Technonun Karanlık ve Melodik Evrenlerine Tek Bilet: Maceo Plex
Paylaş

Technonun Karanlık ve Melodik Evrenlerine Tek Bilet: Maceo Plex

Maceo Plex veya Maetrik ya da Mariel Ito… Hangi adıyla tanıdığınız önemli değil, eğer şarkılarıyla bir yerde karşılaştıysanız, müziğini tekrar duyduğunuzda mutlaka ona ait olduğunu bilirsiniz. Maceo Plex ayarındaki çoğu sanatçının imzası olan bir numarası, müziğinde öne çıkan bir unsur vardır ama çok az prodüktör onun kadar etkili bir şekilde yer altı dans müziğini fethederek kendi tarzının dışına çıkmadan ana akıma yön vermeyi başarmıştır.

1978 Texas doğumlu Eric Estornel 15 yaşında DJ’liğe, 19 yaşında ise kendi müziğini üretmeye başladı ve 90'ların başlarında rave kültürüne hızla popülerlik kazandıran techno, elektro ve house türündeki mixleriyle adını duyurmaya başladı. 2000’lerin başında Maetrik adıyla ilk techno şarkılarını yayınladıktan sonra özellikle tech-house sahnesinde dikkat çekti. Bir dönem Mariel Ito adıyla daha deneysel elektro soundları keşfettikten sonra, 2009 yılında derin melodileri, duygusal tınıları, karmaşık ses tasarımı ve üstün mixing teknikleriyle oluşturduğu tarzıyla sonraki 10 yıl boyunca piyasayı domine edecek Maceo Plex’in temellerini attı.
 

 

Maceo Plex adıyla ana akıma girmesini ve geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan parçası "Vibe Your Love” house müziğin önde gelen plak şirketlerinden, Damian Lazarus’un sahip olduğu Crosstown Rebels etiketiyle 2010 yılında yayınlandı. Steve Wonder’ın "For Your Love” şarkısının cover’ı olan parça çok kısa sürede neredeyse tüm kulüplerde çalan bir mega hite dönüştü. Estornel, 2011 yılında diğer projelerinden daha derin ve daha duygusal bir şey yaratma arzusuyla ortaya çıkan Maceo Plex adıyla, kariyerinin ilk büyük dönüm noktası olan çıkış albümü Life Index’i yayınladı ve house müziğe yeni bir boyut kazandırdı.
 

 

Bir yanı hep techno müziğe bağlı kalan Eric Estornel, bir yandan Ellum etiketiyle Maetrik köklerine dönerek daha karanlık fakat hala melodik bir alt yapıyla oluşturduğu evrenini beslemeye devam etti. Bu açıdan 2014 yılı Maceo Plex ve elektronik müzik sevenler için bir başka dönüm noktası oldu. Bu yıl Plex’in tam 4 şarkısı birden aynı anda Beatport’un farklı listelerinde haftalarca 1 numarada kaldı. Röyksopp’un Sordid Affair’ına getirdiği yeni yorum modern elektronik müzik klasiklerinden biri olurken aynı yıl yayınlanan Solitary Daze dinleyenleri yepyeni bir dünyayla tanıştırdı. GusGus’ın Crossfade şarkısına yaptığı ikonikleşen remix’i, orijinal versiyonunun çok önüne geçerek bugün hala binlerce sette kendine yer bulurken, Maceo Plex’in müzikal bilgeliğinin kanıtı niteliğindeki Conjure Series dinleyenlerin hayal dünyasına bırakılan bir bomba gibi patladı.
 

 

Setlerinde technodan house müziğe, funky beatlerden drum’n bass‘a kadar her türlü tarza yer veren Maceo Plex, 2016’da İbiza’da hayata geçirdiği Mosaic konsepti kapsamında 24 saat içinde 10 farklı mekanda 10 farklı set çalarak, tekrarı zor bir başarıya imza attı. Sizce de inanılmaz değil mi?
 

 

Dünyevi olmayan prodüksiyonlarıyla Maetrik, kendini yeniden keşfettiği parçalarıyla Mariel Ito ya da house müziğe yenilikçi bir yaklaşımla boyut kazandıran Maceo Plex.. hiç fark etmez; Eric Estornal ‘ın müziğinde dans ögelerin yanında her an gözlerinizi doldurabilecek duygusal melodileriyle karşılaşıyorsunuz. Dans müziği ve tüm alt janrların teknik özellikleri bir yana, Maceo Plex’i diğer prodüktörlerden ayıran en büyük özelliği her zaman kalbinden melodilerle aklından geçen kaotik fikirleri muhteşem bir kompozisyonla dans parçalarına çevirebilme yeteneği oluyor. Prodüksiyonlarında fark edebileceğiniz müzikal dehası ve tüm tarzlara olan hakimiyetiyle oluşturduğu DJ setleri dünyanın dört bir yanındaki performanslarını yalnızca parti olmaktan çıkarıp eşsiz birer deneyime dönüştürmeye devam ediyor.

Şu sıralar Mutant Series ile harikalar yaratan, her seti sürprizlerle dolu Maceo Plex’i ikisi yurt dışı festivallerinde olmak üzere üç kez canlı dinlememe rağmen; kuşkusuz modern zamanın en yetenekli sanatçılarından biri olarak kendisini İstanbul’da, üstelik Zorlu PSM atmosferi, ses ve ışık sistemi eşliğinde dinlemenin bambaşka bir deneyim olacağını düşünüyorum. Özellikle 20 seneyi aşan kariyeri boyunca Türkiye’de yalnızca iki kez performans sergilediğini de göz önünde bulunduracak olursak daha sonra pişman olmak istemiyorsanız, bu deneyimi yaşamak için yerinizi almanızı öneririm.

Yazı: Neyzen Tevfik Savrın
Kaynak: Mixmag, Resident Advisor