Küllerinden Grammy Ödülleriyle Doğan Bir Anka Kuşu: Fantastic Negrito
Paylaş

18 Haziran akşamı Türkiye’deki ilk konserini vermek üzere Zorlu PSM %100 Studio sahnesine konuk olacak Fantastic Negrito, yakın dönem müzik tarihinin en inişli çıkışlı ve travmatik müzik hikayelerinden birine sahip.

Gerçek adı Xavier Amin Dphrepaulezz olan müzisyen 1996 yılında Xavier adıyla The X Factor albümünü yayınladı. Ancak müzik sahnesine olan iddialı girişi 1999’da geçirdiği araba kazası sonucunda girdiği dört haftalık koma ile acı bir şekilde yarıda kesildi. Komadan uyandığında ise kendisini iyi haberler beklemiyordu: Interscope Records şirketi ile olan anlaşmasını feshedilmişti. Müzik yolculuğunun henüz başında böylesine sert bir duvara toslayan Dphrepaulezz, 2007’de müzik yapmayı bıraktı. Ta ki blues onu geri çağırana kadar…

2014’de Fantastic Negrito adıyla yeniden doğan ve çıkış albümü The Last Days of Oakland ile “Yılın En İyi Çağdaş Blues Albümü” dalında Grammy ödülünü kucaklayan sanatçı, aslında hayatındaki doğru yolun müzik olduğunu en başta kendisine ve tüm hayranlarına kanıtlamış oldu. Geçtiğimiz sene yayınlanan Please Don’t Be Dead albümüyle 2019 Grammy Ödülleri’nde bir kez daha “Yılın En İyi Çağdaş Blues Albümü” ödülünü kazanan sanatçı, hayatın kendisine fırlattığı tüm kaosu yaratıcı ve üretken bir enerjiye dönüştürmeyi başardı.

Yarım yüzyıllık hayatında ölüm, korku, trajedi ve acının türlüsünü tadan Fantastic Negrito’nun kendine has, derin ve özgün blues yorumunun altında yatan tüm bu öyküler, verdiği röportajlarda ve ifadelerinde de sık sık ortaya çıkıyor. 18 Haziran’daki konsere işte bu erdemli Fantastic Negrito alıntılarıyla hazırlanıyoruz.

 

‘‘Müzik üretirken kurumsal bir yapının dışında kalırsam daha mutlu olacağıma karar verdim. O noktada daha özgürleştim, başka bir kişiliğe ve kimliklere kapılar açıldı. Müzik hayatımda esas başarıyı bu şekilde yakaladım.’’

‘‘Sanat ve kültür nefret ajandalarına, bölücülük işini besleyen ve yayan köklü ideoloji ve güç yapılarına karcı en büyük silahımız.’’

‘‘Bir konser verirken, o alanı dolduran insanlara bakıyorum. Müslümanlar var, Yahudiler var, Hristiyanlar var, homoseksüeller var, heteroseksüeller var, siyahlar var, beyazlar var. Ve kendi kendime ‘bu insanları bir şarkıda nasıl birleştirebilirim?’ diye düşünüyorum.’’

‘‘İnsanları müzikten daha fazla birleştiren bir şey yok. Bizi birleştiren ve umudumuzu besleyen tek şey, özellikle bir sanatçı olarak, köprüler kuracak ve kötü ideolojileri yok edecek bir müzik yaratabilmek.’’

 

 

‘‘Canlı performans herşey. Her şeyden önce şunu söylemeliyim, benim ciddi bir sahne korkum var. Ama müzik başladıktan sonra, sorunlar yok oluyor.’’

‘‘Başımıza gelen şeyler üzerinde kontrolümüz olmayabilir. Ama asıl önemli olan bu olaylardan aldığımız dersler.’’

‘‘Hayalleriniz suya düşebilir. Ve vazgeçebilirsiniz. Fakat vazgeçtiğiniz noktadan tekrar başlamanız da mümkün.’’

 

 

‘‘Sadece kendin ol. Kendin olmaya devam et, ve bir noktada insanlar seni görecektir.’’

‘‘Albümün ismini Please Don’t Be Dead [Lütfen Ölmüş Olma] koydum, çünkü insanlık olarak yolumuzu kaybettiğimizi hissediyorum. Ve insan yanlış şeyleri kovaladığında neler olabileceğini biliyorum. Bu benim yaşam öyküm.’’

‘‘Hikayemin son erdiğini düşünüyordum. Fakat o anda fark ettim ki aslında -nihayet- anlatacak bir öyküm vardı, ve insanlar benim hikayemde kendilerinden bir şeyler buluyorlardı.’’

 

 

Yazı: Yetkin Nural