Karanlıklardan seslenen DIIV’a hızlı bir bakış
Paylaş

Brooklyn çıkışlı DIIV, 2011’den bu yana indie rock’tan dream pop’a, shoegaze’den post punk’a uzanan geniş sonik paletinden çeşitlemeler sunuyor. 16 Haziran’da, PSM Loves Summer kapsamında %100 Studio sahnesini çınlatmaya hazırlanan grubun müzikal serüvenini gözden geçirdik. Biletler için: passo.com.tr

Her şey, Zachary Cole Smith’in Soft Black’e gitar ve Beach Fossils’e davul çaldığı yılların ardından, Nirvana şarkısına atıfta bulunan Dive adlı solo kayıt projesi için bir canlı performans grubu toplamasıyla başladı. Smith; Andrew Bailey (gitar), Devin Ruben Perez (bas) ve Colby Hewitt’i (davul) da içeren ilk kadronun tamamının su burcu olması, Dive adının hepsiyle konuştuğunu düşünüyordu ancak çok zaman geçmeden isim, 90’ların aynı adlı Belçikalı grubuna saygısızlık etmemek amacıyla DIIV olarak güncellendi. 

Krautrock, C86 grupları, Nirvana’dan ilhamlar barındıran ilk uzunçalar Oshin, 26 Haziran 2012'de yayımlandı. Albümde dünya müziğinden de etkiler duymak mümkün. Örneğin Smith, Malili gitarist Baba Salah’ın Borey adındaki kaydının, kendisinin melodilerle deney yapma şeklini dönüştürdüğünü söylüyor.

Oshin’in ardından grupta kimi ayrılıklar yaşandı. Colby Hewitt, bağımlılık söylentileriyle DIIV’a veda edince davulda Ben Newman devri başladı. Sırada, 5 Şubat 2016'da yayımlanan ikinci albüm, Is the Is Are vardı. Zachary Cole Smith’in de uzun bir rehabilitasyondan geçtiği ve bu süreci yazdığı yaklaşık 150 şarkıyla belgelediği, oldukça çalkantılı bir zaman diliminin izlerini taşıyordu bu kayıt. Aynı dönem, ırkçı, homofobik ve cinsiyetçi yorumları ortaya çıkan Devin Ruben Perez ise bastaki yerini, DIIV’a 2013’te dâhil olan multienstrümantalist Colin Caulfield’a bıraktı.

2016-2018 boyunca DIIV; Elliott Smith, Cat Power, Alex G ve My Bloody Valentine'ın şarkılarını seslendirdiği geniş bir cover şarkı seçkisi de paylaştı.

Üçüncü albüm Deceiver, bir dizi başlangıcı da beraberinde getirdi. Tüm grubun, her şarkının yazım sürecine katkıda bulunması gibi. Kaydın prodüksiyonunda, My Bloody Valentine, Nine Inch Nails gibileriyle çalışan Sonny Diperri’nin de parmağı bulunuyor. Caulfield, albümün sounduna etki eden müzisyenler arasında Bedhead, Duster, Smashing Pumpkins, My Bloody Valentine ve Elliott Smith gibilerinin olduğunu söylemiş.

Deceiver’ı takip eden bir röportajda “Rock’n’roll ölüyor mu?” sorusunu şöyle yanıtlıyor Smith: “Hayır. Müziğin döngüsel ve gerçekten heyecan verici olduğunu düşünüyorum. Şu anda birçok yeni ses ve yeni tür için büyük bir pencere var. Rock'ın öleceğini düşünmüyorum, sadece 90'ların ortası olmadığı açık ve Lollapalooza'nın başrolünde değiliz. Bu, gerçekten heyecan verici müzik yapan rock sanatçıları olmadığı anlamına gelmez, sadece ana akımda değil. Ama o zamanların en iyi rock müziğinin çoğu da ana akımda değildi. [...] Şimdi, farklı türde müzikler yapmak için kullanılan diğer araçların çoğu insanlar için çok erişilebilir, bu yüzden bu şekilde demokratikleştirildi, bu harika, ama her zaman yaptığıyla aynı şeyi temsil ettiğini düşünmüyorum.”

Yazı : Eylül Ege (Bant Mag.)