Berlin Çağırıyor: Paul Kalkbrenner
Paylaş

İstanbul’un en heyecan verici festivallerinden, müziği, yaratıcılığı ve teknolojiyi bir araya getiren Sónar Istanbul, 5 Mart gecesi techno’nun en büyük süperstarı Paul Kalkbrenner ile açılış yapıyor.

1971 yılında doğan Berlin’in uluslararası ismi, küçük yaştan beri techno tutkusunu sürdürdü.  Tanıştığı Sascha Funke ile elektronik müziğin her köşesini keşfetmeye çalışan Paul Kalkbrenner, 1999’da Apparat ve Modeselektor gibi isimlerle yaptığı çalışmalarla da tanıdığımız Ellen Allien ile tanıştığı bir parti sonrasında “Paul dB+” adı altında, o sıralarda yeni kurulan BPitch Control etiketiyle ilk EP’sini yayınladı. Döneminin vurucu ve keskin beat’lerinin aksine ürettiği techno’nun içinden melodiler, duygular ve sıcaklık fışkıran Paul Kalkbrenner, bu farklılığın albüm yapısına daha uygun olduğuna karar vererek arka arkaya “Superimpose”, “Zeit” ve “Self” albümlerini yayınladı. 2004 yılında çıkış yapan “Self” ile Berlin dans pistlerini altüst etti ve “Berlin is in Germany”, “One Day in Europe” gibi filmlerin yönetmeni Hannes Stöhr’den müzik kariyerini değiştirecek bir teklif aldı.

Uzun süredir Paul’un müziklerini takip eden Stöhr, kendisine Berlin techno dünyasını işleyeceği bir film yapmak istediğini ve filmin müziklerini onun yapmasını istediğini söyledi. Hannes Stöhr’ün, filmin senaryolaşma sürecinde Paul’un sadece film müzikleri konusunda değil başrol konusunda da en ideal aday olacağını fark etmesiyle kariyerinin uluslararası boyuta taşınması kaçınılmaz oldu. Bu süreçte Paul Kalkbrenner Güney Fransa’ya taşındı, bugüne kadarki en özgün, en olgun ve en yaratıcı üretimlerinden birini ortaya koydu ve 2008’de yayına girecek filmin soundtrack’i “Berlin Calling”i yarattı. Her geçen gün başarı ivmesi artan ve kültleşen filmde alışılagelmişin dışındaki “Ickarus” performansıyla seyircinin sadakatini ve sevgisini kazanan techno yıldızı, filmin müzikleriyle de platinum bir albüme imza atmış oldu. Albümde yer alan “Sky and Sand” single’ı 121 haftadan uzun süre Alman listelerinde yer alarak yeni bir rekora imza attı.

BPitch Control ile 2008 yılına kadar tam 4 başarılı albüm ve sayısız EP/single yayınlayan Kalkbrenner, 2009’da kendi bağımsız etiketini kurmaya karar verdi ve Paul Kalkbrenner Musik’i oluşturdu. Filmin başarısından sonra kendi gerçek dünyasına ve tur maceralarına “Paul Kalkbrenner: A Live Documentary” belgeseli ile perde araladı. 2011-2012 yıllarında iki albüm daha yayınlayan ve başarısı dizginlenemeyen ismin yolu Coachella, Rock En Seine ve Garorock gibi festivallerle kesişti. 2014’te Alman hükümeti tarafından Berlin Duvarı’nın yıkılmasının 25. yıl dönümününde Brandenburg Kapısı önünde unutulmaz bir performans sergilemeye davet edildi ve bu tarihi anma ile kariyer kartelasına onu diğer herkesten ayrıştıran bir renk daha kazandırdı. Artık bağımsız ve butik etiklere sığmayan Paul Kalkbrenner 2015 yılında Sony International/Columbia ile uzun soluklu bir iş birliğine geçiş yaptı.

2015 yılında çıkaracağı albümü “7”, “Florian” ismini verdiği bir üçlemeyle duyurudu. “Florian” adında bir techno tutkununun hikayesini anlatan kliplerin ilki “Cloud Rider”, ikincisi “Mothertrucker” ve sonuncusu “Feed Your Head” şarkılarından oluştu. Etiketin kaynaklarından faydalanarak yayınladığı albümde Jefferson Airplane ve Luther Vandross gibi efsanelerin müziklerini kullandı. Yine geçmişinde, gençliğinde duyduğu ve dinlediği şarkıları mix’lediği üçlüsü “Back to The Future” ile dinleyenlerinin ayağını yerden kesmeyi başardı ve 1,5 milyonun üzerinde dinlendi. 2018’de yayınladığı son albümü “Parts of Life” ile yine geçmişini yansıtmaya çalışan Kalkbrenner, 2019’da oldukça ses getiren, enerjik parçası “No Goodbye”ı yayınladı. Uzun zamandır yolunu gözlediğimiz ve heyecanla beklediğimiz Paul Kalkbrenner, bizi 5 Mart’ta gerçekleşecek, melodik techno’suyla bir zaman yolculuğuna çıkarağı eşsiz performansıyla Sónar Istanbul’a damgasını vuracak.

Yazı: Ceren Dülgar