"Aslında Sertab 13 Yaşından Beri Bunu Hayal Ediyordu..."
Paylaş

Profesyonel müzik hayatına 90’larda atılan Türkiye’nin tartışmasız en güçlü seslerinden Sertab Erener, “120 Dakika, Konser, Gösteri ve Ötesi” sloganıyla yola çıkan ve eşsiz ekip arkadaşlarının varlıkları ile ortak bir hayale dönüşen bu nefes kesen müzik ziyafeti Zorlu PSM sahnesine özel Beyhan Murphy’nin yenilenen koreografileri ile sezon boyunca Turkcell Sahnesi’nde olacak. Neredeyse 30 yıllık bir kariyere dair sorulacak ve cevaplanacak onlarca soru da olsa; biz en çok aklımıza takılanları sorduk.

Sizce Sertab’ın Müzikali provaları nasıl geçti? Zaman içinde gelişen bir rutininiz oldu mu?

Müzikalin provaları çok yoğun ve zorlu geçti, baya yorulduk. Türkiye'de sahnelenecek şovların provalarını aynı sahne üzerinde aylarca yapmak pek mümkün olmuyor. Bulabildiğimiz her yer bizim prova alanlarımız oluyor. Bu sefer PSM’ye 15 gün önce girdik ve her gün prova ile geçti . Amerika’dan Ken Billington ve İngiltere’den de Chris.... 3 gün öncesinden Turkcell Sahnesi’ne kurulduk. Her gün 12 saatten fazla çalışarak şova hazırlandık. 70 kişi deli gibi çalıştı ama değdi. Herkese çok teşekkür ederim. Bu süreçte her gün sıkı bir antreman oldu. 

Müzikali seyrederken kendi hayatımdan da birçok kesit gördüm. Hepimizin mutluluk ve acılarının kısa bir özeti gibi; bir dans edip, bir ağladım. Seyirciye ulaştırdığınız bu hissiyatı ve samimiyeti nasıl değerlendirirsiniz?

Her şarkı, seveni için ayrı bir öykü saklar. Bu öykü veya anı herkes için özeldir. Hatta ortak anılarımızı da hesaba katmamız lazım bence. Şov boyunca seyircilerin hepsinde bu anıların canlanması, hepimizi ortak bir duyguya sürükler. Bu ortak empati sahnedeki her sanatçı için olağanüstü bir duygudur . Sertab’ın Müzikali, sahnede seyrettiğimiz şovun yanında duygudan duyguya bizi sürükleyen ve iletişim kuran bir sahne gösterisi oldu. Bu yüzden çok mutluyum.

2016’ta Ayşe Arman’a verdiğiniz röportajda “ben bir sanatçıyım, o şarkıları söylerken o acıları geri çağırıyorum...” demiştiniz. Konserlere nazaran müzikalde şarkılardaki duyguları çok daha fazla hissediyoruz izleyici olarak. Sahnede gördüğümüz mimiklerin hiçbiri rol değil aslında, hepsi kocaman bir yaşanmışlık barındırıyor. Bunu her seferinde sahnede yaşamak nasıl bir duygu?

Şahane bir his. Bir tür delilik bence, ama yorumcu olmak bu demek sanırım. Aynı bir oyuncu gibi, her şarkının duygusunu o anın içinde yakalamak zihinle yapılacak bir şey değil. Tam tersi kendini bırakmak, zihni devreden çıkarıp anda olmak büyük bir konsantrasyon gerektiriyor. O anın dışında başka bir şey kalmıyor. 

Sertab’ın Müzikali’ni 3 yıla yakın bir süredir sahneliyorsunuz ve bu yolculuğunuza dahil olan Zorlu PSM ve Ken Billington’ın olması seyirciye bir yandan da yenilik vaadediyor diyebilir miyiz?

Evet kesinlikle öyle. Üç yıldır kapalı gişe oynayan müzikal Zorlu PSM sahnesinde şimdi yepyeni bir şova dönüştü. Ken, her sahneyi ışığı ile adeta bir ressam gibi boyadı. Daha önce bir şov için bu kadar ödüllü, kariyeri büyük ve deneyimli bir ışık tasarımcısı Türkiye'ye gelmemişti sanırım. Bir başka yenilik ise müzikle ışığın senkron gitmesi. Müzikali gelip izleyecek olanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır. 

Kendinize yıllar sonra “Gelmiş geçmiş en iyi şarkıcılardan biriydi” denmesini istemiştiniz. Bu sıfata müzikalle ilgili de bir şey ekleyebilir miyiz?

Evet, bana ''Ölürken size sorsalar ne olarak anılmak isterdiniz'' diye sormuşlardı, ben o soruya cevap olarak söylemiştim bunu. Umarım o sıralama içinde ismim anılır demiştim.

Bu şov için de mesela Eurovision’daki başarımız gibi, aynı şeyi söylesinler isterim. “Bir daha yerine onun gibi bir şov yapılmadı” deseler ne güzel olur. 

 

Uzun yıllar modern dansa emek verdiğinizi biliyorum, ara vermek ve tekrar buluşmak nasıl bir duygu?

Eurovision öncesi yıllarca modern dans, hatta caz dansa da sardığım günler oldu. Candaş Baş'la yıllarca çalıştık. Her gün, günde 6 saat dans ederdim. Daha sonra Candaş'ın başka bir kariyer yolculuğu başladı, Avrupa'ya gitti ve bizim aramızdaki momentum kayboldu. Ben de bir daha yakalayamadım o momentumu açıkcası. Şimdi Sertab’ın müzikali ile yeniden dansı hayatımın içine almak, dans etmek beni çok mutlu ediyor. İlk gösterimizi izleyen ağabeyim ''Aslında Sertab 13 yaşından beri bunu hayal ediyordu'' dedi. Evet çocukluğumun hayalini gerçekleştirmek olağanüstü bir duygu. 

Biraz da sahne arkası hakkında konuşsak... Oradaki Sertab nasıl biri? 

Sahne arkadasındaki ben aynı benim. Sahne üstünde değişiyorum. Hayatın her anında (sahne hariç) tek bir persona olmaya uğraştım. Sağlam ama hep gelişime, değişime kulak veren bir karakter ve bir insan olmaya çalışıyorum. 

25.yılınızdan sonra bir kitap yazma isteğinizi paylaşmıştınız. Var mı bi gelişme?

Yeni bir albüm yapmaya nasıl vakit bulamıyorsam, dört yıldır kitaba yazmaya da vakit bulamıyorum. 2019'un sonuna doğru konserleri yavaşlatıp, üretmeye; yalnız kalıp beste yapmaya, söz yazmaya zaman ayıracağım. Kitap yazmaya tekrar kaldığım yerden devam edeceğim.

Kurduğunuz hayallere ortak olan birçok insan var ve her gün yeni bir fikirle uyanıyormuşsunuz -öyle duyduk:)- yeni hayallerinizden bahsedebilir miyiz? 

Nereden duydunuz? :) Evet, her gün yeni bir fikirle uyanıyorum. Ben çocukluğumdan beri böyleyim. Hep yenisini,daha iyisini yapmam gerektiğini hissediyorum. Daha iyisini nasıl yaparım diye düşünüyorum. Böyleyim ve ölene kadar da devam edecek bu sanırım . 

Yeni hedefler, yeni hayallerim var tabii. :)

İlk gösteriden sonra aklımdan yeni fikirler geçmeye başladı, daha etkili nasıl olur diye düşünmeye başladım bile. Bundan sonrası için başka sahne şovları da hayal ediyorum. Yeni bir albümün peşindeyim. Aklımda çok şey var, bitmiyor:)

Son olarak sizden iki şarkı rica etsem... Söylerken içinizin kıpır kıpır olduğu ve gözlerinizin dolduğu? Hangilerini söylersiniz?

Olsun, Belki de dönerim ve Aşk. Ben üç saydım. :)

Röportaj: Damla Tuna