Fantastic Negrito düzenin ödünü koparıyor!
Paylaş

 Ölümün kıyısından yıldızlığa

Yazar: Adam White

Çöp kutularından yemek yeme ve müzik okulunda koşturmaca sonrasında bir araba kazası neredeyse Xavier Dphrepaulezz’i öldürüyordu. Ardından kendini Fantastic Negrito olarak yeniden keşfetti, bu süreçte bir Grammy kazandı. Şimdi, bekçileri atlattı ve kendini dünyayı kurtarmaya hazır hissediyor.

Fotoğrafçı ilk fotoğrafını çekmek için hazırlanırken Fantastic Negrito’nun yüzünde panik görülüyor. Fotoğraflarının Huck için çekildiği, bu kez daha net bir şekilde söylendikten sonra müzisyen rahat bir nefes alıyor. Şakayla “Bir an için endişelenmiştim” diyor.

Adil olmak gerekirse nü portrelere doğru bir dönüş, Fantastic Negrito için beklenmedik olurdu… ama tamamıyla onun karakterinin dışında da olmazdı. Birçok insandan daha fazla hayat yaşadı.

Massachusetts’de baskıcı bir ailede dünyaya gelen Xavier Dphrepaulezz, 12 yaşındayken evden ayrıldı, sığınma evleri arasında gidip geldi ve hafif suçlarla dolu bir yaşamda hayatta kaldı.  

Sonra müzik, kurtarıcısı oldu. Ergenlik çağının idollerinden Prince’den aldığı ilhamla, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’ndeki müzik derslerine gizlice girerek, 25 yaşında Prince’ın menajeriyle anlaşma imzalamadan önce kendi kendine müzik enstrümanları çalmayı öğrendi.

Xavier adı altında sahne aldı, ticari olarak başarısızlığa uğrayan bir ilk albümü ve Showgirls film müziğinde geçen adıyla sıradan bir R&B şarkıcısı olarak şekillendi.

Ardından, 1999 yılında neredeyse ölümüne yol açacak bir araba kazası onu ellerini kullanamayacak duruma getirdi. Üzerinden çok geçmeden albüm anlaşması iptal edildi, baba olmak onu düzeltip bir kez daha gitarını alması için cesaretlendirene kadar yasa dışı gece kulüplerini işletmesine yol açan bir büyü yaptı.

4 yıl önce, 45 yaşındayken Fantastic Negrito takma adını alan Xavier’in müziği blues, neo-soul ve psychedelic rock türlerini birleştiriyor, şarkı sözleri çalkantılı zamanlardan geçen bir Amerika’yı anlatıyor.

Grammy ödüllü son albümü The Last Days of Oakland, Bernie Sanders’i hayran bırakan anti-kapitalist bir haykırış olurken yeni albümü Please Don’t Be Dead ile ‘yuva’ dediği ülkesine ısrarlı bir yakarışta bulunuyor.

Bugün 49 yaşında, kendi çapında spiritüel bir filozof.  Camden’deki bir barda, kırmızı ipek gömleği, kemeri ve geniş paçalı pantolonuyla Xavier’in cazibesi, barda içenleri daha da yakına çekiyor, böylece o kendini yeniden keşfetme, babalık ve gelecek vizyonu hakkında konuşurken onu tamamen yakalayabilecekler.

Neden Please Don’t Be Dead (Lütfen Ölmüş Olma)?

Nereye gittiğimize bakarsanız iki taraf arasında savaş olduğunu görürsünüz: ultra sağ kanata, ulusalcı faşizme karşı daha açık fikirli insanlar. Bu bir savaş gibi görünüyor. Dünya çapında bir milliyetçilik hareketi olduğunu hissediyorum ve tek gerçek muhalefetin sanatçılar olduğunu düşünüyorum. Çünkü iki taraftaki politikacılar da konuyu bizler gibi umursamıyor.

Bir sanatçı, yazar olmanın veya yaratıcılık gerektiren bir iş yapmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunların, dünyayı daha sevgi dolu bir yola çekeceğini hissediyorum.

Bu gerçekçi mi?

Hepimizin uyumlu ceketlerimizi giyip katılacağı ve inanılmaz bir fenomene dönüşecek bir hareketin gerçekleşeceğine dair büyük bir romantik hayale zaman zaman kapılıyoruz sanırım. Ama bence hepimiz üzerimize düşeni yaparsak buna ulaşabiliriz. Sabah uyanmak zorundasın, kendini toparlamak zorundasın çünkü kendi üzerinde kontrole sahipsin. Nezaketin, dinlemenin ve gülümsemenin temel esaslarına geri dönmeliyiz. 

Bir kürsüdeysen sesini yükseltmek zorundasın. Kalemin varsa yazmalısın. Şarkın varsa söylemelisin. Yemek yapabiliyor musun? Yap o zaman. Bu, dünyayı daha iyi bir yere dönüştürür. Bazıları için bu dediklerim sıkıcı gelebilir ama ben buna inanıyorum. Yapabiliriz. Ben iyimserim.

İlginç olan, müzisyen olup o sahneye çıkma isteğinin çoğunlukla kendiliğinden gelmesi…

…ki, bu tehlikeli bir şey.

Kariyerin konusunda çok ilginç olansa, yıllar içinde çok fazla reenkarnasyon geçirmiş gibi görünmen…

Çılgınca. 3 hayat yaşamışım gibi hissediyorum.

Önceki versiyonun, özellikle de ilk albüm anlaşmasını yaptığın dönem tamamıyla senin kendi isteklerin ve ihtiyaçlarınla yönlendirilmiş olmalı, öyle mi?

Elbette. Ama o farklı bir adamdı, “Bu dünya benim, defolup gidin. Her şeyi alacağım. Övgüleri toplayacağım, her şeyi istiyorum. Ver bana, ver, ver” diyen bir adamdı.

İyileşen bir narsist olduğumu düşünüyorum. Daha gençken yıldız olmak istiyordum. Kadınları, arabaları, uyuşturucuları… ya da onları satmayı istiyordum. Sanırım bu bir yerde gençliğin bir parçası. Devresini tamamlayana kadar bunu yaptım. O çocuk bir adam oldu, umarım.

Budizm her zaman, istemenin acıyı getirdiğini söyler. Dostum, bu çok doğru. Çok fazla istememeyi, daha fazla vermeyi öğrendim ve bu daha çok hoşuma gitti.

Mutluyum. Ama ne olacağını kim bilir? Sadece bir sanatçı olmuş orta yaşlı bir adamım. Bekçiler ‘Hayatta olmaz, kesinlikle hayır’ diyordu. Hala da diyorlar. ‘Müziğin yeterince blues gibi değil; biraz fazla rock gibi, yeterince funk değil. Kendi kutunda kal.’

Ama insanlar böyle söylemiyor. ‘Sıkıyorsa gel’ der gibiler. İnsanlar onu bunu hissetmek istiyor. Kulelerdeki bekçiler çok fena bir sorun. Bu ‘korkuyla yönet’ teranesi. Ben bu kutuları gören ve onları ezen insanlardan olmak istiyorum.

Grammy kazanma konusunda en harika şeylerden biri de o yıl benim ve Chance the Rapper’ın ödül alması ve ikimizin de plak şirketine ihtiyacımız olmamasıydı. Bu çok iyi hissettirdi. Bütün plak şirketleri canavar olduğu için değil, ancak sanatın ve müziğin, metadan daha fazlası olduğunu düşünüyorum. Başka bir şey olmalı. İnsanlar olarak bize kendimizi insan gibi hissettirebilen daha anlamlı bir şey olmalı. 

Bu bağlantıyı kurmayı seviyorum. Bu seksten, paradan ve diğer her şeyden daha iyi. Bu, her gün uyanmamın nedeni. Hepsi bundan ibaret.

Kendinden bir zamanlar teşhirci olarak bahsettiğin bir röportajını okudum. 

Kesinlikle! Yani, hala öyleyim. Bana baksana! [Kahkaha atıyor]

Ancak bu noktada kötü bir anlamda, muhtemelen…

14 çocuktan sekizincisiyim. 12 yaşında evden kaçtım. Dostum, bunu düşünebiliyor musun? Mesela annen muhtemelen seni çok seviyordur, sana bayılıyordur ama ben böyle bir sevgi görmedim. Kaçtım ve sevgiyi sokaklardan aldım. Ve görüyorsun, bu beni öldürmedi, Tanrı’ya şükür. Ama yine de kaybolduğu yok. Kimsem oyum hala, ama artık onu iyi bir şekilde idare ediyorum.

Albümümdeki bir şarkıda “Bu saçmalığı al ve onu iyi bir saçmalığa çevir (Take that bullshit, turn it into good shit)” diyorum.  Hayatımın teması bu işte. Saçmalığı al, onu harika bir şey olarak yeniden keşfet. Benim giysilerim gibi. Buna ‘ileri dönüşüm’ diyorum. Bazı saçma şeyler, pantolonlar satın alıyorum, üzerine bir kemer takıyorum. İleri dönüştürüyorum.

Çoğu eserin, Amerika’nın yozlaşmış bir şeye dönüştüğüyle ilgili…

Yozlaşma hep vardı. Sadece şimdi dönüştüğü şey… o filmin adı neydi? 

Idiocracy (Ahmaklar)?

Idiocracy! O filmi 10 yıl önce izlemiştim ve fazla umursamamıştım ama şimdi ‘Oraya mı geldik?’ diyorum. Yani gerçeklerden kaçınmak popüler bir şey oldu. Ve bunu her lanet gün daha da şiddetlendiren liderlerimiz var. Sadece suçluyorlar, suçluyorlar, suçluyorlar.

Suçlamak, liderlik değildir. Liderlik, insanları tüm farklı yönleriyle bir araya getirip onları muhteşem bir şeye dönüştürmektir. Bir basketbol ya da futbol takımı gibi. Tüm bu farklı karakterlere sahipsin ve onları tek bir şey için, herkesin daha iyi olması için çalıştırıyorsun. Ama biz bunu yapmıyoruz.

Şu anda insanlar bizi farklılıklarımıza dayanarak yönetiyor, bizi korkutuyor, dehşete düşürüyorlar. Şunlar Meksikalı, duvar ör. Bunlar Müslüman, içeri alma. Bütün Müslümanlar kötü mü? Dünyada 2 milyon Müslüman var. Eğer gerçekten bir sorun çıkarmak isteseler mahvoluruz. Onlar da tüm diğer gruplar gibi – içlerinde birkaç aşağılık dangalak var.

Ama işte dünya böyle. Bunu deneyen ve bundan menfaat sağlayan kişiler tehlikelidir. İnsanlar bunu yıllardır yapıyor ama bir işe yaramıyor. Gericilik ve tüm bu dar kafalılık her seferinde yenilgiye uğrayacak.

Ergenlik çağında sokaklarda yaşamanın etrafındaki şeyleri gerçekten oldukları gibi görmene yardımcı olduğunu düşünüyor musun?

Oh, evet. Sokaklarda büyüdüm, arabaların içinde uyudum, çöp kutularından yemek yedim, ne yapabilirsem onu yaptım. Bu mücadele, sersefil olmak hatta bir suçlu olmak, hepsi bana yardım etti. O yüzden şimdi biri kötü bir şey yaptığında sorun etmiyorum. Belki senin aldığın yardımı almamıştır. Kötü tavırları olan biri, belki de telefonda annesinin kansere yakalandığını öğrenmiştir. İnsanların hayatında neler olup bittiğini bilmiyoruz.

Her günün bize yeni bir şans verdiğini düşünüyorum. Dün berbat bir halde miydin? Ne olmuş yani! Kalk, baştan başlat tuşuna bas. Bunun kolay olduğunu söylemiyorum. Ama yapabiliriz. Bu seçeneğe sahibiz.

Biraz da müzikal ilham kaynakları hakkında konuşmak istiyorum, özellikle de bu olağanüstü dönüm noktasına, birçok müzik sanatçısına kıyasla kariyerinde oldukça geç ulaştığın için… Sanırım, eşi benzeri olmayan bir hikayem var… ve sanırım insanları korkutan da bu. Düzeni sert bir şekilde sarsıyor: kendinle pek bağdaştırabileceğin, öyle pek de havalı biri olmayan bu orta yaşlı adam, sadece gitarını aldı ve sokaklara çıktı. ‘Başlarım kurallara, kurallar aptalcadır’ demek gibi. Bekçiler, iğrençler. Bırakalım insanlar karar versin. Sadece ‘Dostum, yeter’ dediğimizi hayal et. Birçok insanın başı belaya girer. Bu yüzden benim gibi birini görmek, düzenin ödünü koparıyor.

Baskıcı bir ailede büyüdüğünü anlıyorum…

Babam Müslümandı. Gariptir, aşırıcılık diye bir şey olduğunu bilmiyordum. O zamanları düşünürsem, babam baskıcı biriydi ama bunun dinle pek alakası yoktu. Ama o yaşlı bir adamdı. Babam 1905 doğumlu. Annem, ondan 33 yaş gençti. Bir Müslüman olarak, Yahudi insanlarla görüşürdü. O zamanlar tüm bu anlaşmazlıklar hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Çünkü o herkese gülümseyen biriydi. Orada siyahiler, beyazlar, Asyalılar, herkes vardı. Babam kimse hakkında tek bir kötü söz söylemezdi.

Bence babam Afrikalı da değildi, bunu şimdi fark ediyorum. Yaşlandım ve onun kökenlerini bulmaya çalıştım ve şunu buldum: ‘Kahretsin, ne kadar çok şey uydurmuşsun.’ Soyadımın uydurma olabileceğini düşünüyorum. Bence babam sadece çok ilginç bir insandı, bir asiydi. Her zaman bir tür aksanla konuşurdu… ve şimdi ben ve erkek kardeşim “Onca zaman bu aksanı uyduruyor muydu acaba?” diyoruz. Tuhaf bir şey.

Kulağa kendi hayatını yeniden keşfeden biri gibi geliyor…

Yeniden keşfetmenin bir şekliydi, sisteme karşı savaşmanın bir şekliydi. Çok komik, şu anda seninle bir dönüm noktası yaşıyorum [Kahkaha atıyor].Çünkü belki de geldiği yer burasıdır. Babamın yeniden keşfettiğini söylediğinde, belki de hayatımda ilk kez, bana birinin bunu sesli söylediğini duydum. Bunu ondan almış olmalıyım. Çünkü her zaman yeniden keşfediyorum.  Yıkıldı mı? Hadi, yeniden yapalım!

Elimin bir kez daha mezardan çıktığını hissediyorum - ‘O gitarı bana getir!’ diyor. Sanırım, bunu babamdan aldım. Ama bunu daha önce hiç düşünmemiştim. Korkusuz biriydi. Yani kim böyle bir şey yapar ki? ABD’de kimin 14 çocuğu var? Kim bu isimleri ve o hikayeleri düşünür?

Onu tanıdığını düşünüyor musun?

Babamı tanıyor muyum? Kişisel olarak tanımıyorum ama büyüyerek onu anladım. Büyüyerek onu affettim. Babana ‘Sonunda seni anladım’ demek sanırım bir erkek çocuk için önemli bir şey. Ben oğluma karşı çok açığım. Ona sarılıyorum, onunla konuşuyorum, onu ne kadar sevdiğimi söylüyorum. Ebeveynlik bize başkalarını düşünmeyi, farklılıkları kabul etmeyi öğretiyor. Ve bunu yaşamda [hayatın başka alanlarında da] uygulayabiliyoruz.

Eğer bir Trump destekçisi beni Twitter’da takip ederse onu engellemem. Onların seviyesinde o senden farklı olan insanın seviyesinde olmalısın ve onlarla konuşmalısın; sarıl onlara. ‘Sorun değil, senden nefret etmiyorum. Sen bir şeye inanıyorsun, ben başka bir şeye inanıyorum. Ama biliyorsun değil mi? Bir arada yaşamalıyız.’

Sturgill Simpson [folk şarkıcısı] ile turnedeydim ve onun kitlesi ‘Bu renkli adam da kim?’ der gibiydi. Ama onları müzikle yakaladık. Bu da beni, bu lanet dünyayı değiştirebileceğimize inandırıyor.

Bu röportaj Huck 66 – The Attitude sayısında yayınlandı. 

Fantastic Negrito, 18 Haziran'da %100 Studio'da. Detaylı bilgi: http://www.zorlupsm.com/tr/etkinlik/fantastic-negrito