TR / EN

Zorlu PSM /

  Festival
Takip Et Bilet Al

Sónar İstanbul

24 Mart 17:00 - 25 Mart 12:00

  • Mart
    24
    17:00
  • Mart
    25
    12:00

Türkiye'de ilk kez 24-25 Mart 2017'de düzenlenecek Sónar İstanbul; iki gün boyunca, 5.000 kişilik kapasitesiyle Zorlu PSM’nin 4 farklı sahnesinde eş zamanlı gerçekleşecek. Elektronik müziğin dünü, bugünü ve yarınını mercek altına alacak festival; yaratıcılık ve teknoloji başlıkları altında müzik dünyasının nabzını tutarak ilham veren konferanslara ve deneyim odaklı atölyelere de ev sahipliği yapacak.

Temelleri 22 yıl önce müzik yazarı Ricard Robles ile görsel sanatçılar Enric Palau ve Sergi Caballero tarafından Barselona’da atılan Sónar, bugüne kadar Buenos Aires, Londra ve New York olmak üzere farklı kıtalardaki 27 şehre konuk oldu. Dünyada sanat, teknoloji ve müzikseverlerden yoğun ilgi gören, Barselona’da başlayıp tüm dünyaya yayılan Sónar, gerçekleştiği şehrin kültür sanat sahnesinden beslenerek özgün bir form kazanıyor. Sónar İstanbul, “The Immediate Future” (Yakın Gelecek) teması ile tamamen İstanbul’a özel kurgusuyla sanatseverlerle buluşacak ve katılımcılarına bir festivalden daha fazlasını yaşatacak. 

Moderat

Elektronik müzik sahnesine damgasını vuran Berlinli iki prodüktör Apparat ve Modeselektor'ün güçlerini birleştirmesi sonucu oluşan Moderat, Sónar Istanbul'un dinamizmi için biçilmiş kaftan! Techno ve ambient arası ritmlerde gezinen Apparat  (Sascha Ring) ile glitch ve elektro house'tan hip-hop'a uzanan geniş bir yelpazede deneysel çalışmalarıyla ön plana çıkan Modeselektor'ün (Gernot Bronsert ve Sebastian Szary) ortaklaşa yaptığı bir işin elektronik müzik sahnesinde bir sansasyona dönüşmesi zor değildi. Nitekim Moderat, 2009'da yayınladığı kendi adını taşıyan ilk albümüyle dinleyicilerin ve eleştirmenlerin beğenisini toplarken olağanüstü bir görsel ve işitsel şölene dönüşen canlı performansları, 2010'da onlara iki farklı ödül getirdi. Ardından yayınlanan II ve bu yıl içinde yayınlanan III, ait oldukları dönemin en başarılı kayıtları arasındaki yerini aldı!

Videolarda Berlin merkezli tasarımcı kolektifi Pfadfinderei'yla çalışan Moderat, Bad Kingdom ve Reminder gibi yapımlarda bu birliktelikten hem fikir hem de uygulama anlamında ne denli yaratıcı işler çıkabileceğini kanıtladı. Son olarak Berlin Velodrom'daki biletleri dakikalar içinde tükenen konserlerinin canlı kaydını Live adlı albümle yayınlayan ekip, İstanbul seyircisinin hiç de yabancısı olmadığı canlı performanslarından bir yenisini Sónar Istanbul sahnesine taşıyacak!

Róisín Murphy

Müzikle kurduğu ilişkinin kendi deyimiyle "tuhaf tipler"e duyduğu bağ üzerinden 80'lerin sonunda Manchester'da başladığını belirten İrlandalı şarkıcı, söz yazarı ve yapımcı Róisín Murphy; öncelikle Sonic Youth, The Jesus and Mary Chain, Spaceman 3, Dinosaur Jr., My Bloody Valentine ve Butthole Surfers'dan, ilerleyen dönemde ise The Stooges, The Velvets ve The Angry Young Them gibi isimlerden ilham aldı.

Mark Brydon'la kurduğu Moloko grubuyla ünlenen İrlandalı sanatçı, özellikle Sing It Back şarkısıyla 90'ların sonu ve 2000'lerin başında büyük bir başarı yakaladı. Bunu, 2005'te yayınladığı ilk solo albümü Ruby Blue ve 2007'de gelen ikinci albümü Overpowered izledi. Yaklaşık beş yıllık bir aranın ardından 2014'ten bu yana kariyerini daha da aktifleştiren Murphy, sırasıyla Mi Senti EP'si (2014) ile Hairless Toys (2015) ve Take Her Up To Monto (2016) albümlerini yayınladı. İtalyanca cover'lardan oluşan EP Mi Senti, müzisyene 2015'te Mercury Ödülü adaylığı getiren Hairless Toys'la birlikte Moloko'nun içinde Sing It Back'i de barındıran ikinci albümü I Am Not A Doctor'ın da yapımcılığını yapan Eddie Stevens'la son dönemde yaptığı ikinci iş birliğiydi. 

Son olarak 8 Temmuz'da Play It Again Sam etiketiyle yayınlanan Take Her Up To Monto albümüyle bir kez daha büyük beğeni toplayan Murphy, Sónar İstanbul'da sahne alacak!

Nina Kraviz

Her sene, çoğu elektronik müzik platformunun en iyi DJ'ler arasında gösterdiği bu yenilikçi DJ ve prodüktör, kusursuz setlerinin yanı sıra techno ve dans müziğini keşfetmeye duyduğu bitmeyen tutkusuyla birçok önyargının üstesinden gelmeyi başardı. Dünya çapında festivallerin gözdesi haline gelen Kraviz nereye gitse, giderek artan miktarda hayranını peşinden sürüklüyor. Setlerinde her zaman farklı ve eşsiz şarkıların mükemmel uyumunu sunmayı hedefleyen DJ, bu maharetini AFX ve Pete Namlook'un önceden yayınlanmamış parçalarının yanı sıra daha önce kimsenin duymadığı kendi yapımlarını da sunan efsanevi Fabric serisi için yaptığı Aralık ayında yayınlanan mix'te gösteriyor.

Fabric ve DJ Kicks serileri için hazırladığı mix'lerin yanı sıra yakın zamanda kendi Trip adlı plak şirketini kuran Nina Kraviz, (bir tanesinde Robert de Niro'dan ilham aldığı) yelpazesi geniş techno toplama albümlerini yayınlarken İzlandalı Bjarki başta olmak üzere yükselen sanatçıların tanıtılmasında da pay sahibi oldu. Bu yıl BBC Radio 1'ın Residency serisine de katıldıktan sonra RinseFM ve Beats In Space gibi elektronik müziğin kültleşmiş internet siteleri ve önde gelen radyo istasyonları ile #savefabric inisiyatifi tarafından yapılan setlere katkıda bulundu. Üç yıl yaptığı diş hekimliği ve Red Bull Music Academy'deki birinci sınıf öğrenciliği (2006) ona şu an oldukça uzak geliyor olmalı. Aradan on yıl geçmişken Kraviz elektronik müziğin en heyecan verici ve önde gelen isimlerinden biri. Ve bunu sonuna kadar hak ediyor…

Floating Points

Sam Shepard, ya da elektronik müzik dünyasında bilinen adıyla Floating Points, Chetnam's School of Music'te piyano eğitimi almasının ardından University College London'da sinirbilimi ve epigenetik dalında doktora yaptı. Doktora çalışmaları sürerken eş zamanlı olarak müzik kariyerini de devam ettiren Shepard, 2009'da DJ Alexander Nut'la Eglo Records'ı kurdu. Funk, R&B, avangart caz, techno, house ve orkestral gibi türler arasında gezindiği single'lar ve EP'lerle adını yavaş yavaş duyurmaya başlayan Floating Points, Kasım 2015'te yayınladığı ilk albümü Elaenia'yla büyük beğeni topladı. Albüm, İngiltere'de Shepard'ın kendi sahibi olduğu Eglo Records isimli plak şirketinden, Amerika Birleşik Devletleri'nde ise David Bryne'ın Luaka Bop'undan yayınlanırken Resident Advisor tarafından yılın en iyi albümü olarak addedildi. Üretkenliğini 2016'da da sürdüren Floating Points, iki parçalık bir EP olan Kuiper'i ve Elaenia'daki For Marmish adlı şarkının devamı niteliğindeki For Marmish Part II'yu yayınladı. Jamie XX, Caribou ve Four Tet gibi isimlerle başarılı mix'lere imza atan günümüz elektronik müzik sahnesinin en çarpıcı isimlerinden Floating Points, 24-25 Mart 2017’de Türkiye’de ilk kez Zorlu PSM’de gerçekleşecek Sónar İstanbul’da sahne alacak!

DJ Koze

DJ Koze ismiyle tanınan Alman DJ ve prodüktör Stefan Kozalla'nın ünü; techno, tech house, minimal techno ve hip-hop gibi türleri birleştirdiği setleriyle kısa süre içinde Hamburg kulüplerinden dünyaya yayıldı. Halen de 21. yüzyılda techno'nun en heyecan verici ve başarılı isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Henüz 16 yaşındayken ilk DMC (Disco Mix Club) yarışmasına katılan Kozalla, buradan ikincilikle; ama olağanüstü yeteneğini kanıtlayarak döndü. 1990'lı yıllarda Alman hip-hop grubu Fischmob'un bir parçasıyken Adolf Noise adını kullanıyordu. Yo Mama etiketiyle 2000'de yayınlanan Music is Okay isimli ilk mix albümünün ardından DJ Koze adını aldı ve zamanla Köln merkezli ünlü elektronik plak şirketi Kompakt'ın önde gelen isimlerinden biri oldu. Kompakt'la Speicher 11 toplama albümünde yer almasının sonrasında Der Säger Von St. Georg (2003), üç şarkılık The Geklöppel Continues EP (2003), All People Is My Friends adlı mix (2004) ve Kosi Comes Around (2005) adlı albümü yayınlarken Wo Die Rammelwolle Fliegt'i (2005) Buback'tan, Amygdala'yı (2013) ise 2010'da kurduğu plak şirketi Pampa Records'tan çıkardı.

2015'te !K7'ın DJ-Kicks serisinin 50. bölümünü derleyen DJ Koze, burada da hem house hem de hip-hop'taki yetkinliğini gösterdi. Kendi plak şirketi Pampa'dan da benzer derleme albümler yayınlayan Alman DJ; Pampa Vol. 1 adlı kayıtta Lawrence, Isolée ve Gold Panda gibi isimlere yer verirken Reincarnations: The Remix Chapter 2001-2009 ve Reincarnations: The Remix Chapter 2009-2014 ile kendi remix'lerini derledi. Reincarnations serisi, imzasını taşıyan DJ-Kicks bölümü ve Pampa Vol. 1; Amerika Birleşik Devletleri'nde Billboard'un En İyi Dans/Elektronik Albümleri listelerinde kendilerine yer buldu.

Weval

Hollandalı iki arkadaş Harm Coolen ve Merijn Scholte’tan oluşan Weval, şu sıralar elektronik müzik sahnesinde en çok konuşulan gruplardan birine hayat veriyor.

Köln çıkışlı ünlü plak firması Kompakt etiketiyle yayınlanan albümleriyle büyük sükse yapan, farklı müzik türlerini elektronik müzik çatısı altında toplayan Amsterdamlı ikilinin serüvenini sadece elektronik müzikle kısıtlayamayız. Weval şarkılarında caz, hip hop, krautrock, pop ve funk gibi müzik türlerinin dinamiklerine rastlayabilmek mümkün. İkilinin başarısının asıl sırrı ise, bu türleri organik bir şekilde bir araya getirmekte ve bir bütün oluşturmakta yatıyor. İlk EP’leri Half Age’i 2013’te yayınlamalarının ardından elektronik müziğin en önemli plak şirketlerinden Kompakt’ın kıskacına giren ve albüm anlaşması imzalayan Weval, katmanlı sound’u ve atmosferik yapısıyla kısa sürede güncel elektronik müzik sahnesinin en çekici topluluklarından biri olmayı başardı. İsimlerinin kendi dillerinde waterval, İngilizce’de ise waterfall’a karşılık gelen anlamı, grubun müziğinin bir yansıması gibi… 

Karanlık olduğu kadar, vücudunuzu harekete geçiren güçlü ritimler ve bas yürüyüşleri ile akılda kalıcı synth melodileriyle dolu ilk Weval albümü, toplamda 12 şarkı barındırıyor. Bu şarkıların her biri, ikilinin performanslarının baştan sona çarpıcı bir deneyim olmasını sağlıyor.

Clark

Organik synthesizer'lar, kuvvetli bir bas sound'u, bilgisayar temelli altyapılar… Bu üç unsur, Sónar İstanbul'da sahne alacak İngiliz prodüktör Clark'ın çok katmanlı IDM/deneysel elektronik müziğinin temelini oluşturuyor.

Gerçek ismi Chris Clark'ı kullandığı ilk albümü Clarence Clark'la 2001 yılında WARP Records kariyerinin umut verici başlangıcını yapan Clark, 2003 yılında ise Ceramics Is the Bomb isimli EP'sini yayınladı. Clark'ın asıl çıkışını yapmasını sağlayan albüm, yine aynı yıl içerisinde yayınlanan Empty the Bones of You oldu. Dönemin organik elektronik müzik sound'una sahip en orijinal kayıtlarından biri olarak tanımlanan albümün ardından Clark ismini kullanmaya başlayan sanatçı; 2006'da Body Riddle, 2008'de Turning Dragon, 2009'da ise Totems Flare albümünü yayınladı.

2012'de yayınlanan Iradelphic, Clark'ın kariyerindeki en özel albümlerden biriydi. Farklı yerlerde kaydedilen ve büyük bir emeğin sonucu ortaya çıkan albümde Clark'ın WARP Records'tan arkadaşı Bibio da konuk sanatçı olarak yer aldı. Bu albümü internet üzerinden indirilebilen online seri The Iradelphic Sessions ve Fantasm Planes EP'si izledi.

Clark, bu EP'nin hemen ardından Sidney Opera Evi'nde gerçekleşen Tilted Fawn isimli dans performans projesi için müzikler hazırladı. Bu başarılı iş birliğinin ardından Massive Attack, Bibio, Depeche Mode ve HEALTH remix'lerinin yer aldığı Feast/Beast, 2013 yılında yayınlandı.

2014 yılında ise Clark'ın kendi ismini taşıyan ve önceki albümlerine nazaran daha çok dans müziği odaklı kayıt hayat buldu. Yılın albümlerinden biri olarak tanımlanan Clark'ı, 2015 yılında Flame Rave isimli EP izledi. Clark, son olarak David Bowie'nin tema şarkısını yazdığı The Last Panthers dizisinin müziklerini hazırladı. Bu müzikler, Mart 2016'da WARP etiketiyle yayınlandı.

HVOB

2012'de Avusturya'da kurulan ve elektronik müzik sahnesinde kısa sürede başarıya kavuşan HVOB, ünlü prodüktör Oliver Koletzki tarafından keşfedildi. Koletzki, ikiliyi kendi plak şirketi olan Berlin merkezli Stil Vor Talent'ın kadrosuna dahil etti. Aynı yıl içinde ilk EP'leri Dogs'u piyasaya süren HVOB; techno ve house'a yeni bir soluk getiren dinamik canlı performanslarıyla prestijli festivallerde sahne almaya başladı.

Kendi ismini taşıyan ilk albümünü 2013'te yayınlayan HVOB, 2014 yılında Elektronik/Dans kategorisinde Amadeus Avusturya Müzik Ödülü'nün sahibi oldu. Geride bıraktığı 4 yıl boyunca üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmeyen ikili, toplamda 7 EP ve büyük bir yükselişe geçmesine vesile olan Trialog isimli ikinci albümünü yayınlarken electro-pop/techno etkileşimli şarkılarıyla Hindistan, Çin ve Güney Afrika gibi farklı coğrafyalara kadar uzanan bir hayran kitlesi elde etti. İkili, şimdi de electro-pop ve techno'nun dinamik yüzünü Sónar Istanbul sahnesine taşımaya hazırlanıyor!

Kode9 (DJ Set)

SonarLab by Red Bull Music Academy

Dubstep ve grime müziğin en önemli plak şirketlerinden birinin kurucusu olmasının yanında, DJ/Prodüktör kimliğiyle elektronik müziğin kült figürlerinden biri haline gelen Scott Goodman, Kode9 kimliğiyle gerçekleştireceği DJ setiyle Sónar İstanbul'da olacak!

Dubstep ve Şikago footwork sound'unun en yaratıcı isimlerinden biri olarak tanımlanan Kode9, aynı zamanda dubstep'in yükselişindeki en büyük pay sahiplerinden biri. 1990 yılında, henüz 16 yaşındayken jungle ve drum'n'bass'ten aldığı ilhamla DJ'liğe başlayan İskoç sanatçı, 1997'de Londra'ya taşınmasıyla birlikte bas ağırlıklı setleriyle ünlenmeye başladı. Kode9 adı altında ilk prodüksiyonunu yapması ise 2002 yılında Tempa etiketiyle gerçekleşti. 2004'te The Spaceape'le Prince klasiği Sign o' the Times'a getirdiği dubstep yorumu Sine of the Dub, kendi plak şirketi Hyperdub'tan yayınladığı ilk ürün oldu. İlerleyen yıllarda Burial, Jessy Lanza, Zomby, Mark Pritchard ve Fatima Al Qadiri gibi isimlere ev sahipliği yapacak Hyperdub'dan yayınlanan ilk Kode9 albümü ise 2006 çıkışlı Memories of the Future'dı. Kode9, bu albümde de The Spaceape'le çalıştı.

2006'da Dubstep Allstars ve 2010'da ise DJ-Kicks serisi için hayli başarılı mix kayıtlar yayınlayan Kode9'ın arkasındaki isim Scott Goodman, 2009'da yazarlık kariyerinin ilk adımı olan Sonic Warfare: Sound, Affect, and the Ecology of Fear isimli kitaba hayat verdi.

Kode9'ın bir kez daha The Spaceape'le çalıştığı ikinci albümü Black Sun, 2011 yılında yayınlandı. Kode9, kariyerindeki üçüncü mix kaydı, plak şirketi Rinse'in mix serisi için Rinse:22  başlığıyla 2013 yılında yayınladı. The Spaceape'in 2014 yılında hayatını kaybetmesinin ardından ilk solo Kode9 albümü olarak kayıtlara geçecek Nothing, 2015 yılında piyasaya sürüldü.

Honne

Serüvenine Londra'da başlayan ve electronic soul melodileriyle şekillendirdiği yolunu Sónar İstanbul'dan geçirecek Honne, Japonca'da "gerçek hisler" ya da "esas niyet" gibi çevrilebilecek terimi isim olarak kullanan bir ikili. Soul altyapısıyla synthesizer melodilerini başarıyla birleştirirken de adını aldığı kavramı ilke gibi benimseyen Honne, prodüktör James Hatcher ve hem prodüktör hem de şarkıcı Andy Clutterbuck'tan oluşuyor. 

Müzikal çalışmalarını Al Green ve Bill Withers'tan aldığı ilhamla başlatan Honne, ilk iki EP'si Warm on a Cold Night ve All in the Value'yu 2014'te Super Recordings etiketiyle yayınladı. 2015'te kendi plak şirketi Tatemae Recordings'i kuran ikili, Coastal Love ve Over Lover EP'lerini buradan çıkardı. İlk EP'leriyle aynı adı taşıyan stüdyo albümleri Warm on a Cold Night ise 2016'daki Gone Are the Days EP'sinin hemen ardından geldi ve yine Tatemae etiketini taşıyordu. Albümde kapağında kullanılan Japonca karakterler, grubun benimsediği felsefeye uyum sağlıyordu. 

Geri vokalde Naomi Scarlett, davulda Duayne Sanford, basta Amadu Koroma ve ses mühendisi Johnny Silveira'dan oluşan turne ekipleriyle gittiği her yerde büyük beğeni toplayan Honne, Avrupa'nın farklı mekan ve festivallerindeki başarılı canlı performansını Sónar İstanbul'a taşımaya hazırlanıyor! 

Helena Hauff

SonarLab by Red Bull Music Academy

Hamburg'daki Golden Pudel Club'da acid house, EBM/endüstriyel ve electro setleriyle DJ'lik kariyerini başlatan Helena Hauff, Birds and Other Instruments adlı geceleriyle kendisine iyi bir isim yaptı. Müziğinde analog ekipmanları tercih eden Hauff, genellikle tek seferde tamamladığı kayıtlarıyla techno ve electro'ya farklı bir boyut kattı. The Cure ve Karlheinz Stockhausen gibi sanatçılarla genç yaşta tanışan DJ, bu isimlerden esinlendiği setleriyle kariyeri boyunca Werkdiscs, Ninja Tune, PAN ve Blackest Ever Black gibi prestijli plak şirketleriyle çalıştı.

İlk EP'si Actio Reactio'yu 2013'te Actress'in sahibi olduğu Werkdiscs etiketiyle yayınlayan Helena Hauff, eş zamanlı olarak Golden Pudel'den tanıdığı DJ F#x ile birlikte Black Sites adlı projeyi sürdürdü. Black Sites da ilk EP'si Prototype'ı Bill Kouligas'ın plak şirketi Pan etiketiyle yayınlarken Hauff iş birliklerine James Dean Brown'un 1983'ten beri analog techno/endüstriyel türlerinde doğaçlama işler üreten Hypnobeat projesine katılarak devam etti.

2014'te Shatter Cone ve Return to Disorder adlı maxi single'larını sırasıyla Lux Rec ve Panzerkreuz Records'tan çıkaran Hamburglu DJ, aynı zamanda Andreas Gehm'le ortak bir EP ve iki adet Black Sites kaydı daha yayınlayarak üretkenliğini sürdürdü. Pankow ve Factory Floor gibi ekiplerin parçalarını remix'leyen Hauff'un bir zamanlar kasetlere kaydettiği deneysel çalışmalar, 2015'te Teksaslı plak şirketi Hand Made Birds tarafından A Tape adıyla yayınlandı. Actio Reactio'ya benzer bir çalışma olarak nitelendirilen Lex Tertia adlı EP, yine Werkdiscs etiketiyle piyasaya sürüldü.

İlk stüdyo albümü Discreet Desires'ı 2015'in sonlarında Werkdiscs etiketiyle yayınlayan Helena Hauff, kariyerinin erken dönemlerindeki tadı korurken sound’unu daha melodik bir electro yapısına taşıdı.  

Prins Thomas

SonarLab by Red Bull Music Academy

Norveçli elektronik müzik DJ'i ve yapımcısı Prins Thomas; disco, house, minimal techno, jazz fusion'ı bir araya getiren DJ seti ve Hans Peter Lindstrom'la ortaklaşa yaptığı işlerle tanınıyor. 2005'te Eskimo Recordings plak şirketinden yayınlanan Lindstrom & Prins Thomas adlı albüm, ikilinin birlikteliğinden doğan ilk stüdyo albümü. DJ olarak genç yaşta farklı mekanlarda çalarak başlattığı kariyerini birçok grupta çaldığı bas gitarla devam ettiren Thomas, 90'larda disco müziğinin dönmesiyle birlikte DJ Strangefruit gibi isimlerden esinlenerek geri döndü ve Miles Davis ile The Doors'u bir araya getirmek gibi çılgınca addedilen mix denemelerini başarıyla gerçekleştirmeye başladı.  

Kendi kurduğu Full Pupp plak şirketi, Blackbelt Andersen ve Todd Terje gibi sanatçıları çıkarmasının yanı sıra ilk etapta Goettsching (2005) ve Fehrara (2006) adlı iki EP, devamında ise üretkenliğini sürdürerek albümler yayınlamasına olanak sağlayarak neo-disco'nun taze seslerini barındıran bir platform haline geldi. Dünyanın farklı yerlerinden sanatçılar ve yapımcıları bir araya getirmek için kurduğu Internasjonal adlı diğer plak şirketi, Sırp DJ Nenad Markovic'in ilk albümü Kayto'yu yayınladı. Yapımcılık üzerine çalışmaları devam ederken kendi işlerini de ihmal etmedi. 2015'te Gabor Szabo, Wally Badarou ve Kurt Vile gibi isimleri bir araya getiren Norveçli DJ'in her zamankinden daha eklektik bir sound'a ulaşmasına aracı olan Paradise Goulash'ı, 2016'nın başında Toransu adlı EP, bir de ambient ve minimalist tarzıyla ön plana çıkan albüm Principe del Norte takip etti. 2017'de ise Oslo'nun deneysel disco seslerinin Thomas'a Sónar sahnesinde eşlik etmesine şahit olacağız.

Nosaj Thing

ABD'li prodüktör Jason Chung'ın Boards of Canada'dan DJ Shadow'a, Danny Elfman'dan Erik Satie'ye geniş bir ilham yelpazesi içeren; elektronik müzik ve hip hop'ı katmanlı sound'unda buluşturan projesi Nosaj Thing, Sónar İstanbul'da! 

Nosaj Thing'in temelleri, Chung'ın okula giderken yolda dinlediği hip hop radyolarının ve özellikle The Beat Junkies'in setlerinin verdiği ilhamla başlıyor. Babasının eski bilgisayarı, Nosaj Thing'in kendisine ait ilk ritmlerini üretmesini sağlıyor. 2004'te canlı performans gerçekleştirmesiyle, kariyerini şekillendirecek deneysel müzik serüveninin ilk gerçek adımı da atılmış oluyor. 

Müzik sahnesine girişiyle Flying Lotus, Nobody, Daedelus, D-Styles ve Daddy Kev gibi isimlerle yakın ilişkiler kuran Nosaj Thing, 2006 yılında ilk EP'si Views/Octopus'u piyasaya sürüyor. Bu EP'de yer alan Aquarium, daha sonraları Kid Cudi tarafından Man on the Moon şarkısının temelini oluşturmak için kullanılıyor. 

İlk Nosaj Thing albümü Drift, 2009 yılında Daddy Kev'in plak firması Alpha Pup tarafından yayınlanıyor. Bu albümün başarısı, Nosaj Thing'e Busdriver, Nocando, ve Kendrick Lamar gibi isimlerle iş birliği yapmasını; Flying Lotus, Daedelus, Radiohead, The xx, Philip Glass ve Health şarkıları için de remix'ler hazırlamasını sağlayan yolu açıyor. 

Innovative Leisure tarafından yayınlanan 2013 çıkışlı ikinci Nosaj Thing albümü Home, Toro y Moi'nın konuk olduğu Try ve Blonde Redhead'den Kazu Makino'nun konuk olduğu Eclipse/Blue gibi şarkılarla büyük ses getiriyor. Sürekli evrim geçiren Nosaj Thing sound'u, Chance the Rapper ve Whoarei'nin konuk sanatçı olarak katkıda bulunduğu 2015 çıkışlı üçüncü albüm Fated'da daha da ideal bir hal alıyor. 

Son olarak bu yıl içerisinde NO REALITY isimli EP'sini yayınlayan Nosaj Thing, bir yandan sahibi olduğu plak şirketi Timetable'la birbirinden yetenekli isimlere ev sahipliği yapıyor. 

Ben Ufo

Londralı DJ ve prodüktör Ben UFO, günümüz UK garage-bass ve post-dubstep sahnesinin en vizyoner isimlerinden biri. 2007'de Pearson Sound mahlasını kullanan David Kennedy ve Pangaea mahlasını kullanan Kevin McAuley'yle birlikte Leeds menşeli plak sirketi Hessle Audio'yu kuran Ben UFO; James Blake, Untold, Objekt ve Blawan gibi isimlerin erken dönem kayıtlarını yayınladı.

Kennedy'yle birlikte Rinse FM'de haftalık Hessle Audio programını sunan Ben UFO, birçok türü bir araya getiren cüretkar setlerinde beklenmedik birlikteliklerin içindeki güzelliği yakalamayı başaran bir isim.

Ben UFO, ilk olarak Resident Advisor için RA.238 isimli mix albümünü 2010'da yayınladı. 2011'de Rinse: 16 adlı mix albüme de hayat veren Ben UFO, 2013'te ise Fabriclive 67'ı yayınladı. Ben UFO'nun büyük çıkışı, DJ Awards'tan gelen En İyi Çıkış Yapan DJ'I Ödülü adaylığıyla iyice pekişti.

Tim Hecker

Kanadalı müzisyen ve prodüktör Tim Hecker, 1996’dan beri aktif olarak müzik üretmeye devam ediyor.

Bugüne kadar Kranky, Alien8, Mille Plateaux, Room40, Force Inc, Staalplaat ve Fat Cat gibi plak firmalarıyla çalısan müzisyen; elektronik müziğe ilgi duymaya başladığında techno’dan ilham alıyordu. Bu ilham, kariyerinin ilerleyen dönemlerinde drone, ambient, noise, glitch ve deneysel elektronik müzikle çeşitlenerek esas kimliğini oluşturdu.

Hecker’ın müziği, çoğunlukla “katmanlı ambient müzik” olarak tanımlansa da derinliklere inildiğinde ses, uyumsuzluk ve melodinin kesişim kümesinde çok daha deneysel bir suretle karşılaşmak mümkün. Şarkı yapım aşamasını fiziksel ve duygusal olarak iki farklı aşamada değerlendiren Hecker’ın müzikal kimliği, New York Times tarafından “İçine her şeyi çeken yarıklar gibi dinleycisini içine çeken, ağır çekimde vücut bulmuş soyut, statik ve gürleyen bir bütün” şeklinde tanımlanıyor.

2001 yılında yayınlanan Haunt Me, Haunt Me Do It Again’le başlayan Hecker’ın şimdilik sekiz albümlük serüveni; Wire tarafından dönemin en yenilikçi işlerinden biri olarak tanımlanan Radio Amor (2003), Pitchfork başta olmak üzere birçok prestijli yayın organınca yılın albümü seçilen Harmony in Ultraviolet (2006) ve Juno tarafından yılın en iyi elektronik müzik albümü seçilen Ravedeath, 1972 (2011) gibi müzik otoritelerince el üstünde tutulan üç albümü barındırıyor.

Jetone mahlasıyla çağdaş dans gösterileri, ses tabanlı sanat yerleştirmeleri ve minimal techno projeleri için eserler de üreten Tim Hecker; dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdiği performanslarıyla günümüz elektronik müzik sahnesinin en önemli figürlerinden biri olmayı başardı.

Ben Frost, Godspeed You! Black Emperor, Daniel Lopatin, Sigur Rós, Fly Pan Am, Christof Migone, Martin Tétreault ve Aidan Baker gibi isimlerle sahnede ve kayıt aşamasında işbirlikleri gerçekleştiren Hecker, Josquin des Prez’in 15. yüzyıl koro çalışmalarından ilham alan son albümü Love Streams’te ise Johann Johannsson, Kara-Lis Coverdale ve Grimur Helgason’la çalıştı.

Yodashe

Londra'da yaşayan Yunan korocu ve piyanist Yodashe zihin açan müziğini üretmek için dünyadan farklı şekiller belirliyor ve onlar üzerine çalışıyor. Kentsel peyzaj ve şehirlerin dokularından hareket eden Yodashe, alternatif pop ve a-capella'yı klasik müzikle harmanlıyor. Aynı zamanda indie sahnesinde de aktif olan Yodashe, Flakes adlı grubuyla 2009'da Primal Scream ve Bloc Party'nin ön grubu olarak sahne aldı. 5 yaşından bu yana piyano çalan müzisyen, bugüne dek yaptığı işlerde deneysel seslerini çok katmanlı vokalleriyle birleştirmeyi başardı. Red Bull Music Academy mezunlarından Yodashe, aynı zamanda bir mimar ve şehir planlamacısı. Setlerinde sıklıkla yer verdiği deneysel sesleri de çoğu zaman bu kariyerlerinden elde ettiği birikimle keşfediyor.

Shackleton

Shackleton'ın müzikal kariyeri; Mordant Music'ten Ian Hicks'in, sonradan Rough Trade'in 2004'ün En İyileri seçkisine girecek Stalker adlı teklisiyle başladı. 2005'te ise kendi plak şirketi Skull Disco'yu kurdu.

Hem müzikal hem de görsel işleriyle ön plana çıkan Skull Disco, perküsyon ve yoğun bası dubstep ve techno'nun deneysel tonlarını yakalamak üzerine kullandı. Kısa süre içinde kendine has bir kitle oluşturan plak şirketi, underground müzik sahnesinde bir fenomen haline geldi. 10 adet maxi single'ın ardından Skull Disco'yu kapatma kararı alan Shackleton, yola Perlon Records etiketiyle yayınlanan Three EPs adındaki albümüyle devam etti. 

2010'da Londra'nın dünyaca ünlü gece kulübü Fabric, setlerinden birini çalması için Shackleton'ı çağırırken bu seti Mix CD olarak yayınlamak üzere kaydetti. Alışılmadık ve deneysel müziğin dans sahnesini nasıl etki altına alabileceğinin çok iyi bir kanıtı olan bu kaydın ardından İngiliz DJ, uzun zamandır ortaklaşa iş yaptığı Pinch'le birlikte Honest Jon's Records'ı kurdu.

Woe To the Septic Heart etiketiyle yayınlanan The Drawbar Organ EPs/Music for the Quiet Hour kaydı, Shackleton'ı daha da alışılmadık bölgelere sürüklerken beş bölüme ayrılmış tek bir anlatıyı Amerikan minimalizmi, avant drone ve serializmle elektronik müzikte daha önce görülmemiş bir şekilde birleştirdi. 

Son dönemde Deliverance üçlemesiyle dans pistini domine etmeye devam eden Shackleton, kült şarkıcı/sanatçı Ernesto Tomasini'yle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle elektronik müziğin öncü isimlerinden olmayı da sürdürdü. Temmuz 2016'da bu ortaklığın bir sonucu olarak çıkan Devotional Songs adlı albüm, dünya çapında büyük başarı yakaladı.

Patten

Londralı deneysel elektronik müzik ikilisi Patten, ilk birkaç yıl sınırlı sayıdaki kayıtlarla başladığı kariyerini 2006'dan bu yana sürdürüyor. Buna rağmen Londra underground sahnesinde kendine has bir kitle oluşturmayı başaran ikili, üretkenliğini ve sık sık farklı mekanlarda sahne almayı sürdürdü. The Wire ve Pitchfork gibi prestijli yayınlardan övgü üzerine övgü toplayan Patten, ilk resmi albümü GLAQJO XAACSSO'yu 2011'de No Pain In Pop etiketiyle yayınladı. 2013'te Warp'la anlaşan egzantrik ikili, bu plak şirketin ilk albümleri ESTOILE NAIANT'ı da 2014'te yayınladı. Patten, görsel-işitsel performansıyla Tate Modern gibi prestijli mekanlarda sahne alırken Londra'nın büyük beğeni toplayan 555-5555 etkinliklerini yürüttü ve Björk başta olmak üzere gibi birçok ismin parçalarını remix'ledi. Son olarak Warp etiketiyle ikinci albüm yayınlandı: Ψ. Pop müzik, kulüp sesleri ve endüstriyel yapıları bir araya getiren bu albümle büyük başarı toplayan ikili, çarpıcı görsel-işitsel performansıyla Avrupa'daki birçok prestijli festivalde sahne aldı. Canlı performansları olağanüstü gösterilere çeviren hiper-programlı LED'ler, lazerler ve projeksiyonlarla dolu AV sisteminin tasarımı, üretimi ve programlanması tamamiyla yaratıcı kolektif 555-5555'a emanet. Yüksek çözünürlüklü projeksiyonlar, elektronik bateri donanımı, canlı vokaller, derin bir bas ve yoğun duman Patten'ın sahne varlığına eşlik ederken bütün bunlar muazzam bir canlı performans deneyimine katkıda bulunuyor.

Sonar Festival’de Yer Alan Yerli İsimler

Mix'lerinde 70'lerin ünlü psychedelic şarkılarını günümüz disco ritmleriyle bir araya getiren Hey! Douglas, minimal techno, house, tech house ve techno ağırlıklı setiyle Vildan Gündüz; eklektik setleriyle Türkiye'nin en özgün DJ'lerinden biri olan Style-ist; techno, tech house ve house müziğe yer verdiği setleriyle tanınan Büber; Londra'da yaşayan techno ve electronica prodüktörü Villette, dinamo.fm ve Radyo Babylon'daki programlarıyla tanınan Fasitdaire, ülkemizin en deneyimli isimlerinden bir tanesi ve güçlü techno setleriyle tanınan Mabbas, b2b setleriyle Türkiye elektronik müzik sahnesinin en köklü isimlerinden Fuchs vs Cervus; techno, disco ve electronica sound'larından izler taşıyan setleriyle tanınan Doğu Orcan Sónar İstanbul’da! 

SonarLab by Red Bull Music Academy sahnesinde; elektronik ve deneysel setleriyle adından bahsettiren İpek Görgün, minimal-synth ve lo-fi estetiğiyle şarkılarına hayat veren Seretan,  2015'te Paris'te Red Bull Music Academy'de Türkiye'yi temsil eden İskeletor performans sergileyecek! 

Sónar Festivali ile ilgili bilgiler:

- Sónar Festival bugüne kadar 27 farklı şehirde 53 kez düzenlendi.

- Sónar Festlivali'nin düzenlediği şehirler: Londra (2002, 2003, 2004, 2005, 2009, 2010, 2011) / Lizbon (2002) / Neuchatel (2002) / Hamburg (2002, 2003, 2004, 2005, 2006) / Tokyo (2002, 2004, 2006, 2011, 2012, 2013) / Roma (2003) / São Paulo (2004, 2012, 2013,2015) / Lion (2004) / Guadalajara (2004) / Buenos Aires (2006, 2015) / Seul (2006) / Frankfurt (2007) / Washington (2009) / New York (2009) / Şikago (2010 y 2012) / Cape Town (2012, 2014) / / Toronto (2012) / Denver (2012) / Oakland (2012) / Boston (2012) / Montreal (2012) / Los Angeles (2012) / Johannesburg (2014) / Reykjavík (2013, 2014, 2015, 2016) / Stockholm (2014, 2015 y 2016), Santiago de Chile (2015), Bogotá (2015).

Daha fazlası: https://sonaristanbul.com/tr/2017

Bilet Fiyatları

  • Tam 225.00 TL
  • Öğrenci 170.00 TL (Sınırlı Sayıda)

Lütfen Not Edin

  • *Etkinlik esnasında, sıklıkla sis efekti kullanılacaktır. İzleyicilerimizin dikkatine sunarız.
  • *Etkinlik, ışığa duyarlı epilepsi hastaları için uygun olmayan görsel efekt içermektedir. İzleyicilerimizin dikkatine sunarız.
  • *Etkinlikte yüksek ses düzeyi
Bilet Al