TR / EN
intergalaktik assolist GAYE SU AKYOL

intergalaktik assolist GAYE SU AKYOL

13 Ocak 2017

2014’de yayınlanan Develerle Yaşıyorum albümünü takiben yoğun bir konser programıyla geçen bir yıl ve hemen arkasından geçtiğimiz kasım ayında piyasaya çıkan Hologram İmparatorluğu ile sektirmeden üretmeye ve çalmaya devam ediyorsun. 2014-2016 ülkenin en zorlu ve karanlık dönemlerini de işaretliyor. Böyle bir süreçte üretmek ve paylaşmak senin için ne ifade ediyor?
Garip dönemlerden geçiyoruz. Savaş, terör, katliam gibi olaylar; medya ve devletler tarafından sıradan hale getirilmeye çalışılıyor. İnternetten, gazetelerden, televizyon kanallarından kasti olarak depresif, çaresiz fikirler pompalanıyor, her gün muazzam bir vahşet ve mutsuzluk bombardımanına tutuluyoruz. Şiddeti paylaşmak konusunda ne kadar cömertsek, sevgiyi paylaşırken de o kadar korkak ve çekingen insanlara dönüştük.

İşte böyle dönemlerde sanat, diğer dönemlerdekinden biraz daha değerli sanırım. Hayal kurabilmek, umut edebilmek, hatta hayatta kalmak için geçerli bir sebep bulabilmek adına... Benim hayata tutunma yöntemlerimden biri de bu; kendi kâinatımda hayal kurmak, üretmek, başka olasılıklara inanmak, yazıp çizmek, iyi bir ihtimalle kendimi ve insanları biraz “genişletmek”. Sevdiğim müzisyenlere, ressamlara, yönetmenlere, yazarlara, şairlere sarılmak, onların ürettikleriyle güç bulmak, mutlu olmak.

Develerle Yaşıyorum bize sözlerini ilk dinleyişte ezberleten, ilk konserden itibaren bir ağızdan söylediğimiz bir albümdü. Hologram İmparatorluğu da aynı birliktelik hissini dinleyicilere anında aşıladı, sözler ve melodiler hemen içselleştirildi, lansman konserindeki izleyici korosu bunun kanıtıydı. Senin parçalarının sevenlerine bu derece hızla nüfuz etmesinin ve yakalamasının altında ne gibi etkenler yatıyor, hiç bu konuda düşündün mü?
Sevgi... Sanırım cevap bu. Kendimden de çok iyi hatırladığım bir alışkanlık bu; çok sevdiğim müzisyenlerin albümü çıkar çıkmaz hemen koşar alır, bir iki güne de bütün şarkılarını ezberlemiş olurdum. İlk konserlerinde o şarkıları grupla birlikte söylemek o kadar eşsiz bir duygu ki, sevgi dışında başka hiçbir şey yaptıramaz bunu. “Birileri benim için duygularımı alıp muhteşem müziklere dönüştürmüş” hissi... Ne mutlu ki bunu şimdi dinleyenlerle birlikte yaşıyoruz!

Hologram İmparatorluğu burada ve yurtdışında muazzam bir başarıyla ilerlemekte. Albümdeki şarkılar, prodüksiyonu, kapağı, klip çalışmaları derken iki albümünün arasında sen nasıl benzerlikler ve farklılıklar görüyorsun, albümler arasındaki süre müziğine ve sana nasıl değişiklikler getirdi?
En büyük ortaklık şu; Hem Develerle Yaşıyorum’da, hem Hologram İmparatorluğu’nda, hem de bu albümlerden önce yaptığım müziklerde, içinde yaşadığım kültürün, yıllardan beri dinlediğim müziklerin, etkilendiğim insanların, fikirlerin bende bıraktığı izler var. İlk gençlik yıllarımdan beri, hep kendi müziğimin peşinde oldum. Bilinçaltımı, içinde yaşadığım kültürü, etkilendiğim şeyleri takip etmeyi, o yönde araştırmalar yapmayı sevdim. Bu sebeple, on küsur sene önce yaptığım müziklere bakacak olsak, aynı ruh birliğini görmemiz mümkün. Ruhi Su’nun nefis bir şiarı vardır; “Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele” diye... Müziğimde bu fikir her dem mevcut. Dolayısıyla her iki albümde de o izleri yakalamak mümkün.

Teknik kısma gelecek olursak; ilk albüm Develerle Yaşıyorum müzikal olarak daha sade bir formdaydı, daha kısa bir zamanda ve çoğunlukla ev stüdyosunda kaydedildi. Hologram İmparatorluğu’nda daha zengin enstrümasyon ve düzenlemeler var. Daha kalabalık bir ekiple çalıştık, gitar, bas, davul üçlüsünün yanına daha yoğun biçimde ud, keman, yaylı takımı, üflemeliler ekledik. 11 şarkının sözü ve müziği bana ait, “Hologram” parçası Ali Güçlü Şimşek bestesi, “Mona Lisa” parçasında babam Muzaffer Akyol’un sözleri var. Klasik Türk Müziği gamları ve makamları, Türk Halk Müziği’nin izleri ve yanısıra etkilendiğim batı müziği dokuları var.

İlk albümden farklı olarak, Hologram İmparatorluğu Glitterbeat Records tarafından basıldı ve tüm dünyaya dağıtıldı. Albümün prodüksiyonunu, prodüktörlüğünü ve düzenlemelerini Ali Güçlü Şimşek’le birlikte yaptık. Türkiye’de kendi plak şirketimizi kurduk ve dağıtımını üstlendik. Biraz fazlaca sorumluluk aldık belki ama en azından büyük ve kapitalist şirketlerle bir alıp vereceğimiz yok. Bu da hiçbir şeye değişilmeyecek bir kafa konforu ve özgürlük!

Hologram İmparatorluğu’nun ardında yoğun bir ekibin çalıştığını ve kalabalık hallerde, sevdiklerinle, dostlarınla üretmeyi sevdiğini biliyoruz. Peki albümdeki şarkıların yazım aşamasıyla ilgili neler söyleyebilirsin? Yüklü lirikler genelde nasıl anlar ve ortamlarda ortaya çıktı? Ya da belki en akılda kalan birinin paylaşmak istediğin bir hikâyesi var mıydı?
Belli bir formülü, kuralı yok. Uzaktan çok kalabalık takılıyoruz gibi görünse de gün içinde yalnız kalacak çok vaktim oluyor, başka türlü hayatta kalmam mümkün değil. Her an her yerde aklıma gelenleri not ederim. Yanımda mümkün olduğunca defter, kalem taşımaya çalışıyorum. Kafam genelde fikirlerle, kelimelerle, duygularla meşguldür. Gün içinde, pek beklenmedik anlarda aklıma gelen cümleleri, aforizmaları yazarım ve olaylar gelişir.

Develerle Yaşıyorum Olmadı Kaçarız etiketiyle çıkmıştı. Hologram İmparatorluğu ise Türkiye’de kendi kurduğunuz Dunganga Records etiketiyle, dünyada ise Glitterbeat Records etiketiyle piyasaya çıktı. Yurt içinde Dunganga Records’un 2017 planlarını, yurtdışında ise Hologram İmparatorluğu’nun maceralarını merak ediyoruz, görünürde neler var?
Dunganga Records’u kurduk. Öncelikli plan, kendi ürettiğimiz müzikleri basmak. İlk bastığımız albüm Hologram İmparatorluğu oldu, diğeri 2017 başında yayımlanacak olan ikinci Bubituzak albümü Boyutlar. Yine 2017 içinde sürpriz iki yeni albüm hayalimiz var, içeriğini önümüzdeki aylarda paylaşacağız.

Hologram İmparatorluğu’nun yurtdışı macerası ise albüm çıkalı bir ay olmasına rağmen şimdiden çok heyecan verici. Plaklar ve CD’ler tüm dünyaya dağıtılmış durumda. Japonya, İngiltere, Filipinler gibi farklı coğrafyalardan heyecan dolu mesajlar alıyoruz. Netleşen Avrupa konserleri ve adını önümüzdeki aylarda açıklayacağımız büyük bir festival de yeni havadisler arasında.

2017 açılış konserlerinden bir tanesi de Zorlu PSM’de gerçekleşecek, “Hayal Gazinosu” isimli özel bir performans olacak. Hayal Gazinosu’ndan biraz bahsedebilir misin, dinleyiciyi neler bekliyor? Açıkçası, son dönemlerde beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri, ilkini Zorlu PSM’de sahneleyeceğimiz “Hayal Gazinosu”...

“Hayal Gazinosu”; her şeyin mümkün olduğu, gerçeküstü, retro fütüristik, hayalî bir gazino. Yakın bir gelecekteyiz, fezadayız, musiki dinlemeye gitmişiz. Muhtemelen Luis Bunuel de orada, Müzeyyen Senar da Jodorowsky de, Zeki Müren de... “Develerle Yaşıyorum Tophane Rıhtım Stüdyosu” video serisinde de harika işler çıkaran Antilop ekibiyle yine birlikteyiz; özel bir orkestra, ışık ve dekor eşliğinde, hem Develerle Yaşıyorum ve Hologram İmparatorluğu şarkılarının, hem de çalmaktan büyük haz duyduğumuz kimi Klasik Türk Müziği, Türk Halk Müziği ve Anadolu Pop eserlerinin olduğu, gerisi sürpriz bir rüya diyelim şimdilik...

Geçtiğimiz seneden aklında kalan güzellikleri sorsak... Yeni keşfettiğin müzikler, bayıldığın konserler, aklından çıkmayan kitaplar oldu mu geçen sene?
Sene boyu 1960 ve 1970’ler İran’ından folk, funk, psikedelik esintiler taşıyan toplama albüm Pomegranades’i çok dinledim. Avustralya menşeili King Gizzard & The Lizard Wizard grubunu takip ediyorum, muhteşemler. The Wytches de 2016’nın keşiflerinden biri benim için, hem çok karanlık, hem kirli; bu dönem tam ihtiyacım olan müzik. Türkiye’den Selim Saraçoğlu’nun albümünü sevdim. Barlas Tan Özemek konserlerine gittim, Palmiyeler’i dinledim. Kitap, Bob Dylan’ın Highway 61 Revisited. Die Antwoord konseri baya iyiydi.

2016 ikinci albümün çıkışını gördü, 2017 neler görecek? Planlar, süprizler, ufak ipuçları... Paylaşabileceğin, çıtlatabileceğin haberler, yeni yıla dair hayallerin var mı?
Ocak ayı içinde, Hologram İmparatorluğu albüm sürecini belgeleyen Irmak Altıner imzalı belgesel yayımlanacak. Hemen ardından, albümden ve sevdiğim şarkılardan oluşan birkaç performans videosu geliyor. Akabinde albümün ikinci videosunu çekeceğiz. Şubat’ta “Hayal Gazinosu” var. Sene boyunca albümden bazı şarkıların, sevdiğimiz DJ’ler tarafından yapılan remikslerini dinleyeceğiz. Yurtdışı konserleri var. Gerisiyle ilgili çok güzel hayaller var, şimdilik sürpriz...

Röp  Yetkin Nural