Bazı Güzel Aralar ve Bazı Güzel Sonuçları: Balthazar'dan Fever
Paylaş

“Bunker” , “Do Not Claim Them Anymore” ve “I’ll Stay Here” parçaları sayesinde büyük bir dinleyici kitlesine ulaşan Balthazar, Garanti Caz Yeşili Konserleri kapsamında 27 Eylül’de Zorlu PSM’de!

Bu yılın başında dört yıllık bir aranın ardından çıkardıkları “Fever” albümü ile sahalara güzel ve sağlam bir dönüş yapan Balthazar, bu albümle hem birçok eleştirmen tarafından tam not aldı hem de dinleyicisini oldukça mutlu etti.

Peki grubun 2015’teki “Thin Walls”un turnesi sonrası verdiği aranın ve bunun son albüme kayda değer ve gözden, kulaktan kaçmayacak bir şekilde yansımasının sebebi neydi? Tabii ki birçoğumuzun bazen hayata “mola lütfen!” dediği anlardan biriydi. Durmak, dinlenmek ve hayattan beslenmek.

Tarihler Mayıs 2015’i gösterdiğinde bir aylık aralıksız bir turnenin ardından durma kararı alan grup önce her ne kadar dinleyiciyi şaşırtsa da; “kayıt, yayın, promosyon ve tur” döngüsünden çıkmak istiyor. “Fever” sonrası bir röportajda bu konuya değinen Jinte Deprez, “Balthazar gibi bir grupta olmak hayatınızın tamamını ele geçiriyor. Sanırım bu bir yaşam tarzı.” diyerek ara öncesi dönemi çok da güzel özetliyor aslında. Tabii bu sürece gelene kadar 2014’te önce davulcularının ardından da kemancılarının gruptan ayrılmasının da onları etkilediğini söylemeden geçmemek lazım. İlk albümden itibaren 6 yıl boyunca durmaksızın devam eden turneler, ayrılıklar derken de mola kaçınılmaz oluyor. Ama tabii bu süreçte müzikten de tamamen uzaklaşmıyorlar. Balthazar nadas dönemindeyken solo projelere yöneliyorlar ve aslında o uzak durmak istedikleri kaçınılmaz “kayıt, yayın, promosyon ve tur” döngüsüne de geri dönüyorlar ama bambaşka heyecanlarla…

 

SOLO KARİYERLERİNDEN BİR DEMET

Solistlerinden Jinte Deprez, electro-pop ve garage punk’tan uzaklaşıp J.Bernardt adı ile daha çok R&B ve soul ağırlıklı çalışmalar yapıyor. Hatta ülkemizi bu çalışmasıyla ziyaret de etmişti. Yine solistlerinden Marteen Devoldere, Warhaus adıyla 2 parça yayınlıyor ve basçıları Simon Casier, Zimmerman adıyla The Strokes sevenlerin beğeneceği bir albüm yaratıyor. Aslında 4 yıllık bir albüm arası kulağa çok uzun gelmese de grup üyelerinin Balthazar ve Balthazar müziği yerine tamamen kendi bireysel isteklerine yönelmesi çok daha boş ve üretken bir kafayla “Fever”ı yaratmalarına epey yardımcı oluyor diyebiliriz. Çünkü grup bir dağılma yaşamasa da 3 yıl boyunca kendi parçalarına ayrılıyor ve o noktadan birleşip bir kez daha doğuyor. Bu konuda Deprez bir röportajında “Solo projeler bizler için gerçekten canlandırıcıydı. Ama aynı zamanda her şeyi tek başına yapmak o kadar da kolay değil. Bir grup insanla bir araya geldiğinizde, solo projede asla yaratamayacağınız belli bir enerji oluyor” diyor ve işte tam bu noktadan sonra da “Fever” doğuyor. Herbirinin solo çalışması ve tarzları birbirinden farklı olsa da Balthazar sevenlerin bütün bu çalışmalara ayrıca eğilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü grubun verdiği bu aranın ardından geldiği noktayı anlamak adına güzel bir rehber niteliğinde olabilir.

 

 VE “FEVER”

Son albümlerine geldiğimizde öncelikle “Changes” şarkısından başlamak istiyorum. Özellikle benim gibi müzik kadar kendini sözlere de kaptırıp dinleyen biri için oldukça dikkat çekici bir şarkı. Şarkıda yer alan “Changes won’t change us honey, or maybe I just hope they won’t” (Değişiklikler bizi değiştirmeyecek tatlım, ya da belki sadece değiştirmeyeceğini umuyorum) sözleri tabii ki romantik ama romantik oluşunun yanı sıra bana Balthazar’ın ara verdiği süreci de tanımlıyormuş gibi bir his de veriyor. Gerçekten, hafif karamsar tarafı olsa da albümdeki en romantik şarkılardan biri olduğunu da söylemeliyim! “Fever” ise zaten başlı başına güzel bir şarkı. Bu albümün önceki albümlerle kıyasla gerçekten başka bir olgunluk döneminin temsilcisi olduğu da aşikar.

Albümden bahsederken albüm kapağından bahsetmemek olmaz. Çünkü onun da kendine özgü bir hikayesi var. Albüm kayıtları esnasında tuttukları evde bulunan National Geography dergisinde görüyorlar bu fotoğrafı. Ve gördükleri anda da bir müzik grubuna benzetiyorlar. Bunun üzerine çok fazla düşünmeleri de gerekmiyor, hop hemen “Fever”ın kapağının bu olmasına karar veriyorlar.

Balthazar “Fever” için stüdyoya girdiğinde nasıl bir yöne ilerleyeceklerine dair hiçbir fikirleri yokmuş ancak ne zamanki “Fever” şarkısını yapmışlar (ki şarkının ilk halinin 20 dk olduğunu söylemekte de fayda var) o zaman albümün tamamının ana planı oluşmuş. Yani “Fever”, sadece çıkış parçaları değil albümün lokomotifi de diyebiliriz. Şu an hali hazırda turnede olan grup 4 yıllık aranın ve yeni grup üyelerinin de etkisiyle bambaşka bir halde tabii. Ama albüm öncekilere nazaran o kadar dışa dönük ve dans ettirmeye açık ki bu farkı konserlerinde de açık bir şekilde göreceğimizi düşünüyorum.

Grup albüm çıktığından bu yana turnede. Yani yine “kayıt, yayın, promosyon ve tur” döngüsünde. Onları bilmem ama biz bu döngüyü seviyoruz. Ve 27 Eylül’deki konserlerini heyecanla bekliyoruz. Şimdiden “Fever”ı iyice sindirin, tabii eski albümlerdeki şarkıları da es geçmeyin. Zira turnede onlara da bolca yer veriyorlar.

 

Yazı: İpek Atcan