Broadway, Tiyatro, Sergi, Şov: 2016 Yazında Dünya Sahneleri
Paylaş

The Crucible

Ahlak, kin ve toplumsal hükmün kara hikâyesi, Arthur Miller’ın 1953 yılında yazdığı The Crucible, Amerikan tarihi ve tiyatro kanonunun güncelliğini yitirmeyen eserlerinden. Yarım asırdır düzenli olarak sahnelenen klasik, bu yaz Broadway’e beşinci kez çıkıyor ve Belçikalı avangart tiyatro yönetmeni Ivo Van Hove’ye özel modern bir korku estiriyor. 1690’lı yıllarda Salem kasabasında yaşanan cadı avını ve saygın kasaba sakinlerinin kendi komşularının ellerinde şekillenen kaderini konu alan oyun, aynı zamanda Amerikan tarihinde McCarthy döneminin alegorisi olarak görülüyor. Van Hove’nin yönetmenliğinde yalınlaşıp zaman ve mekândan kopan prodüksiyon, baştan sona bir sınıfın içinde gelişen modern kostümlü haliyle, insan yapısının özüne iniyor. Başrollerinde Saoirse Ronan, Ben Whishaw ve Sophie Okonedo gibi heyecan verici genç isimler olan ve dört Tony adaylığı bulunan adaptasyon, efsanevi besteci Philip Glass’ın bestelediği müzikleriyle 17 Temmuz’a kadar sahnelenecek.

 

Privacy

Olivier adaylığı olan politik gönderme This House ile yakaladığı başarının üzerine James Graham’ın kaleminden çıkan ikinci eser Privacy, teknoloji ve bireyler olarak mahremiyet hakkımızın arasındaki ilişkiye odaklanan etkileşimli bir belgesel oyunu. Edward Snowden davasının akabinde 2014 yılında Londra’da ilk gösterimini yapan oyun, günümüz internet kültürünün çıkarımlarını şimdi de sınırlı bir süreliğine New York sahnesine taşıyacak. Yeni bir şehre taşınan yalnız “Yazar”ın, yaşadıkları ve internet aracılığıyla paylaşmaya karar verdikleri üzerinden hikâyesini anlatan, komik olduğu kadar da düşündüren yapıt, politikacılar, tarihçiler ve gazetecilerle gerçekleştirilmiş röportajlardan parçalar da barındırıyor. Başrolünde Broadway’in sevilen yüzlerinden Daniel Radcliffe’i göreceğimiz Privacy’nin ön gösterimleri temmuz ayında başlayacak ve 7 Ağustos’a kadar devam edecek. Seyirciden de yanlarında telefonlarını getirmeleri ve oyun boyunca açık tutmaları rica ediliyor.

 

Richard III

Gloucester Dükü’nün cinayet ve ihanetle kaynayan kanlı trajedisi Richard III, büyük yazar Shakespeare’in ölümünün 400. yılında yeniden sahneye taşınan eserlerinden yalnızca bir tanesi. Ralph Fiennes’ın başını çektiği yeni uyarlamada, etkileyici oyuncu ilk yönetmenlik denemesi Coriolanus‘ta beraber çalıştığı efsanevi isim Vanessa Redgrave’in Queen Margaret’iyle buluşuyor. BBC’nin Hollow Crown serisi ve American Psycho’nun müzikal sahne uyarlamasıyla tanınan Rupert Goold’un yönetmenliğini yaptığı klasikte, modern ve karanlık bir bakış açısıyla yırtıcı ve grotesk bir III. Richard seyirciyle buluşuyor. Haziran ayında açılışını yapan uyarlama 6 Ağustos’a kadar sahnede, 21 Temmuz günü ise Picturehouse Entertainment aracılığıyla dünya çapında sinema salonlarında izlenebilecek.

 

The Deep Blue Sea

Terence Rattigan’ın 1952 tarihli draması The Deep Blue Sea, 20. yüzyıl İngiliz tiyatro repertuvarının en esaslı kadın rollerinden biri olan, donuk hayatının arasında, karşılık bulamayan bir tutkuya kapılmış Hester’ın hikâyesi. Usta İngiliz oyuncu Helen McCrory’yle hayat bulan, zamanının toplumsal baskılarına kısıtlamalarına karşı gelen Hester’ın daralan dünyası, bu uyarlamada denizin renklerinde aydınlatılmış dairesinin içinde, saydam duvarlar arkasında can bulan komşularıyla şekilleniyor. Carrie Cracknell’ın yönetmenliğini yaptığı oyunun dekor tasarımını ise Tom Scutt, ses tasarımını da Peter Rice üstleniyor. En son 2011 yılında Tom Hiddleston ve Rachel Weisz’ı ekranlara taşıyan sinema uyarlamasında karşımıza çıkan sancılı dram, eylül ayının sonuna kadar sahnede olacak.

 

Hamilton

Yıl boyunca Broadway’i kasıp kavuran ve müzikallerin geleceğini değiştirecek son furya, ilginçtir ki Amerika’nın ilk Maliye Bakanı Alexander Hamilton’ın hayatını sahneye taşıyan bir yapım. In the Heights ile dikkatleri çeken Lin-Manuel Miranda’nın yazdığı ve hip hop dahil her türlü müzikal janr ve stili harmanlayarak sahneye taşıyan Hamilton, yetim olarak büyüyen, sırasıyla savaş kahramanı, maliyeci ve George Washington’ın sağ kolu olan, fakat skandala karışamadan da edemeyen bir devlet kurucusunun hikâyesi. Fırsatlar ülkesi olarak akıllarda şekillenen Amerika’yı tarihsel figürler aracılığıyla günümüze taşıyan bu orijinal müzikal, 2015’te prömiyerini yaptıktan sonra, bir yıl dolmadan Broadway’e taşındı ve on bir tane Tony, bir Grammy, bir de Drama alanında Pulitzer kazandı. Thomal Kail tarafından yönetilen müzikalin başrolünde Miranda, genç ustanın yanında ise Daveed Diggs, Leslie Odom Jr., Phillipa Soo, Jonathan Groff ve Renee Elise Goldsberry gibi isimler yer alıyor. Uzun yıllardır Broadway’de en çok heyecan uyandıran yeni oluşum Hamilton, 2016’nın sonbaharında Amerika’nın farklı şehirlerini turlayıp 2017 yılında da yurtdışına açılacak.

 

The Winter’s Tale

Shakespeare’in ilk defa bir bale olarak sahneye uyarlanan komedisi The Winter’s Tale, Tony ödüllü İngiliz koreograf Christopher Wheeldon ellerinde balenin geleceği olarak görülen orijinal bir yapıta dönüştü. National Ballet Canada işbirliğiyle sahnelenen, 2014 yılında Londra’da prömiyerini yapan bale, bu yaz ilk olarak New York’a geliyor. Shakespeare’in masal, trajedi ve komedi unsurlarını ustalıkla harmanlayan hikâyesi, sahnede King Leontes ve karısı Hermione’nin kararları etrafında dönen, sevgi, kıskançlık, kefaret ve aile temalarını barındıran bir performansa aktarılıyor. Müzikleri Joby Talbot tarafından bestelenen ve Wheeldon’la Alice’s Adventures in Wonderland üzerinde çalışmış yaratıcı takımın elinden çıkan adaptasyon, onlarca yıldır yaratılmış en dokunaklı bale olarak yorumlanıyor. The Winter’s Tale, Temmuz ayının sonunda Lincoln Center Festivali kapsamında izlenebilecek.

 

Vito Acconci: Where We Are Now (Who Are We Anyway?), 1976

Vito Acconci’nin onyıllardır Amerika’da yapılan ilk retrospektif sergisi, 40. yılını kutlamakta olan MoMA PS1’da yazın sonuna kadar sergileniyor. New York doğumlu sanatçının şiirle başlayıp mimariye kadar uzanan uzun soluklu, üretken ve deneysel kariyerinin erken yıllarına bakan seçki, Klaus Biesenbach tarafından organize edildi. Amerikalı yazar, şair, performans ve video sanatçısı, tasarımcı ve mimar Vito Acconci, kullandığı ortamdan bağımsız, alışılmamış ve bazen de rahatsız edici çalışmalarıyla sayısız çağdaş sanatçıya ilham oldu. Özellikle mimariye yönelip sanat dünyasından çekildiği yıllardan beri özel ve kamusal alanların arasındaki ilişkiye ve mekân kullanımına odaklanan bol ödüllü Acconci, havaalanları, parklar, müzeler ve şirketler dahil bir sürü farklı alan tasarladı. Sanatçının 1968-1976 yılları arasındaki çalışmalarına odaklanan sergisinde, “Following Piece,” “Openings,” “Seedbed” ve “The Red Tapes” gibi çalışmaları yer alıyor. Mayıs sonunda açılışını yapan sergi, 30 Ağustos’a kadar gezilip görülebilir. 

Yazı Leyla Aksu