Yalnız Kalplerin ve “Tuhaf” İnsanların İlham Kaynağı* Pete Shelley'nin Ardından
Paylaş

Punk kahramanı ve efsanevi Buzzcocks grubunun lideri Pete Shelley Ocak ayında hayatını kaybetti. Sadece punk müziğe değil rock müziğin farklı akımlarına ilham veren hatta birçokları tarafından indie rock türünün temellerini attığı iddia edilen Buzzcocks ve Shelley’nin kültürel mirasını kısaca inceledik.

Manchester’lı Shelley, Buzzcocks’u Bolton Enstitüsü’nden Howard Devoto ile 1975 yılında kurdu. Velvet Underground sevgisiyle bir araya gelen ikili 1976 yılında ödünç bir arabayla Londra’daki Sex Pistols konserine gitti ve belki de müzik tarihinin en etkili konserlerinden biri olan Sex Pistols’ın Lesser Free Trade Hall konserini organize etti. Sadece 40+ kişinin katıldığı ve Manchester’ın post-punk ve dans müzik sahnesinin temellerinin atıldığı konser nasıl bu kadar etkili oldu diyorsanız, dinleyici listesine bir göz atın: Morrissey, The Fall’dan Mark E. Smith, Joy Division’dan Ian Curtis, Bernard Sumner ve Peter Hook, Factory Records’dan Martin Hannet ve Tony Wilson, Simply Red’den Mick Hucknall ve NME’den Paul Morley. Bu gecenin mimarı olan Buzzcocks birkaç ay sonra tekrarlanan konserde Pistols’ın açılışını yaptı ve çığır açan kariyerlerine hızla giriş yaptı. The Sex Pistols ile Anarchy Tour’a katılan Buzzcocks, turnenin ardından Shelley’nin babasından ödünç alınan birkaç 100 pound ile ilk Epleri Spiral Scratch’i yayınladı. Albüm punk döneminin ilk D.I.Y albümü olarak yayınlandı ve büyük plak şirketlerinin dikkatini çekti. Aynı yılın Eylül ayında artistik kontrolün tamamen kendilerinde olması şartıyla United Artists Records ile anlaştı. Gerçekten de sınırları test ettiler ve "Orgasm Addict" şarkısının “açık” içeriği ile BBC’den veto aldılar. Dönemdaşları Sex Pistols ve The Clash’in politik gündemlerinin aksine Buzzcocks aşk, cinsellik ve insan ilişkileri üzerine odaklalan şarkılara imza atmayı tercih etti. Sert gitarlar ile duygusal melodileri ve sözleri tanıştıran Shelley New Wave, Britpop ve indie rock türlerinin öncülerinden biri olmayı başardı.

Shelley’nin öncü olduğu başka bir konu ise şarkılarında nötr-cinsiyetli özneler kullanması oldu. Bu seçimi asla kendisi hakkında bir şey saklıyormuş gibi hissettirmedi, sadece şarkılarının evrenselliğini arttırma işlevini gördü. Shelley cinselliği hakkında muğlak bir tutum seçerek, kendini genderfluid ya da biseksüel olarak tanımladı ve “Ever Fallen in Love (With Someone You Shouldn't've)” gibi şarkılarla ipuçlarını verdiği özel hayatını solo kariyerinin ikinci albümü Homosapien ile daha açık bir noktaya taşıdı ve LGBTQ komünitesinde bir ikona dönüştü.

Kısa da olsa Pete Shelley’nin kültürel mirasına değinmeye çalıştık fakat belki de kendisinin en büyük armağanı başlıkta yer alan ve Green Day grubundan Billie Joe Armstrong’a ait olan tasvir. Onlarca müzisyene ve müziksevere ilham veren Pete Shelley’nin vefatının ardından birçok ünlü müzisyen kült ismin hayatlarındaki yerine dair anektodları paylaşırken hepsinin ortak olarak değindiği bir konu vardı: O da Shelley sayesinde yalnızlıklarından bir nebze kurtuldukları. Milyonlara yalnızlıklarını unutturduğun için teşekkür ederiz!

Bu yazıyı kendisinin bir sözü ile bitirelim:
“But after all life's only death's recompense."
(Fakat ne de olsa hayat ölümün mükafatı)