İlham Okyanusunda Özgürce Kulaç Atmak: Vendredi sur Mer
Paylaş

Farklı tarzlardan, türlerden ve dönemlerden esinlenmek konusunda daha özgür davranan yeni nesil pop müzisyenlerin temsilcileri arasında yer alan, İsviçre asıllı Charline Mingot, deniz kenarında bir cuma günü anlamına gelen Vendredi sur Mer projesiyle son birkaç yıl içinde hızla ismini duyurdu. 2018’de yayınladığı Marée Basse EP’sinden sonra bu sene ilk albümü Premiers Émois’i Profil de Face ve Sony etiketiyle çıkaran Mingot’un fotoğraf alanındaki üretimlerinin getirdiği görsel estetik perspektifini müzik kariyerinde de hayli hayli hissetmek mümkün. Mingot’un fotoğrafçılıkla uğraşırken, aynı zamanda bir süredir yazdığı sözleri bestelemeye karar vermesiyle doğan Vendredi dur Mer, farklı türlerden özgürce ödünç alarak, ortaya bir ses ziyafeti çıkaran ve bu ziyafeti de 360 derece bir estetikle sunan, oldukça özel ve duygusal bir proje.

Vendredi sur Mer’in 5 Aralık akşamı Mercedes-Benz’in katkılarıyla Zorlu PSM 100% Studio sahnesinde vereceği konser öncesinde, kendisini verdiği çeşitli röportajlardan projenin ismine, şarkı sözlerine, görsel estetiğine ve ilham kaynaklarına dair beş alıntıyla, biraz daha yakından tanıyalım.

Vendredi sur Mer projeye bir isim ararken seçtim: farklı bir isme ihtiyacım vardı, duyanları meraklandıracak bir isme… İsim bir sanatçıyla ilk tanışma anınızı işaretliyor ve ben bu ismi duyanların benimle bir yolculuğa çıkmasını istiyordum. Venredi sur Mer bir balon gibi, benim balonum, kendi içinde bir dünya. Bu müzikal projenin yolculuğunun ismiyle başlaması benim için önemli.

 

Müziğimle onun görsel izdüşümü arasında ciddi bir bağlılık var. Hatta görsel yönünü düşünmeden Vendredi sur Mer’i hayal edemiyorum bile. Bu proje farklı yaratıcı dalların birbiriyle konuştuğu bir bileşim. Sık sık imajların seslerinden bahsediyorum mesela. Sanırım videolarımın genelde bu kadar şehvetli, hatta erotik olmasının da sebebi bu: insanın fantezilerini, duygularını ve hislerini ekstremlerde yaşamasını seviyorum.

Film izlemeyi çok seviyorum, özellikle 70’ler ve 80’ler sinemasını. Eric Rhomer, son dönemlerde Maiwenn, Emmanuelle Bercot gibi isimler benim için büyük ilham kaynakları. Ayrıca babamın dinlediği müziklerden de çok etkilendim: Çocukluğum Gainsbourg, Queen, Stephan Eicher gibi pek çok ismi dinleyerek geçti.

 

 

Kadınlar hakkında şarkı sözü yazmak bana çok doğal geliyor, hatta bunu çok ilham verici buluyorum. ‘Morphine’ isimli parçam bir erkek hakkındaydı, sonrasında kadınlar için yazmaya başladım. İkisi arasında gidip gelmeyi, insanların bir erkeğe mi yoksa bir kadına mı yazdığımı anlayamamasını da seviyorum. Röportajlarda sık sık kadınlar hakkında konuştuğum için feminizm ile olan ilişkim soruluyor. Aslında biraz sinir bozucu olmaya başladı, çünkü bu konuyu büyütmek aslında vermek istediğim mesajlara ters düşüyor. Kadınlar hakkında aynı erkek arkadaşım veya köpeğim hakkında konuştuğum gibi konuşuyorum! Ben bir insanım ve istediğimi yapmakta özgürüm. Bu bir film festivalinde gay-trans kategorisine girmek gibi… Sizi illa bir kutuya sokuyorlar.

 

 

 

Yeni nesil sanatçı dalgasının bir üyesi olarak, müzik konusunda hiçbir sınırımız olmadığını düşünüyorum. Rap müzik; pop, elektronik, hatta rock’tan esinlenebilir. Bunun tam tersi de geçerli. Biz kendimizi pek çok farklı müzik türü ile besliyoruz ve bence bu inanılmaz derecede ilginç. Müzik bize hiç olmadığı kadar yakın, çünkü kendi kendimize müzik yapabiliyoruz. YouTube’e yüklediğim ilk parçayı iPhone ile kaydetmiştim, ancak bu anlaşılmıyor tabii. Hepimizin her tür müziğe erişimi var ve insanın kendini sadece tek bir tür ile sınırlaması aptallık olurdu."

Yazı: Yetkin Nural