Sónar İstanbul 2019’un görsel - işitsel şovları ile festival deneyiminizi zenginleştirin
Paylaş

Yazı: Yetkin Nural

8-9 Mart 2019 tarihlerinde 3. kez düzenlenecek olan Sónar İstanbul  bir elektronik müzik festivali olmanın ötesinde, teknoloji ve sanatın kesişim alanlarında yaratılan özel deneyimlerle global sahnede kendisine özel bir yer edindi. Digilogue katkılarıyla hazırlanan ve  festivalin iki gününe yayılacak, görsel-işitsel şov programındaki isimlere göz atıyoruz.

Tundra // Nomad
Rusya, St. Petersburg çıkışlı sanat kolektifi Tundra, yaratıcı enerjilerini görüntü ve sesin insan duygularıyla olan etkileşimlerini keşfetmeye yönelik performanslar ve enstalasyonları ile tanınıyor. Müzisyenler, ses mühendisleri, görsel sanatçılar ve yazılımcılardan oluşan ekip dünyanın dört bir köşesinde çoklu ortam sanatının yer aldığı müze ve sergilerde etkileyici şovlarla karşımıza çıkan ekip Sónar İstanbul 2019 kapsamında lazer projeksiyonuyla gerçekleştirdikleri Nomad isimli son görsel-işitsel şovlarını sahneleyecek.

Caterina Barbieri // Modular Show
Berlin merkezli İtalyan besteci ve sanatçı Caterina Barbieri yapay zeka ve nesne odaklı ses algısı gibi konularda minimalist bir yaklaşımla işler yaratıyor. Müziği de insanlar ve teknoloji arasında interaktif bir zihinsel alışveriş olarak ele alan Barbireri Sónar İstanbul 2019’a modüler şovuyla katılacak. 

Tolga Böyük // Blossom- Live Cinematic Soundscape
Islandman projesiyle tanıdığımız, geçtiğimiz sene prestijli Montreux Caz Festivali’nden yetenek ödülünü kazanan Tolga Böyük’ün 1923 yılında çekilmiş bir filmin gösterimi sırasında gerçekleştireceği emprovize performansı Blossom - Live Cinematic Soundscape,  festivalin en heyecan verici ve sürprizli görsel-işitsel şovlarından biri.

C/A -  c l a i r e
Anonim sanatçı ikilisi  C / A yapay zeka, ses, görseller ve karma gerçeklikle deneyler yapıyor. C / A’nın dünyaca ünlü prodüktör ve müzisyen Grimes’a ithaf ettiği c l a i r e projesi derin öğrenme ve yapay zeka teknolojilerini kullanarak, makine ve insan işbirliği üzerinden gerçekliği yeniden inşa etme girişimi.

NOS Visuals & Gökalp Kanatsız // NOS
Candaş Şişman ve Deniz Kader’den oluşan Nohlab ile Osman Koç’un işbirliğinden doğan NOS Visuals, geliştirdikleri yazılım ile sesin görüntüyü direkt etkilediği canlı görsel üretimi yapıyor. Ekibin  elektronik ve elektro-akustik müzik bestecisi Gökalp Kanatsız’ın yazılı kompozisyon ile doğaçlama karaları bir araya getirdiği işitsel yapı, NOS yazılımı  üzerinden her seferinde farklı şekillenen bir şov yaratıyor.

Ali Bozkurt & Tolga Böyük // Dalga: Bir Üstanlatı
Yeni medya sanatçısı Ali Bozkurt’un Tolga Böyük’ün hülyalı ses manzaraları üzerine inşa ettiği projesi Dalga: Bir Üstanlatı (Wave: a metanarrative) algoritmik ve görüntü temelli dünya olanakları arasında gezinen görsel anlatısı eşliğinde farklı ölçeklerdeki dalgaların dünyasını ele alıyor.

Push 1 Stop & Wiklow // Membrane
Kanadalı sanatçı Cadie Desbiens - Demeules’in Push 1 Stop adı altında yarattığı mekan ve performans odaklı çalışmalar, sesi temel alarak onu etkileyici güzellikle sonik formlara dönüştürüyor.  Teknolojiyi canlı bir işbirlikçi olarak ele alan ve bilgisayar çıkışlı kaotik davranışlarla insan hatası arasında ince bir denge yaratan Push 1 Stop’un gene Kanada çıkışlı multimedya sanatçısı ve besteci Wiklow ile beraber hazırladığı Membrane performansı, sesten beslenen bir algoritmayla canlanan ve karşılıklı konumlanmış iki sanatçı arasında hayat bulan hacimli projeksiyonlardan oluşuyor.

Martin Messier & Yro // ASHES
Martin Messier’in 15 yıldır sürdürdüğü sanat pratiği sesin imaj ve objelerle bir araya geldiği performans ve enstalasyonlara odaklanıyor. Koreografik bir yaklaşımla kurgulanan bu performanslarda insan bedeni ise ön plana çıkıyor. Kanadalı sanatçının Fransız sanatçı Yro (Élie Blanchard) ile ilk işbirliği olan ASHES, projenin temelini oluşturacak nesnelerin bir yangında yok olması sonrasında, bu objelerin küllerini odağına alıyor ve iki mikroskobun altına yerleştirilen maddeleri ses ve hareket ile manipüle ederek, maddenin en küçük hali ile insan hareketi arasındaki bağlantıların peşine düşüyor.

Ali Demirel & Kaan Bulak // Impromptu Rockforms
Üretimlerinde ele aldığı konseptlerde sıklıkla mimari ve pozitif bilimden ilham alan Ali Demirel, özellikle elektronik efsanesi Richie Hawtin için sahne ve ışık tasarımlarıyla tanınıyor. Berlin merkezli multi-enstrümantalist  Kaan Bulak ise son dönemde hem klasik hem de elektronik müzik üretimleriyle dikkat çeken yeni nesil müzisyenlerden. İkilinin Sónar İstanbul 2019’da gerçekleştirecekleri Impromptu Rockforms performansı Bulak’ın müzikal ana odaklanan ve tek seferde kaydedilmiş doğaçlama piyano parçalarından oluşan ilk albümü Impromtu ile Ali Demirel’in okyanus ve kara arasındaki dinamik yüzeyin katmanlı diseksiyonuna odaklanan Rockforms projesini aynı sahnede bir araya getirerek, iki projenin arasındaki serbest iletişim üzerinden görsel-işitsel bir emprovizasyon alanı yaratıyor.

Ahmet Said Kaplan & Alican Okan // Delight
DECOL yeni medya stüdyosunun kurucusu ve yaratıcı yönetmeni Ahmet Said Kaplan’ın, yeni medya projeleri için ses çözümleri geliştiren AudioFİL ekibinde yer alan ses mühendisi Alican Okan ile beraber canlı algoritmalar kullanarak yaratacağı Delight performansı ışığın iki boyuttan üçüncü boyuta yolculuğunu ve bizi nasıl çevrelediğini anlatıyor.

Memo Akten // Body Paint
Karmaşık sistemler, davranışlar, algoritmalar ve yazılımlar üzerine çalışan Memo Akten’in 16 metre uzunluğundaki interaktif projesi Body Paint sanal bir kanvas üzerinde vücudunuzu kullanarak, müzik, beden, hareket ve dansın görsel izdüşümlerinden oluşan dinamik kompozisyonlar yaratmanızı sağlıyor. Body Paint, Sónar +D kapsamında, Digilogue Space'de her yaştan ziyaretçiyle buluşacak.