, sevgisini her zaman açıkça sunuşu, doğadan beslenen sözleri dinleyene güvenli bir alan oluşturuyor. Akla hep akış, döngü gibi kelimeler ve onların diğer çağrışımları düşüyor. Lara Di Lara yine kendine ait, büyülü bir gerçeklik yaratıyor. Bunun en güzel tezahürlerinden biri, “Boyutlar Arası Gökkuşağında”. Sudaki Çığlık’ın, Hazineler İçindesin’le aynı özden, kökenden geldiği ortada aslında. Bir ağacın farklı mevsimlerdeki iki hâli gibiler.

Sudaki Çığlık, bastırılmış bir şeylerin varlığını ima ediyor. Görmezden geldiği, kabul etmek istemediği durumlarla, olmak istemediği kişiyle yüzleşip kendini daha iyi anlamış ve yeni yollar keşfetmiş birinin portresini çiziyor sanki. Karanlıklardan geçiliyor, kalpler çokça kırılıyor albüm boyunca fakat bir iyileşme hâlinin varlığı da her an hissediliyor. Birbirinden farklı karakterlerde çığlıklar parçalara yayılmış; kimi neşeyle, kimi acıyla, kimi ise özlemle tınlıyor. Bunları ve Lara Di Lara’nın genişlettiği, çeşitlendirdiği vokal performansının tamamını bir bulmaca gibi keşfetmek çok güzel.

“Kayboldum”, sudaki çığlığı kulağa en hızlı ulaştıran parçalardan biri. “Akıyorsun” bir kırılma noktası gibi çalışıyor. Her bir kelimesine katılmamak mümkün değil, Lara Di Lara’nın insanlık manifestosu âdeta. Hemen ardından, “Bir kadere bin keder sığar mı?” diye soruyor, cevabı yine çığlıkla veriyor müzisyen ve “Karanlık”ın içinden bildirmeye başlıyor. “Acımasız günler sanki bir tek seni bulur.” sözleriyle çok geçmeden dümen yine umuda kırılıyor. 

“Yanıyorum”dan itibaren ise yeniden aşka teslim olunuyor. “Lara Di Lara usulü klasik pop şarkısı nasıl olur?” sorusunun yanıtı burada. “Esaretin”, özgürlüğe çağıran bir ninni gibi. Göçten dönen eşine kavuşmayı bekleyen dişi kuşun ağzından yazılan “Albatros” ve her güzel şeyin sonlanacağını hatırlatırken can yaksa da bitiş tasvirleriyle tüyleri diken diken edip insanı sonsuz bir sevgi kanalına sürükleyen “Gülüşüne”, koleksiyonun duygusu en güçlü, kalbe en çok sızan şarkılarından. Kapanışı yapan “Savruk” ise tüm bu his yoğunluğunun ardından, önce biraz yatıştırıyor, sonra da sağanak bir yağmurun altında yapayalnız bırakıyor dinleyeni. Akmıştık, arınarak vedalaşıyoruz.

24 Aralık’ta Zorlu PSM %100 Studio sahnesinde Sudaki Çığlık’ın ilk konserini verecek Lara Di Lara, hem albüme hem de bu özel performansına dair sorularımızı yanıtladı.

Sudaki Çığlık ikinci uzunçaların. 2017 tarihli ilk albümün Hazineler İçindesin'den nasıl birikmişliklerin bu albüme yansıdığını düşünüyorsun? Bir başka şekilde soracak olursak, Hazineler İçindesin'i yapmamış olsaydın Sudaki Çığlık ne kadar farklı bir albüm olurdu sence?
Mutlaka farklı olurdu ama ne kadar farklı olurdu bilemem. Hazineler İçindesin’den önce Oraya Doğru EP ile solo kariyerime başladıktan sonra 16 parçalık albümü yapmak ve yayımlamak benim için çok değerliydi. Solo olarak ilk büyük albümümdü. İçimdekileri ve yapmak istediklerimi, gitmek istediğim yolu bana doğrulatan ve güç veren bir albüm oldu. Sudaki Çığlık albümü için bir basamak, bir hazırlık gibiydi belki ama aynı zamanda ondan bağımsız, bana  göre kendi içinde bütünlüğü ve bir hikâyesi olan başka bir dünyaydı. İlk solo albümümdü. Hazineler İçindesin albümünü yapmamış olsaydım 19 parçadan oluşan Sudaki Çığlık albümü belki başka isimli başka parçalardan oluşan bir albüm olurdu, bilmiyorum; ama biliyorum ki Sudaki Çığlık için beni cesaretlendirdi.
 
Sudaki Çığlık yayımlanalı bir yıldan fazla zaman oluyor. Araya başka projeler, yeni tekliler ve düetler girdi hatta. Albümü bunca yaşanmışlığın ardından ilk kez sahneye taşıyor olmak nasıl hissettiriyor? Hazırlık süreci senin için nasıl duyguları canlandırdı?
Daha önce hiç böyle bir deneyimim olmamıştı ve o yüzden aslında hoşuma gidiyor bu durum, ilginç geliyor. Zamanda bir duraksama yaşamışım gibi. Bir yandan yeni bir şey çıkarmışım bir yandan hiç çıkmamış gibi. Araya 5 tane single bir tane de düet EP girmiş olması aslında heyecanımı daha da artırdı sanırım. Sudaki Çığlık’tan bu yana araya giren zaman, canlı konserleri de etkilediği için sanki daha önce hiç konser vermemişim gibi de bir duygu yaratıyor ama sonunda albümü canlı kutlayabileceğim için çok mutluyum. Bunca zamanın geçişi ve bu bekleyişin şerefine daha da çok özendim ve performansı birlikte çalışmaktan çok keyif aldığım harika bir ekiple katmanlandırdık. Bu hazırlık süreci bana çok iyi geldi. Yer yer sancılı olsa da genel olarak attığım adımlardan emin ve iyi hissettim. Uzun yıllardır müzik yaptığım, farklı ülkelerde ve çeşitli sahnelere çıkmış olduğum için, bu birikimin beni olgunlaştırmış olduğunu hissediyorum. Yol daha çok uzun tabii, o ayrı. Her zaman öğrenecek daha da çok şey var ama bu anlamda bir eşik daha atlamış olduğumu deneyimliyorum.
 
Albümün prodüksiyonu için Alike Places projesindeki partnerin de olan Levni'yle çalıştın. Levni ve Lara Di Lara'nın üretim pratikleri, müzikal yönelimleri hangi noktalarda kesişiyor? Birlikte çalışmak neden cezbedici?
Levni ile her şeyden önce uzun zamandır çok yakın dostuz. Bu dostluğun müzikal karşılığı da benim için çok özel ve kuvvetli. Artık birbirimizi neredeyse konuşmadan anladığımız bir noktadayız ve bu çalışma sürecinde müthiş bir rahatlık olmakla beraber güven bağını her seferinde daha da kuvvetlendiriyor. Levni ile çalışmayı çok seviyorum çünkü öncelikle konuşabiliyoruz. Birbirimizi dinliyoruz ve fikirlerimizi paylaşabiliyoruz. Benim nasıl biri olduğumu, nasıl bir şey yapmak istediğimi iyice anlayarak müziğe yansıtıyor. Yeni şeyler denemekten çekinmiyor ve benimle hayal kurabiliyor. Birlikte çok güleriz ve bu da bence her şeyin anahtarı gibi oluyor.
 
Bu konser için özel olarak tasarlanmış bir sahne dekoru söz konusu. Bazı ipuçları alabilir miyiz senden? 
Evet, bir süredir sahne tarafı ile alakalı da çalışıyorum ve bunu ne mutlu ki harika insanlarla yapıyoruz. Sudaki Çığlık dünyasını sadece işitsel değil görsel olarak da bir deneyime taşımak istedim. Dahasını merak edenleri 24 Aralık’ta PSM Zorlu %100 Studio sahnesine bekliyorum!

 
Yazı:
İlayda Güler (Bant Mag.)