TR / EN
Kendi stili, duruşu ve sound’uyla techno müziğin en önemli isimlerinden biri: FERHAT ALBAYRAK

Kendi stili, duruşu ve sound’uyla techno müziğin en önemli isimlerinden biri: FERHAT ALBAYRAK

13 Eylül 2017

20 yılı aşkın bir süredir müzik sektöründesiniz ve techno denilince Türkiye’de akla gelen ilk isimlerden birisiniz. Bu yolculuk nasıl başladı?

Elektronik müzik ile tanışmam lise yıllarına dayanıyor. Saint-Michel’de okurken, okul arkadaşım Alikonur Yarsuvat ile beraber Nişantaşı’daki plakçı Prosound’dan plak alıp, biriktirmeye başlayarak bu müzikle tanıştım. Daha sonra 2.el 2 pikap 1 mixer edinerek evde kendi kendime mix yapmayı öğrendim. O sıralarda Istanbul Gece Hayatı, elektronik müziği keşfediyordu biz de onun peşinden o zamanın muhteşem clublerinde bu müziği dinliyorduk. Birgün Club Millennium’da yabancı bir DJ’in çaldığı bir set hoşuma gitmedi ve ben ondan daha iyi çalardım düşüncesi ile bu işi hobilikten çıkarıp profesyonel olarak yapmaya karar verdim. Önce Kiss FM, daha sonra Radio Cool ile radyo maceralarım başladı. Beyoğlu’da ilk açılan elektronik müzik clublerinden olan NEXT ile başlayan profesyonel DJ’lik kariyerim, daha sonra Istanbul’daki bütün önemli club ve festivallerde çalmam ile devam etti. Haz, keyif ve tutku her geçen gün artarak devam etti, ve artmaya devam ediyor. 

Techno özelinden bahsetmek gerekirse, bana bu müziği sevdiren Jeff Mills ve plak şirketi Purpose Maker olmuştur. Onun plaklarını dinleyerek, ona hayranlık duyuran Techno’nun büyülü dünyasından içeri girdim, kendi içerisinde sürekli gelişen ve değişen bu tür sayesinde ondan hiç kopmadım, kopma ihtiyacı duymadım. Bugün Techno dünyanın en çok beğenilen/çalınan/satan türü haline geldiğinden çok memnunum ancak, popülerliği zaman içerisinde azalsa da benim için vazgeçilmez olmaya devam edecek, çünkü kendi içerisinde evrim geçirebilen tek tür Techno.

Müzik kariyerinizdeki dönüm noktaları neler? 

2007 yılında Carl Cox’un “King of Clubs, Six years at Space” CD Compilation’unun da ilk parçamın yayınlanması ve akabinde 2009 yılında Carl Cox ile beraber Space Ibiza Ana Sahne’de çalmam, benim için kariyerimin en önemli dönüm noktaları oldu. 

Carl Cox, Jeff Mills, Tiësto, Paul Van Dyk, Mauro Picotto ve daha birçok techno süperstarıyla çalma şansını yakaladınız, dünya çapında organizasyonlarda performans sergilediniz. Global sahneye geçiniz nasıl oldu?

Global Sahneye geçebilmemdeki en önemli etki, prodüksiyon yapmaya başlamam ve parçalarımın önemli DJ’ler tarafından çalınması ile oldu. İlk olarak 2007’de Londra'da Global Gathering Festivali’nde sahne olarak yurtdışı ile tanıştım. O zaman Avrupa’nın en büyük elektronik müzik festivaliydi. Aynı yıl ve 2008’de Miami Winter Music Conference’de çaldım, 2008’de meşhur Love Parade’de Dortmund’da küratörlüğünü yaptığım tır ile milyonlara çalma zevkini yaşadım.2009 ve 2012 yıllarında Space Ibiza’da 2 kez Carl Cox ile beraber sahne aldım, Amsterdam Dance Event’te ve Miami WMC’de Jeton Partileri düzenledim. Ve bu şekilde devam ediyor.

Türkiye’deki seyirci ile mesela Space Ibiza veya Global Gathering’deki seyirci arasında nasıl bir fark var? Ya da var mı? 

Space Ibiza dünyada tek idi, o yüzden onu bir yer ile karşılaştırmak çok doğru olmaz. Karşınızda sanki bir kalabalık yok, bas ile beslenen bir canlı var gibiydi. Akustiği ve müzik sistemi sınırların ötesinde olduğundan, DJ kabininde sanki bir clubde değil, büyük bir studyoda çalıyorsunuz hissiyatı olurdu. 

Yurtdışı festivallerini ise Türkiye ile rahatlıkla karşılaştırabiliriz, burada da her zaman çok coşkulu bir kitle olmuştur, son dönemde bu coşku, yanına bilinci de ekledi ve iyi müziği çok daha iyi ayırt edebilir hale geldi. Geçtiğimiz Electronica Festivali’nde sabah saat 9’da önümde 1000 kişi deli gibi dans ediyordu, bu gelinen noktayı çok net gösteriyor.

Jeton Records nasıl ortaya çıktı? Ne amaçlıyordu?

Jeton Records benim prodüksiyona yönelmem ile beraber, yarattığım eserleri çok daha rahat bir şekilde dinleyici ile buluşturma fikri ile başladı. Bunun akabinde, müziğini sevdiğim kişiler ve gelecek vaad edenler için de bir buluşma noktası olmasını arzuladım. 100.EP’ye doğru yaklaştığımız bu 8. senemizde, geldiğimiz noktadan çok memnunum. Kendi stili, tarzı, duruşu ve en önemlisi sound’u olarak bir plak şirketi haline geldik. Çıkardığımız parçaları da Carl Cox’dan Richie Hawtin’e, Dubfire’dan Deadmau5’a kadar çok önemli DJ’ler düzenli olarak setlerinde çalıyor.

Jeton Records’da çalıştığınız sanatçıları nasıl belirliyorsunuz?

Kendi tarzımızın içinde müzik yapmaları en önemli kriter. Sadece Techno çıkarıyoruz ama bu her alt türde olabilir. Tek bir alt türe kesinlikle bağlı değiliz. Her çıkacak parçanın benim DJ setimde mutlaka yer alması gerek, çünkü biz dans pisti için üretim yapıyoruz, benim çalmayacağım bir parçayı çıkartmayı doğru bulmuyorum. Çok yeni yetenekler de aramızda, çok önemli prodüktörler de. Son dönemde Türk’lerden de çok güzel parçalar gelmeye başladı, onları da keyifle çıkarıyoruz. 

Bu aralar takip etmemiz gereken isimler kimler?

Matrixxman gerçekten sınırları zorlayan ama bir o kadar da geçmişten gelen tınılardan kopmayan çok yetenekli bir DJ/Prodüktör.  Vinicius Honorio ileride çok ismini çok duyacağınız muhteşem bir yetenek. 2pole de daha yeni kurulmuş olmasına rağmen her çıkardıkları parça hit olan deli ikili.

Bu yıl gerçekleşecek Zorlu PSM ve Jeton Records’un işbirliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?  Coyu, Pig&Dan, Christian Smith, Matrixxman gecelerinde bizi neler bekliyor?

Zorlu PSM kurulduğundan bu yana hayranlıkla takip ettiğim bir yapı. Bana göre Opera House Sidney için ne ise Zorlu PSM de Istanbul için o dur. Bu yüzden burada işler organize etmek, dahası ortak organizasyonlar yapmak benim için çok gurur verici. Murat Abbas’ın ileri vizyonu ve takım arkadaşları Gülşah ve Aziz Fırat’ın değerli katkıları ile çok güzel bir sinerji yakaladık. Seçtiğimiz bütün isimleri, türleri, duruşları, Türkiye’ye geliş sıklıkları ve en önemlisi kültüre olabilecek katkıları ile seçtik. Açıklamadığımız isimler de var, onlar ile beraber Eylül’den Mayıs’a çok özel bir sezon olacağına eminim. Zorlu PSM’nın o baskın ve otoriter duruşuna Techno tınılarının çok yakışacağını düşünüyorum. Hiçbir güvenlik problemi düşünmeden, otomobil park problemi yaşamadan, club öncesi vakit geçirebileceğiniz onlarca yemek vb alternatifi içinde bulunduran, olağanüstü ses, akustik ve ışık sistemi ile bu muazzam kompleksde size dünyanın en güncel elektronik tınılarını vaad ediyor olacağız. Ama bütün bunları yaparken de underground kimliğimizi koruyacağız. Bu paradoks bence sihirli formül olacak.

Ferhat Albayrak’ın seçimi ile herkesin arşivinde bulunması gereken techno EP’leri

  • Purpose Maker’ların tamamı
  • 430 West’lerin tamamı
  • Slam - Azure EP - Soma Records
  • Sam Paganini - Satellite - Drumcode
  • Daft Punk ‎– Homework - Virgin
  • The Aztec Mystic A.K.A DJ Rolando ‎– Knights Of The Jaguar EP - Underground Resistance ‎
  • Dustin Zahn ‎– Stranger (To Stability) EP - REK’D
  • Gary Beck ‎– Before The Crash / Hopkin - Without Any Doubt
  • Laurent Garnier ‎– Unreasonable Behaviour - F Communications
  • Aril Brikha ‎– Art Of Vengeance EP - Fragile
  • Floorplan ‎– Never Grow Old / Phobia (Re-Plants) EP - M-Plant