TR / EN
MONO ile Nasıl Tanıştım?

MONO ile Nasıl Tanıştım?

14 Eylül 2017

Canlı performansıyla izleyeneleri büyüleyen, adeta başka bir dünyanın müziğini, sahneye taşıyan Japon post-rock grubu MONO 8 Eylül'de Zorlu PSM Studio'daydı. Biletleri tükenen etkinlik, Zorlu PSM'de 5.sezonun ilk konseri oldu. Konser için Tokyo'dan gelen grupla tesadüfen aynı uçakta yolculuk eden Ülkü Solak, grupla yaşadığı ilginç anısını bizimle paylaştı. 

"Bir konferans için Tokyo’daydım. Altı gün üst üste günde ortalama üçer saatlik uyku ile karaciğerimi ve aklımı Tokyo’da bırakıp nihayet kendimi Kyoto’nun zen kollarına bıraktım. E tabii samuray ve geyşa  esintisine kendimi biraz fazla kaptırıp gördüğüm tüm dükkanlarda kimono ve katana avına çıktım. Gerçek bir katana sahibi olma hayalleri olanlarınız için dip not: bir servet sahibi olsanız bile Japonya’dan gerçek bir katana ile “yasal yollarla” çıkmanız imkânsız. Kill Bill vari bir durum gerçekten de var yani. Neyse, ben zaten servet faktöründen elenip, hediye dükkanından aldığım katana görünümlü şemsiyemi ve dekoratif amaçlı katanamı bağrıma basarak yoluma devam ettim. Ta ki yurda dönüş esnasında Narita Havalimanı’ndaki check-in kontuarına gelinceye dek. Kontuar görevlisi iki dev valizimi geçirdikten sonra sırtımdaki katana şemsiyeye bakıp kibarca bana katana şemsiyemi güvenlik kuralları sebebiyle kabine alamayacağımı ve valizlerimle birlikte geçirmem gerektiğini iletti. En sevimli halimle “ama bu sadece şemsiye” deyip görsel bir iki açma kapama şovu yapsam da kendisini ikna edemedim. Baktım olmayacak, check-in yapayım bari dediğimde, şemsiyemin üçüncü parça olarak sayılması nedeniyle 150 Dolar ödemem gerektiğini ilettiler. Valize sokmayı denedim olmadı, katana kısmını saklayım dedim olmadı… Yine de pes etmedim.  Çareyi katana şemsiyemle valizimi şu valiz koruyucu streçlerle birbirlerine bantlamakta buldum. Bantlama işleminden sonra kendi kontuarıma dönerken bu teşebbüsüm diğer tüm kontuarlarca şok içinde karşılandı, birbirlerini dürtüp gülmeye başladılar… Hiç kimse bugüne kadar böyle bir şey denememiş mi diye ben de onlara şok içinde bakmaya devam ettim. Kontuarıma döndüğümde önüne havalı siyah jean ve T-shirtleri ile bir grup sotelenmişti. Başta sırayı da kaptırdık bunlara diye üzülsem de sonra her birinin “aaaaa katanaa so coool” tepkileri ve benim katanamı kabul ettirmek için yaptığım türlü kontuar önü saçmalık sayesinde kendileriyle bir anda kaynaşıverdik. “No katana behind” “Please don’t make me leave my katana” gibi cümleler sarf edip son bir çaba görevliyi ikna etmeye çalışırken bir yandan da gözlerim grubun gitar kılıfına falan kayıyor acaba kabul etmezlerse şemsiye bunların içine sığar mı diye… Neyse, yüzsüzleşmeme gerek kalmadan sonunda görevliler akli dengemin yerinde olmadığına karar verip katanamı bende bıraktılar ve o şekilde check-in yapmama izin verdiler. Bu esnada canlarıma “siz müzik grubusunuz galiba, ne iş Türkiye’de mi konser yoksa İstanbul’dan başka yere transfer mi yapacaksınız dedim?” biri İstanbul’da bu akşam konserimiz var dedi. “Aaaaa yalan nerede” dedim (İngilizce dedim bunu :D), “Zuuuu pisim” gibi bir şey dedi. Ora nere ki derken “ Aaaaa Zorlu PSM olmasın?” diye sordum. Bingooo…. Onlar da nasıl okunduğunu merak ediyormuş.. Ufak çaplı Türkçe “Zorlu PSM” dedirtme çabalarımdan sonra grubun dünya tatlısı hatun elemanına “honey” sen Japonca biliyorsundur şu valize yapışık katana hizasına “bu bir şemsiyedir” yazar mısın dedim. Aşırı tatlı olduğundan bu yaşlı ve kendilerini tanımayan cahil ölümlünün isteğini kırmayıp katanamın hizasına Japonca umbrella yazdı. Ben de tabii bu tatlı insanlarla yaşanan dayanışma anını ölümsüzleştirmek için bir selfie patlattım. Tam o esnada kim bu grup diye bakma fırsatım olmadan şarjım bitti. Sonra evime ayak basar basmaz Zorlu PSM sayfasını açtım… Bir de baktım benim canlarımın fotoğrafı olan havalı bir etkinlik haberi altında da kocaman MONO yazıyor. Millet imza alır sen valizine umbrella yazdırdın deyip, itinayla valizi saran streçin Japonca umbrella yazan kısmını kesip evdeki barın üstüne astım. Bu haberi anlattığım ve akşam koşa koşa konsere giden arkadaşlarıma da madara oldum. Jet Lag MONO’yu vurmadı ama beni vurdu anlaşılan. Konsere gidemedim ama harika bir konser olduğunu duydum gidenlerden. Sonra dinledim müziklerini, dinledikçe utandım… Çok iyilermiş. Bir sonrakine katana şemsiyemle oradayım! Bu hikayeden benim cahilliğim ve bu insanların tevazu ve tatlılığı dışında çıkarılacak bir sonuç yok."