Chet Faker konserini kaçırmamak için 5 sebep
Paylaş

Electronica, downtempo, soul tınılarını harmanlayan Avustralyalı müzisyen Chet Faker, PSM Loves Summer kapsamında 21 Haziran’da Turkcell Sahnesi’ni parlatmaya hazırlanıyor. “Konsere neden gideyim?” sorusunu 5 maddede yanıtladık. Biletleri de buraya bıraktık.

*Blackstreet'in “No Diggity” parçasını yeniden yorumlayarak viral olmuş, 2012 çıkışlı Thinking In Textures adlı ilk EP’siyle Triple J, Pitchfork gibi önemli yayın platformlarından aldığı olumlu kritiklerle işlerini küresel müzik sahnesine duyurmuş, takip eden ilk uzunçalar Built on Glass sayesinde de o dönemin listelerini kasıp kavurmuş bir kariyerden bahsediyoruz. Ayağınıza kadar gelmişken bu ışıltılı hikâyeye ortak olmalısınız.

*Bu konser bir tür geri dönüş kutlamasının bir parçası aslında, yani heyecan büyük! Chet Faker 2016’da Twitter üzerinden yaptığı bir açıklamayla o tarihten itibaren yaptığı müzikleri esas adı olan Nick Murphy olarak yayımlamaya devam edeceğini duyurmuştu. Chet Faker kimliğinin Ekim 2022’ye kadar süren sessizliğini bozan “Low” teklisi ve geçtiğimiz yaz dinlemeye açılan Hotel Surrender albümünden incileri, Türkiye sınırlarında canlı canlı dinlemek için tek fırsat aynı zamanda.

*“Müziğimi mekâna göre uyarlamak, yapmayı sevdiğim bir şey. [...] Terletecek kadar sıcak olmasını seviyorum.” diyor Chet Faker. Pandemi onun kişisel tarihine baba kaybını kazıdı; kolektif hafızamıza ise bir kaosun ortasında yaşanan çok çeşitli bunalımlar bıraktı. Müzisyen tüm bunların ardından, dinleyenlerini güzel hislerle dolu bir ses havuzuna davet etmeyi anlamlı buluyor. Özel bir sahne deneyimi ve birlikte iyileşeceğimiz birkaç saat için bu konsere gidilir.

*Sadece müziğiyle değil; kılık kıyafeti, albüm kapakları, klipleri, canlı performans videoları ve dahasını içeren görsel eşlikçilerin gücünü de kullanarak anlatılarını incelikle tasarlayan bir sanatçı İstanbul’a geliyor. Onu yakından görmelisiniz! Örnek vermek gerekirse, Built on Glass’ın kapağını şu sözlerle anlatmıştı Chet Faker: “Melbourne’lü bir tasarımcı tarafından hazırlandı. Aslında çok uzun bir hikâye. Ama kısaca, kapaktaki el albümdeki insan katılımını temsil ediyor. Bu benim solo projem. Her şeyi stüdyomda kendi başıma kaydettim. Bu yüzden el çok insanî ve kişisel olmayı yansıtıyor, sadece bir el. Beton olmasının sebebi de ticarî bir ürün olması. Tüketilen bir şey yani. Aslında bu albümün ta kendisi. Bu benim hayatımın bir ürün hâline gelmiş olması. Amaç o ikisi arasında bir denge kurabilmek.”

*Chet Faker’ın, kendi sesini bulması konusunda ona çok yardımcı olduğu için sahne adında atıfta bulunduğu Chet Baker’dan çocukluğundan kalma bir sevgi beslediği Bob Dylan’a, annesinin Motown albümlerinden babasının Ibiza CD'lerine uzanan geniş bir ilham seçkisi var. Bu da performansları esnasında birçok kişiyi yakalayacak tınılar bulmak mümkün demek oluyor. Bir müzisyenin hayatına dokunmuş, üretimlerine sızmış başkaca sesleri ve üslupları keşfetmek için yeterli bir mesafe sunuyor bu konser; kaçırmayın!

Yazı: Eylül Ege (Bant Mag.)