Karantinada Kaçırmış Olabileceğiniz 8 Albüm
Paylaş

Evlerimize kapanıp gelecek güzel günleri iple çektiğimiz bugünlerde, dikkatinizden kaçmış olabilecek sekiz harika albümü sizler için derledik.

Yaeji – WHAT WE DREW우리가 그려왔던

2020, Yaeji’nin yılıydı. Adını duyurduğu 2017 tarihli passionfruit ve raingurl gibi teklileriyle müzik otoritelerinin dikkatini çeken Koreli sanatçı Kathy Lee için 2020, ilk uzunçaları WHAT WE DREW ile ortalığı kasıp kavuracağı ve onu takip edecek büyük ölçekli bir dünya turnesine çıkacağı yıldı. Karantina turneyi ertelese de; Thom Yorke, King Krule ve The Avalanches gibi bağımsız sanatçıların birlikte çalıştığı plak şirketi XL Recordings ile beraber bugüne kadar ortaya koyduğu en dâhiyane iş olan WHAT WE DREW ile geçtiğimiz ay kapımızı çaldı. Aheste dream pop tınılarının hip-hop ile birleşimi, dinlerken keyif aldığınız çok yönlü bir kayıt olan WHAT WE DREW için Yaeji, “Aile saydığınız insanlarla sevgiyi ve minneti paylaşmak üzerine bir kayıt” sözlerini kullanıyor. Yakınlarımızla daha çok vakit geçirdiğimiz bugünlerde, Yaeji’nin son albümü WHAT WE DREW ile sımsıcak bir 38 dakika sizi bekliyor.

 

 

Yves Tumor – Heaven To A Tortured Mind

Sean Bowie – ya da onu tanıdığımız ismiyle Yves Tumor – 2016 tarihli When Man Fails You isimli stüdyo albümünü yayınladığı günden beri deneysel elektronik müzik sahnesine yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. En son iki sene önce piyasaya sürdüğü Safe In The Hands of Love yapımıyla Le Guess Who, Øya Festival, Primavera Sound, Coachella ve Roskilde gibi dünyanın prestijli sahnelerinde adını duyurdu. Elektronik melodilerinin üzerine kurguladığı etkileyici vokal kombinasyonları ile alametifarikası olarak tanımlayabileceğimiz yepyeni albümü Heaven To A Tortured Mind ise, geçtiğimiz ay prestijli Warp Records tarafından yayınlandı. Albümden yayınladığı teklileri Kerosene! ve Gospel for a New Century gibi parçalarıyla radyoları bugünlerde sıkça meşgul eden Yves Tumor, karantina günlerinde bize tam da aradığımız müziği sunuyor olabilir. 

 

 Nils Frahm – Empty

Eylül ayında PSM sahnesindeki performansıyla hepimizi büyüleyen Alman besteci ve multi enstrümantalist Nils Frahm, 2015 yılında ilk defa ilan ettiği Piano Day’de yayınladığı kaydı Empty ile karşımızda. 2012 tarihli Screws isimli albümünden hemen önce kaydetmeye başladığı bu sekiz parçalık solo piyano kaydı, hemen üzerine yaşadığı bir el sakatlığı sebebiyle yayınlamayı rafa kaldıran Frahm, tüm dünyanın zorlu bir sınavdan geçtiği bu dönemde piyanonun iyileştirici gücüne inanarak dinleyicisine sundu. Piyanoyu adeta yaşayan bir alete dönüştüren, piyanonun yanı sıra ambient seslerden fazlasıyla faydalanmasıyla da dikkat çeken albüm, 2018 tarihli şaheseri All Melody’deki elektronik tınılardan uzak, derin piyano reverbleri ve sessizliğin gücünden yararlandığı bir kayıt olarak ön plana çıkıyor. Frahm’ın albümün yayınlanmasıyla beraber paylaştığı, Benoit Toulemonde’nin yönetmen koltuğunda oturduğu aynı isimli 27 dakikalık kısa filmi de izlemenizi şiddetle öneririz. 

 

 

 Laura Marling – Song for Our Daughter

2017 tarihli Grammy adayı albümü Semper Femina üzerine ilk solo kaydını yayınlayan, kadife vokaliyle kalbinize dokunmayı hedefleyen İngiliz şarkıcı ve söz yazarı Laura Marling’den doğmamış kızına açık bir mektup: Song for Our Daughter. Haziran ayında yayınlanması planlanan on parçalık albümü, sosyal mesafe döneminde dinleyicilerine armağan etmek isteyen Marling, bu albümünde “Hiç bitmeyen bir sınav olan kadın olmak üzerine” oldukça kişisel bir bakış açısıyla şarkılar söylüyor. “Bizlerin hiç elde edemediği toplum onayını, kazanmayı başaramadığımız özgüveni ve çok daha fazlasını gelecekteki kızıma ben verebilmeyi umuyorum. Bu albüm, ona ilk fısıldamam.” sözleriyle anlattığı albümü Song for Our Daughter, 10 Nisan’da Partisan Records etiketiyle yayınlandı.

 

 

 Fiona Apple – Fetch The Bolt Cutters

Yayınlandığı günden beri eleştirmenlerden tam not alarak gündeme bomba gibi düşen Fiona Apple’ın beşinci stüdyo albümü Fetch The Bolt Cutters, bir karantina ürünü. Apple’ın “hapsolmuşluğa isyanını” dışa vurduğu kaydın, erkek egemen düzenin kadınlarda yarattığı travmadan yalnızlığa, acının toprağa karışmasını dünyaya meydan okuyan bir müzikal söylemle bir araya getirildiğini görüyoruz. Venice Beach’teki evinde kaydettiği albümünde, duvarlara ve yere vurarak elde ettiği sesler, köpek havlamaları, alkışlar, dedikodular vb. alışılagelmişin dışında öğeleri birleştiren Apple’ın bugüne kadarki en parlak işi Fetch The Bolt Cutters’ı hala dinlemediyseniz, I Want You To Love Me parçasıyla hemen başlamanızı öneririz.

 

 

Baxter Dury – The Night Chancers

İngiliz oddball-pop sahnesinin parlak yıldızı Baxter Dury, utanması olmayan groovy sound’uyla bugüne kadarki en iyi işlerinden biri olan altıncı stüdyo albümü The Night Chancers ile geri döndü. Kolayca ayırt edilebilen vokaliyle, şarkı söylemektense harikulade synthlerinin üzerine şarkı sözlerini yerleştirmeyi tercih eden Dury, 30 dakikalık albümünün ilk parçası “I’m Not Your Dog”un ilk sözleriyle sizi albümüne adeta davet ediyor. Albümünün arkasında, insanların sosyal medyayı mütemadiyen göstermek ve görmek için bir araç olarak görmesini eleştiren Baxter Dury, albümünü “Some people like to show / Some people like to watch / And I watch a bit too much / But you show too much” sözleriyle özetliyor. Mesajları ve tavrıyla güçlü, müzikalitesiyle beklenenin ötesinde olan The Night Chancers, karantina döneminin favorilerinden biri.

 

 

EOB – Earth

Radiohead’in hünerli gitaristi Ed O’Brien, ilk solo işi Earth ile karşımızda! Grup arkadaşları Thom Yorke, Jonny Greenwood ve Phil Selway’in izinden giderek solo projesiyle bu kez adını duyurmaya niyet eden Ed O’Brien, ilk işi Earth’de fazlasıyla kişisel ve duygusal bir sound ortaya koyuyor. Albümden yayınladığı ilk teklileri Olympik ve Brasil ile dinleyicisinin kalbini çalan EOB, NME’ye verdiği bir röportajda: “Eğer bunu yapmasaydım, benliğimin bir kısmı ölecekti.” sözleriyle anlatıyor solo projesini. Melankolinin naif notalarını sımsıcak ve neşeli melodilerin takip ettiği Earth, 17 Nisan’da Capitol etiketiyle yayınlanmıştı. 

 

Tom Misch and Yussef Dayes – What Kinda Music

Bugünlerde bizi heyecanlandıran İngiliz çağdaş caz sahnesinin iki değerli ismi, Tom Misch ve Yussef Dayes, ilk duo albümleri What Kinda Music ile karşımızda. Bahsettiğimiz yedi albümden farklı olarak dünyayla ilgili önemli mesajları olmayan What Kinda Music, Misch’in aşk ve nostalji ile bezeli sözleriyle hayat buluyor. Dayes’in hünerli davullarının Misch’in çabasız vokaliyle buluşması olarak özetlenebilecek albüm, müzikalitesiyle sosyal mesafe günlerinde arkada çalabileceğiniz harika bir keşif olabilir. Nightrider ismini verdikleri, Amerikalı rapçi Freddie Gibbs’in desteğiyle son zamanlarda dinlediğimiz en “cool” parçalardan birine imza atan ikilinin ilk çalışması What Kinda Music, yepyeni ve heyecan verici bir iş birliğinin ilk adımı olabilir.

 

 

 Yazı: Nazlı İlke Kaya