"Derdini Anlayabildiğim ve Onu Savunmak İstediğim Her Oyunu Yapmak İsterim"
Paylaş

Oyunlarınızın çoğunu izleyen biri olarak, bana geçen his üzerine çalışmak çatışmalara odaklanan oyunlar seçtiğiniz yönünde oluyor. Genç karakterler, baba oğul travmaları... Bir de hepsi güncel yazarların oyunları. Sizin oyunlarınızı seçerken kriterleriniz neler oluyor? Mesela bir gün İbrahim Çiçek rejisiyle Shakespeare ya da Çehov izler miyiz? 

Yeni yazılan oyunları elimden geldiğince takip ediyorum. Hayatta anlatmak istediğim dertler var ki siz zaten en çok üstünde durduğum derdi sorunuzda belirtmişsiniz. Genç karakterlerin olması ise sanırım hikayenin bir yerinden direkt bağlanma ihtiyacımdan. Derdini anlayabildiğim ve onu savunmak istediğim her oyunu yapmak isterim. Kadın merkezli hikayeler ve baba-oğul başta olmak üzere aile hikayeleri benim şu anlık tiyatroda anlatmak istediğim ana mevzular. 2021-2022 sezonunda bir Shakespeare oyunu yapma planım var. :)

Florian Zeller’ın The Father, The Mother ve The Son üçlemesinin yazara göre en kişisel eseri olan The Son (Evlat) bu Ekim’de sahnelenmeye başladı. Evlat’ın derdi  nedir ve sizi çeken ne oldu? 

Evlat yetişkin olamamış ebeveynlerin “yetiştirme” çabasını anlatıyor bana göre.  Beni bu hikayeyi anlatmaya çeken şey ise yazarın bu derdi tiyatronun süslü yollarına başvurmadan baba-oğul aksında son derece dürüst ele almasıydı.

Kalp’i izleyip perişan olmayan pek insan yoktur diye düşünüyorum. Sizin hazırlık süreciniz nasıl geçti?

Kalp yönettiğim oyunlar içinde kişisel olarak en etkilendiğim oyun oldu. Çünkü birçoğu ilk kez sahneye çıkan 9 oyuncu ile 4 aylık zor bir prova süreci geçirdik. Bir yerini ayağa kaldırdığımda diğer yeri yıkılıyordu ve bu uzunca bir süre devam etti. Biz bu süreçte ortak bir depresyona girdik sanırım ve sonrasında oradan el ele çıktık. Bir de benim provadan önce tek başıma çalıştığım bir 6 ay var oyuna. Yazarın oyunun haklarını vermemesi üzerine ona yazdığım bir mektupla yola çıkan Kalp bugün 80. oyununu oynuyor ve ben ilk günkü kadar heyecanla izliyorum oyunu. Çıkan sonuçla birlikte biliyorum ki artık o sancılı süreçler ve sonrasında gelen başarı kadar tatmin eden bir şey yok.

Evlat Craft’tan ayrı sahnelediğiniz ilk oyununuz. Nasıl hissediyorsunuz?

Bütün prova sürecini Craft’ta geçirdik ve her daim tüm ekip yanımdaydı. Onun için yapım boyutu dışında kendimi ayrı bir yola çıkmış gibi hissetmedim. Zaman zaman ayrı işler yapabilirim ama tam da klişe tabiriyle Craft benim yuvam.

Hira Tekindor ile 4 ayrı oyunda birlikte çalıştınız. Bir yerlerde de çok iyi arkadaş olduğunuzu okumuştum. Sık sık işbirliği yaptığınız başka isimler de var. Böyle bir yaratıcı çemberin içinde olmak sizin için ne kadar önemli?  

Hira benim çok yakın arkadaşım. Yaptığımız bütün işleri birbirimize danışırız. Benim için fikirlerine değer verdiğim insanların eleştirileri ve destekleri işin kendisi kadar önemli.

Tiyatro dışında neler tüketiyorsunuz? Mesela son zamanlarda izlediğiniz/okuduğunuz/dinlediğiniz ve bayıldığınız bir film/kitap/albüm var mı?

Tiyatrodan ayrı kalabildiğim zamanlarda elime gelen her şeyi okumaya çalışırım.

Film: Hlynur Pálmason -A White, White Day

Albüm: Cigarettes After Sex-Cry

Kitap: Hasan Ali Toptaş-Beni Kör Kuyularda

Röportaj: Gözde Tekay