Denis Sulta: “Sadece İki Tür Müzik Olduğunu Düşünüyorum: İyi ve Kötü”
Paylaş

Sulta Selects’in patronu ile Printworks’deki ilk gösterisini, ikiliği ve her şeyde sihir aramayı konuştuk.

Denis Sulta, taşan bir enerjinin vücut bulmuş hali. Berlin’in Panaroma Bar’ından, Manchester’ın  devasa Warehouse Projesi’yle Glasgow’un sıcak Sub Club’ına ve İbiza’nın Pikes’ine kadar onun DJ’lik dünyasındaki varlığı, eğlenceli bir zaman için özel olarak hazırlanmış müziğiyle dans pistlerini tutuşturuyor.

Misyonunu, dünyaya pozitiflik yaymak olarak açıklıyor ve bu bakış açısı işine ve müzik yaşamına da uzanıyor; hatta kendi şeytanlarıyla savaşırken bile.

Londra Printworks’de nefes kesen özel Sulta Selects seçimleriyle gerçekleşecek ilk gösterisi öncesinde İskoç DJ, yapımcı, girişimci ve marka patronuyla çift kimlik hissini, BBC Radio 1’deki ilk programını, neden “suçlu zevk” diye bir şey olmadığını, Ninja Tune çıkışlı yeni EP’sini, hayalet prodüktörleri ve çok daha fazlasını konuştuk.  

Printworks’deki The Sulta Selects, bu kulüpteki ilk gösterin olacak. Nihayet buraya çıkacak olmak seni ne kadar heyecanlandırıyor?

Burası, sana “kahretsin, orada çalmak istiyorum” dedirten mekanlardan biri. Printworks’de bir Sulta Selects partisi hazırlama fırsatının kokusunu ilk aldığımda “Vay canına! Bu büyük bir olay” dedim. Printworks aşırı muhteşem bir yer. Bu tür şeylerde lojistik açıdan yapılan işin miktarı çok büyük. Bu gösteri inanılmaz olacak. İlginçtir ki gösteriden bir gün önce Ninja Tune’dan yayınladığım kaydım çıkacak. Ninja Tune’dan 8 parçalık ilk EP’m çıkıyor ve ertesi gün Printworks’de bir gösteri düzenliyorum; bu inanılmaz. Sözcüklerle nasıl ifade edebilirim diye düşünüyorum ancak mümkün değil. 
Program sıralamanı oluştururken seçimlerine neler ilham verdi?

Bir parti ve marka olarak Sulta Selects’in tüm konsepti büyük oranda DJ veya sanatçı olarak gidip izlemekten son derece heyecan duyduğum insanlara dayanıyor. Sanatın, tüm yönüyle aktarılabilir bir yetenek olmasını seviyorum, çünkü eğer yaratıcı bir insansanız bir sonik sanat eserinin neden kışkırtıcı olduğunu anlamakla kalmaz aynı zamanda neden görsel bir sanat olduğunu da anlayabilirsiniz. Ayrıca parti yapmak için istekli olan insanlarla çalışabilmek de gerçekten çok güzel çünkü bu, işin tüm sıkıcı ve ciddi yönünü ortadan kaldırıyor.

Bu gösteride beni çok heyecanlandıran insanlar var. Geçen hafta Solomun’la birlikte Panorama Bar’da beraber çaldığım Tijana T. Skatebård ise tam bir patron. Her daim gülümsüyor, bu bir partide istediğim türde bir insan. Circoloco gösterisinde gördüğüm ve ADE’de çaldığım Jennifer Cardini. Ünlülere karşı inanılmaz bir hayranlığım vardı; Jennifer Cardini harikaydı ve ben ona selam bile veremedim. Leo Pol, Avrupa dans müziği sahnesinin sıradaki ismi, canlı gösterileri çok heyecan verici. Sonra, beraber çalacağım Virgina var. Virgina çok saygı duyduğum biri, onunla iletişime geçmek ve birlikte çalışmak için sabırsızlanıyorum.

Pek çok kez arka arkaya çalma, ifademi mazur görün, pejmürde bir sidik yarışına dönüşebilir. Bu daha önce birkaç kez başıma geldi ve birinin diğerini geçmek için uğraşmasıyla yaratılan atmosferin dans pistinde pek de dostane olduğunu düşünmüyorum. Ondan bir şeyler öğrenmeyi ve birlikte neler yapabileceğimizi görmeyi dört gözle bekliyorum.

Kapağında olduğun  Mixmag sayısında, Silver Service baskısı için küratörlüğünü yaptığın eser de dahil olmak üzere müziğinin dünyadaki mirasın olduğunu söyledin. Seni o etikette yayınladığın müzik ve sanatçılara çeken nedir?

Mirasın süregiden anlamı düşünülünce bu şekilde tanımlanabilmesi çok gurur verici. Sulta Selects’in Silver Service haline gelmesi, Sulta Select konseptinin Francis Bacon’un triptik tablosuna dayanmasından kaynaklanıyor. Bacon benim en büyük ilham kaynağım. Olmak istediği kişi ve olduğunu hissettiği kişi arasındaki içsel karmaşayı böylesine içgüdüsel ve inanılmaz derecede etkileyici bir şekilde tasvir etmesi, kendimi görme şeklim ve olmak istediğim kişiyle tam anlamıyla örtüşüyor. Üç bağımsız kanvasın, tek bir parçada papayı oluşturduğu çalışması en sevdiğim eseri. Aslında Sulta Selects’in bir triptik olmasına ve üçüncü kayıttan sonra bitmesine karar verdim. Sanatsal ifademi sunduktan sonra diğer sanatçıları güçlendirmeye odaklanmak istedim. The Cromby, Hammer ve Dan Shake kayıtlarının hepsi çok acayip.

Çalışmalarında ‘benlik algısı’ gerçekten de çok belirgin bir tema. Kapak sayısı Francis Bacon’dan esinlenilmiş iki portreyle öne çıkıyordu, sen de Hector ve Dennis’in farklı kimlikler olmasından ve onları şekillendirmenden bahsediyordun. Hector ve Dennis yönlerini şu anda nasıl görüyorsun? Ne kadar bütünleşmiş bir haldeler?

Bu enteresan bir konsept, çünkü şu anda hayatımın çok keyifli olduğunu hissediyorum.  Olan bitenler hakkında iyi hissediyorum. Ara sıra “depresyon işte böyle bir şey” dedirten gerçek bir döngüden geçiyorum ve sadece ortadan kayboluyorum. Kimseyle konuşmuyorum ve bu korkunç bir şey. Kimseye yük olmak istemediğimi düşünüyorum ama aynı zamanda herkes iyi veya hayatta olduğumu bilmek istiyor.

Bana, olanlar hakkında belli bir şekilde düşünmemi sağlayacak araçları sağlayan bir deneyimin diğer tarafından çıkacak kadar şanslıyım. Uzun süre şaşkın bir haldeydim ve bu süre boyunca Denis her zaman koltuğun bir ucunda duruyor, beni takip ediyordu. İspatlayamıyordum ama kafamın içinde onun kötü haber olduğuna dair bir düşünce vardı. Her zaman kapıyı çalıyordu ve ben asla cevap vermiyordum. En sonunda kapıyı açtım ve konuşmaya başladık, beklediğim kötü haberin inanılacak, mantıklı bir şey olmadığını fark ettim. Olmayı istediğini düşündüğün kişiyle iyi geçinmen uzun bir zaman alıyor. Artık birlikte kim olduğumuz hakkında iyi hissettiğim için müthiş bir duygu veriyor. Bu çok uzun zaman ve çok emek gerektirdi. Herkes bir süper star ve öyle hissetmeyi hak ediyor. Birinin olmak istediği veya olduğu kişi olamayacağını düşünmesi fikrinden nefret ediyorum. Bunu yap! Sen ne zaman geri çekilirsen o zaman birbirinizi desteklemeye başlarsınız.

'Aye Spoake Te Sumwuhn & They Listenhd' albümü için Haris Nukem’le çektiğiniz yeni görüntüler çok çarpıcı. Biraz Bowie tarzı yansımalar olduğu görülüyor. Bu atletik görünüm için sana ne ilham verdi?

Bu bölünmüş kişilik konusu. Denis, ego veya olmak istediğin kişi ve olduğunu hissettiğin kişi. Bu her zaman bir birey olarak ve zihinsel açıdan boğuştuğum bir konu. Kafamın arkasında uzun zamandan beri bir ses vardı ve bu gerçekten ifade edebildiğim bir şey değildi. Hector ve Denis’in tam olarak aynı kişi olduğunu fark etmeye başladım. Onun benim peşimde olduğunu düşünürdüm ama aslında biz aynı şeyin peşindeyiz: bu da sadece mutlu olmak.

Haris’in çalışma şekli çok ilginç. Sanatsal vizyonunu oluşturma konusunda gösterdiği çabaya hayranlık duyuyorum. Çekim yapacak ve merceğin önünde aniden bir şişe Evian duruyor ve bir bakıyorsun ki saçma sapan görünüyor. Kesinlikle kırmızı olan bir şey yapmak istiyordum, bu (Kanye West’in) ‘My Beautiful Dark Twisted Fantasy’sine dayanıyordu. Kırmızı çok kışkırtıcı bir renk. Androjen güzellikte görünmesini istiyordum. O da bunu mükemmel bir şekilde yakaladı.

Kısa bir süre önce BBC Radio 1’de program yapmaya başladın. Bunun için seçilmek nasıl bir his verdi ve senin yaklaşımın nasıl? Programda hangi yönünü göstermek istiyorsun?

Bu, gerçeğe dönüşen bir rüya. Her zaman bir radyo sesi olmayı istedim. Mesela yürürken veya okula giderken “Merhaba, adım şu ve BBC Radio 1’e hoş geldiniz” anonsunu duyarsın. Buradaki ismi hatırlamamamın bir nedeninin de o adı her duyduğumda orada kendi ismimi söylemek istememden kaynaklanıyor. Müziği normalde yapmadığım şekilde sunabilmek için çok fazla şey öğreniyorum. Gideceğim yön yalnızca DJ olan Denis Sulta ile özdeşleştirilen müzikler değil, aynı zamanda sevdiğim kulüplerde duyulmayacak müzikler çalmak. Sadece iki tür müzik olduğunu düşünüyorum, iyi ve kötü. Duygusal olarak kışkırtıcı ve buna bağlı hikayeleri olan şeyler çalmak istiyorum. Müzik bulma yöntemim konusunda en önemli şeylerden birinin çağrıştırmanın gücü olduğunu düşünüyorum, yani hikayesi olan her şey.

Yalnızca “iyi ve kötü müzik” olması konusunda, bazılarının “ucuz trans kayıtları” ve benzer şekillerde gördüğü müzikleri çalmalarından ötürü DJ’lere yöneltilen gergin eleştirilere karşı sesini yükselttin. “Suçlu zevk diye bir şey yoktur. Sadece zevkler ve hoşlanmadığın şeyler vardır” dedin. Silahlarını eline almanın ve DJ olarak kalbinle çalmanın ne kadar önemli olduğunu düşünüyorsun?

Müzikal gelişimimin büyük bir bölümünde, insanların beni sert bir şekilde eleştireceği türde müzikleri dinliyordum. Çok iddialı, dar görüşlü, tünel vizyonu var “dinlemen gereken tek şey bu” dediklerini duyuyorsun. Eğer insanların fikirlerinin işine yaklaşma şeklini tanımlamasına izin verirsen kendini onaylamayı başkasının kontrolüne bırakmış olursun. Ayrıca bir gösteri insanı ya da DJ olma konusunun yalnızca seninle ilgili olmadığını da anlamalısın. Bana çok yakın birisi bir keresinde şöyle demişti: “Bunun seninle ilgili olmadığını unutma. Bir bebek bakıcısı için bütün yıl para biriktirdiğini ve en sevdiğin DJ’i canlı dinlemek için bir hafta sonunu ayırdığını düşün.” Bu konulara böyle bakmak zorundasın. Bana 'Meet Her At The Love Parade' gibi bir melodi ile 3.30’da eğlenmeyecek bir kişi söyle? Kimse çaldığım Gesloten Cirkel’i videoya bile çekmez!

Ağustos ayında Twitter’da hayalet bir yapımcıya sahip olmakla ilgili bir şaka yaptın ama sonra hayalet yapımcılar hakkında daha ciddi yorumların oldu, onaylamadığını söyledin ve insanlara “benlik algını asla yitirme, kendinle gurur duymayı hak ediyorsun” tavsiyesinde bulundun. Bu yorumlarda belirttiğin noktayı biraz daha açıklayabilir misin?

Demek istediğim temelde şuydu; ya olumsuz olur ve hayalet yapımcıya sahip olmakla ilgili insanlara kendilerini kötü hissettirirsin ya da o insanı yaratıcı direktör gibi daha olumlu bir şekilde görürsün. Kanye West albümünü (‘Jesus is King’) durmadan dinliyorum. Bu dehaya tek başına ulaşılmaz. Ulaşılabileceğini düşünüyorsan her şeyi senin yaptığını düşündüğün noktaya ulaşacak, kendi zevkine düşkün bir sanatçısın. Kick davul sesini kesinlikle harika yapabilirsin, ancak hi-hatların çok kötü geliyorsa, neden hi-hatların için sana yardım edecek birini almıyorsun? Neden her şeyi yalnız yapmak istiyorsun? Bu yalnız bir varlığa benziyor.

Yakınmayı seven insanlar her zaman bir şeyler hakkında şikâyet eder. Ben sadece bu dünyaya mutluluk yaymak istiyorum. Görmeye hazır olduğun sürece her şeyde sihir vardır.

Yeni EP’n 'Aye Spoake Te Sumwuhn & They Listenhd' “Denis’in bugün olduğu kişiye nasıl dönüştüğünün hikayesi olarak” tanımlanıyor. Başka hangi deneyimlerin etkisi oldu?

'Aye Spoake Te Sumwuhn & They Listenhd' çoğunlukla kim olduğumun farkına varmam, akıl sağlığı hakkında profesyonellerle konuşmam, mesleki risklerle ilgili bir problemim olması, güçlükler ve güven sorunları içinden geçtiğim uzun dönemimi anlatıyor. Bu kaydın başından yani umut konseptim olan ‘In~Narito’dan kafamın içindeki sesin canavar olmadığını fark ettiğim ‘Welcome, To The Rest Of My Life'a kadar. 'Welcome, To The Rest Of My Life' birkaç cm daha uzun bir şekilde durduğumu gördüğüm an. Bu 8 parça da ne kadar sorunum olduğunu fark ettiren, aslında beni önemseyen, yalnız olmanın nasıl bir his olduğunun ve insanların beni gerçekten sevdiğinin farkına vardıran ya bir anıya ya da insana adandı.

EP’de ‘Matthew Keeps Me Pirrie’ adlı bir parça var. Senin söylediğine göre bir gün sana yardım eden bir gençle ilgili çünkü “kendime çok kızgındım, neden hayran olduğum insanlar gibi olamadığımı anlayamıyordum” ve “O gün beni Hector olarak tuttu, Denis’i karşıladı.” Bu deneyimin seni nasıl etkilediğini açıklar mısın?

Matthew, yakın bir aile dostumuz. Bir sabah oturmuş Karenn’e benzeyen bir kayıt yapmaya çalışıyordum. Çünkü büyürken önem verdiğim tekno estetiğini Surgeon, British Murder Boys ve AnD gibi isimlerde buluyordum. En karanlık, yüksek, punk İngiltere teknosu. Sinirli, genç bir adamken böyle yapıyordum. Orada otuyordum ve ne neden kulağa bir hit gibi gelen bir kayıt yapamadığımı merak ediyordum. Gerçekten çok öfkeleniyordum ve zihinsel açıdan kötü bir yerdeydim. Matthew, elinde bir şişe Buckfast’le geldi ve dedi ki, “Sadece senin olanı yap. Olduğun kişi olmanın ve yaptığın şeyin yaptığın şey olmasının nedeni senin sen olman. İki kulağa ve bir ağıza sahip olmak, konuştuğunun iki katı kadar dinlemen gerektiği anlamına geliyor.” Ben de “aslında ne kadar derin bir şey söylediğinin farkında değilsin” gibi bir şeyler söyledim. Bana, kendim olmamın iyi bir şey olduğunu hissettirdi. Sonra bir bakmışsın ki marşa dönüşen bir dans müziği yapıyorum.

Röportaj: Patrick Hinton 

Kaynak: Mixmag

Printworks London iş birliği ile