Bir piyanist, bir trompetçi...
Paylaş

Chris Botti ile Zorlu PSM Caz Festivali kapsamında sergileyeceği performans hakkında harika bir sohbet gerçekleştirdim ve fırsattan istifade, benim gibi müzisyenlerin çok şey öğrenebileceği sorular sormanın da iyi olacağını düşündüm. New York’taki Botti ile telefonda röportaj yaptık:

Ayşe Deniz: Merhaba Chris, tanıştığımıza çok sevindim. Nasılsın?
Chris: Çok iyiyim, teşekkürler! Sen nasılsın?

İyiyim, teşekkürler! Sakıncası yoksa hemen sorularıma geçeyim!
- Elbette!

Daha önce de Türkiye’ye geldin; ülkemizde en çok neyi seviyorsun?
- Evet, Türkiye’ye pek çok kez geldim. Her şeyden önce Türkiye, zengin bir tarihi olan müthiş bir ülke. Gezecek birkaç günümüz olduğu için çok şanslıydık, çünkü turne sırasında çoğu yerde bu kadar vaktimiz olmuyor. Sürekli hareket halinde oluyoruz ve her şehirde tek bir gün kalabiliyoruz. İstanbul’da harika yemekler yedim, insanlar da çok konukseverdi. Mayıs’ta tekrar sahneye çıkmak için sabırsızlanıyorum!

Zorlu PSM Caz Festivali’ndeki konserin hakkında da birkaç soru sormak istiyorum. Ne dinleyeceğiz? Repertuarın albümlerindeki parçalardan mı oluşuyor?
- Canlı gösterilerin programı albümlerimden tamamen farklı oluyor. Konsere gelenler tempolu şarkılar istiyor; enstrümanınızı gerçekten iyi çalabildiğinizi gösteren, zorlu parçalar istiyorlar. Ama evlerine gittiklerinde de yumuşak şarkılar dinliyorlar. İşte bu yüzden mesela Joshua Bell sahnede Paganini çalıyor ama dinleyicileri evde Brahms dinliyor. Bu yüzden konserde çoğunlukla yüksek enerjili, enstrümanın teknik ve müzikal sınırlarını gerçekten zorlayan caz parçaları olacak; tabii bir miktar yumuşak şarkı da çalacağız!

Sahnede kaç kişi olacaksınız?
- Turneye 8 kişiyle çıkıyorum, yani grupta benimle birlikte toplam 9 kişiyiz. Polonyalı müthiş kemancı Ania Filochowska ve vokalde Sy Smith ve Jonathan Johnson da bana eşlik edecek.

Çalacağınız parçalar arasında bir favorin var mı? 
- Pop müzik sanatçıları şarkılarını genelde hep aynı şekilde çalarlar, bu nedenle de favori parçaları olabilir. Ama biz cazcılar aslında bir şarkının o anki performansına aşık oluruz. Bütün mesele, her konserin sonunda kendimizi nasıl hissettiğimiz.

Konserlerde hangi parçaları çalacağına nasıl karar veriyorsun? Her yerde aynı parçaları mı çalıyorsun ya da programı ne kadar değiştiriyorsun?
- Yılda 250 konser veriyoruz, dolayısıyla ana yapı genellikle aynı oluyor. Ama zaman içinde değişiklik yapıyoruz ve turnenin sonunda geriye dönüp programın nasıl değiştiğini görebiliyoruz.

Sence başarı nedir?
- Müzik sektöründe artık kaç tane albüm sattığının bir önemi yok. Bana göre başarı şununla ilgili: “Bir mekanda çaldıktan ne kadar süre sonra tekrar konser vermemizi istiyorlar?” ve “Kaç kişi Twitter’da ve diğer sosyal mecralarda bizim hakkımızda yazıyor?” Cevaplar güzelse, kalıcı bir iz bırakmışız ve yeniden izlenmek istiyoruz demektir.

Sahne korkun var mı, yoksa sahnede oldum olası özgüvenli miydin? Meslektaşlarına tavsiyelerin var mı?
- Her şeyden önce, gergin olmak çok doğal bir şey. Herkesin bu gerginlikle başa çıkma yöntemi de farklı. Öncelikle gerginliğini kabullenin. Anahtar kelime pratik yapmak. Benim sahne korkusuna en yakın olduğum zaman, altı yıl önce sahnede vertigo olduğum zamandır; altı ay kadar sürdü.

 Her şeye tamamen hakim olduğunu hissettiğin bir an oldu mu, yoksa sürekli öğreniyor musun?
- Kendi içimdeki mücadelem, enstrümanımın sınırlarını sürekli aşabilmek.

Konser öncesi bir ritüelin var mı? 
- Genellikle yoğun egzersiz yapıp sonra da konser için çalışırım. 

Hangi egzersizleri yapıyorsun?
- Koşu bandında koşuyorum ve temel seviyede yoga yapıyorum. 

Meditasyon yapıyor musun ya da özel yemekler yiyor musun? 
- Pek yapmıyorum. Ve her şeyi yiyorum. 

Bu kadar çok seyahat ederken jet lag ile nasıl başa çıkıyorsun?
- Alıştım artık, sürekli seyahat ediyorum. 

Bir tanesi senin şarkın olmak üzere, en sevdiğin beş şarkı nedir?
- “Blue in Green” şarkısını çok seviyorum. Bill Evans’ın bulduğu akorlar büyüleyici. İstanbul’da bu şarkıyı da çalacağız.
Impressions albümümün benim için bir dönüm noktası olduğunu söyleyebilirim.
Miles Davis’ten Live at the Plugged Nickel
Charlie Haden ve Pat Metheny’den “Beyond the Missouri Sky”. 
Ayrıca Count Basie, Brad Mehldau ve Keith Jarrett’ı da çok dinlerim. 

Sektördeki zorluklara rağmen müziğe devam etmeye çalışan müzisyenlere tavsiyen nedir? 
- Başarı adım adım kazanılır. Attığın her adım, evrenden sana bir ödül olarak geri gelir. Yıllar önce, bugün geldiğim yeri hayal bile edemezdim. Ama her zaman bir sonraki adımı heyecanla bekledim ve çok çalıştım. Kendinize, “Ünlü olmak istiyorum” ya da “Zengin olmak istiyorum” demek yerine şunu sormalısınız: “Öğreniyor muyum, ilerleme kaydediyor muyum?” Aynı zamanda da “Meslektaşlarım benden etkileniyor mu?” diye sorun. Meslektaşlarınızı etkiliyorsanız, doğru yoldasınız demektir.

Teşekkürler Chris! Konserini büyük bir heyecanla bekliyorum!
- Rica ederim. Peki ya sen? Ben seni ne zaman dinleyebileceğim?

Benim konserim 11 Mayıs’ta.
- Ah, o sırada İstanbul’da olmayacağım. Ama bizim konsere gelirsen yanımıza uğra mutlaka!

Orada olacağım ve kesinlikle uğrayacağım! Harika bir turne dilerim!
- Teşekkürler, hoşçakal!

Röportaj: Ayşe Deniz Gökçin