İnsanlar Psikoloğa Gitmiyorsa, Psikolog İnsanlara Gitsin!
Paylaş

İnsanlar psikoloğa gitmiyorsa-gidemiyorsa psikolog insanlara gitsin

Ferhat Aydın, nam-ı diğer Bar Psikoloğu kimdir?

Ferhat Aydın 2011 yılında ODTÜ Psikoloji bölümünden mezun  olduktan sonra psikoterapist olma hayali ve hedefiyle özel sektörde çalışmaya başladı. Farklı yerlerde çalıştıktan sonra özellikle sosyal ortamlarda insanların psikolojiyi ve psikoterapiyi bilmediklerini, bazen de yanlış bildiklerini gözlemledi ve psikoterapi yapmaktansa psikoterapinin nasıl bir şey olduğunu, psikoloji klişelerini anlatmaya yönelik bir ihtiyaç olduğunu gözlemledi. 4,5 senedir “Bar Psikoloğu” isimli bir psiko-gösteri yapıyor. Özel okullarda ailelere ve çocuklara danışmanlık yapmakla ilgili bir  özgeçmişim var. TSK’da bir sene askeri psikolog olarak çalıştım.  Bakırköy’de danışmanlık merkezinde bir yıl çalıştım. Bir psikoloji anlatıcısıyım diyebilirim,  yaptığım işi böyle tanımlayabilirim, “Science Communication Project”, bilim anlatıcılığı gibi düşünebiliriz bunu. Günlük hayattan örneklerle ve durum komedileriyle psikoloji bilimini harmanlayarak 2 saat süren bir psikoloji talk-showu da diyebiliriz.

Bar Psikoloğu projesini ilk duyduğumda şöyle düşünmüştüm: Dertlenince aklımıza gelen iki konsept bir araya gelmiş gibi. Peki şovunuzda katılımcıları neler bekliyor?

Bu talk-showda katılımcılara olduğunca jargon kullanmadan, yalın, anlaşılır ve keyifli bir dilde psikoloji teorilerini ve psikolojik halleri anlatmaya çalışıyorum. Katılımcılar birinci perdede beni dinliyorlar, sıklıkla sorulan sorulara cevap verdiğim bir setim var birinci perdede. İkinci perdede mikrofon seyircide, ne sormak isterlerse veya hangi konuda ne yorum yapmak isterlerse böyle karşılıklı interaktif bir muhabbet ortamı oluyor. Aslında insanların kafalarını boşaltmak için gittikleri bir ortam, bar ortamı özellikle. Ama onlara alttan alta şu mesajı vermeye çalışıyorum: “Psikoterapi böyle bir şey. Alkol böyle etkileri olan bir şey. Dolayısıyla sizin şu durumları yaşamanız halinde terapiye gitmeniz uygun olabilir.” Ama alkolle ilgili çok konuşmuyoruz orada. Yani herhangi bir bağlılığın, herhangi bir şeyin hayatımızda fazlasıyla yer almasının anlamlı olabileceğini anlatmaya çalışıyorum aslında. Terapi yapmıyorum ama terapiye ihtiyaçları olup olmadığını anlayabilecekleri bir dilde dinledikleri bir içerik aslında.

İnsanların size en çok danıştığı sorun ne oluyor gösterilerde? Mekanlara göre farklılık gösteriyor mu?

Şehirden şehire çok fark ediyor, ben Türkiye’de ve Kıbrıs’ta 40’a yakın şehirde “Bar Psikoloğu” etkinliğini yaptım, tabii ki İzmir’de sorulan soruyla, Trabzon’daki, Diyarbakır’daki, Adana’daki ve Denizli’deki  bir hayli farklı oluyor. Mevzu insan ya da toplum olsa da, dinamikler çok farklı soruluyor. Mesela, bazı şehirlerde olayların politik ya da kültürel yönleri daha çok gündeme getirilmeye çalışılıyor doğal olarak, çünkü öyle bir perspektiften bakıyorlar.  Ya da farklı bir yerde, mesela İzmir’de cinsellikle ilgili veya ilişkilerle ilgili çok daha rahat ve açık bir şekilde bazı mevzular konuşulabilirken bazı yerlerde bu kadar açık konuşulamıyor doğal olarak. Ama insanların bunu sorarken aşağı yukarı ne kast ettiğini az çok tahmin edebildiğim için, biraz da tecrübeden kaynaklı, benim ne söylediğim çok da değişmiyor aslında sahneden sahneye. Yani ben ne kadar muhafazakarlığıyla tanınan bir şehirde de çıksam sahneye, aşağı yukarı benzer cümleler kuruyorum.

Psikolog olarak danışan görmeye devam ediyor musunuz? Ediyorsanız, bu şov onlarla ilişkinizi etkiledi mi?

Bar Psikoloğu’nu yapmaya başladığım andan itibaren psikoterapi yapmayı bıraktım. Zaten psikoterapi yaptığımı çok da iddia edemedim. Zaten ben psikoterapi yapamadığım için bu ülkede, hem ekonomik hem kültürel hem toplumsal hem de bireysel, benimle ilgili dinamiklerden dolayı “Bar Psikoloğu” diye bir şey çıkmak zorunda kaldı. Yoksa arkadaşlarımla bir masada içerken “Çok iyi fikir, insanlar bara geliyor ben de onlara bir şey anlatayım” gibi bir şeyle çıkmadı. Bar Psikoloğu benim denediğim şeylerden, yani hayatta kalabilmek için, mesleki tatmin yaşayabilmek için denediğim girişimlerden sonuncusu, yani tek tutan fikir olduğu için Bar Psikoloğu filizlendi aslında. Yani çaresizlikten, daha başka ne yapılabilir düşüncesinden çıkan bir marka olduğunu söyleyebilirim. Terapi yapmıyorum şu an kısacası.

Belki şu da eklenebilir, ikinci perdede, özellikle İstanbul’daki gösterilerde, playback tiyatro tekniğiyle seyircinin sorularını ve duygularını yansıttığımız yeni bir deneme sürevindeyiz. BKM Mutfak’ta ilkini gerçekleştirdik. Touché’de ve İstanbul’daki diğer sahnelerde playback tiyatroyla seyircinin duygusunu canlandırmakla ilgili bir girişimimiz de olacak.

Röportaj: Gözde Tekay