Alice: Bir Mükemmellik Simülasyonu
Paylaş

Zorlu PSM, BKM ve ID İletişim’in ortak yapımı olan Alice Müzikali; büyüleyici atmosferi ve Serenay Sarıkaya, Enis Arıkan, Ezgi Mola, İbrahim Selim, Merve Dizdar ve Şükrü Özyıldız’ın da içinde bulunduğu başarılı oyuncu kadrosuyla yeni sezonda  seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Alışılmış Alice masallarınını unutun! Tıpkı bizim gibi dertleri olan bir Alice için yerlerinizi alın.

Yaklaşık iki yüz dile çevrilen, yüz elli dört yıllık bir hikaye; Alice… Her adaptasyonunda birbirinden farklı zaman kırılmaları ve dokunduğu farklı farklı konular var. Yirmi birinci yüzyılın Alice’i ise bambaşka dertlerle uğraşıyor.

Çocukluktan ergenliğe yeni adım atmış bir genç kızın hikayesi bu. Alışılmış Alice masallarınını unutun! Tıpkı bizim gibi dertleri olan bir Alice için yerlerinizi alın.

Sosyal medya ve dijital dünyanın hız kesmeden gelişmesi ve hayatlarımızı etkisi altına almasıyla birlikte günlük yaşantımızda da yeni kavramlar yer almaya başladı. Like almak, takipçi kazanmak ve etkileşim yaratmak gibi kavramlardan bahsediyorum. Bu kavramlar hemen her birimize kusursuz, salt mutluluk ve mükemmellikten oluşan bir “Harikalar Diyarı” vaad ediyor. Bizler de kendi “Harikalar Diyarı”mızı yaratmaya çalışıyoruz.

Kullanıcının sosyal hayatını, mükemmellik anlayışını ve eğlence tarzını ispatladığı bu profiller, kullanıcı adıyla değil; 10K, 2B, 1.3M gibi kısaltmalarla hayatımıza giriyor. İçten içe, birinin saygınlığı ve beğenilme oranı takipçi ve like sayısıyla doğru orantılı bir hal almaya başlıyor. Bugün, bir arkadaş edinmekten tutun da bir iş başvurusuna kadar etkili olan bu profiller salt mutluluk ve mükemmelik içeriyor. Günlük hayatımızın hiçbir sorunu, zorluğu veya olumsuzluğu bu mecralarda yer almıyor. Öyleyse sorun ne, burası zaten Harikalar Diyarı değil miydi ve biz de Alice olacaktık hani?

Sorun tam da burada başlıyor; hayatın zorluklarından saklandığımız, mutsuzluğa asla yer olmayan bu hesaplardan en az biri mutlaka hayatımızda ve biz bu hesapların “mükkemmel – mutlu” profillerini düzenli olarak beslemeli ve yaşatmalıyız. Bir gereklilik, bir ihtiyaç kipi olarak yer almaya başlıyor günlük dilimizde. “Bu anı mutlaka paylaşmalıyım” ihtiyacı...

Bugün mindfullness eğitimleri, anda kalma, kendini ve çevreyi olduğu gibi kabul etme çalışmalarının yoğunlaştığını görmek aslında yaratılan zahiri / hayali mükemmellik dünyasının sonuçlarından sadece biri.

Tam da bu ihtiyaç halinden bahsediyor yirmi birinci yüzyılın Alice’i... Bir mükemmellik simülasyonunda yaşarken olumsuzluklardan kaçmak yerine yüzleşmeyi; beğenilme kaygısından çok kendini olduğu gibi sevme ve kabul etme kaygısı taşıyor.

Daha oyunun ilk dakikasında salonun büyük bir çoğunluğu telefonlarına sarılıyor ve Tavşan’ın etkileyici açılışını paylaşmak için bir yarışa başlıyor. Ne yazık ki Tavşan’ı fotoğraflamak için yalnızca birkaç saniyeniz var ve son 3! Son2! Son 1! Süreniz doldu! Bu andan itibaren telefonunuzla ilgilenmeniz tamamiyle kural dışı. Telefonuyla ilgilenen herkes lazer ışıklarla ifşa ediliyor. Alice’in dünyasında baştan sona “kendi” yolculuğunuz var. Kendinize yapacağız sevgi dolu bir yoluculuk ve bu yolculuğa ışık tutacak mükemmel bir müzikal ekibi. Telepatik bir müzikal deneyimiyle başbaşa kaldığınız değerli birkaç saatle aydınlanıyorsunuz adeta.

Tavşan, Alice’in tüm kurallarını anlatıyor ve sonrasında başlıyor macera... Müzikal boyunca türlü olumsuzluklardan kaçmak için sığındığı uygulamanın içinde hapsolan Alice’in, kendini bulma ve keşfetme yolcuğuna eşlik edeceksiniz. İçinde kendinizi bulacak ve en son kendinize ne zaman “seni seviyorum” dediğinizi sorgulayacaksınız; umarım hepimiz kendimizi, çevremizi sevme yolunda gün be gün daha başarılı oluruz. Mükemmellik simülasyonundan kurtulup Alice’in büyülü gerçekliğine tanık olmadıysanız bu sezon kaçırmamanızı tavsiye eder, ısrar ederim...

Yazı: Tuğçe Üstündağ