Atmosferik müziğin fantastik dörtlüsü: Portico Quartet
Paylaş

Atmosferik müziğin fantastik dörtlüsü: Portico Quartet

İnsanoğlunun icat ettiği en genç ve yaratıcı enstrümanlardan biri de perküsyon ailesinin yeni çocuğu ‘Hang Drum’dır şüphesiz. İsviçre’nin Bern kentinde Felix Rohner ve Sabina Scharer tarafından 2000 yılında icat edilen bu enstrümana sahip olmaksa maalesef pek kolay değil. Sipariş üzerine aylarca hatta yıllarca sıranın size gelmesini beklemeniz gerekebilir.

Melodik sesiyle dinleyeni büyüleyen hang, günümüz müziğini de pekala etkilemeyi başarıyor. Londra çıkışlı ambient jazz dörtlüsü Portico Quartet, şimdiye kadar hang drum’ı müziğine en iyi yedirmiş gruplardan biri. Dörtlü, ilk kez 2005 yılında Londra National Museum’un önünde yani sokakta müzik yapmaya başlar. 

Portico isminin hikayesini ise grubun kontrbasçısı Milo bir röportajda şöyle anlatıyor; “Henüz tam bir grup olmadan önce İtalya, Bologna'da güzel bir festivale gitmiştik. Dışarıda çalıyorduk ve yağmur yağmaya başlamıştı. Festival organizatörü bize, “Gidin ve Portico'nun altında çalın” dedi. Oldukça güzel bir deneyimdi. Bir yandan yağmur yağıyor bir yandan ellerinde mumlarla bir sürü insan müzik dinliyordu. Gerçekten harika bir manzaraydı. Daha sonra portico kelimesini takıntı haline getirdik, etrafa bağırmaya başladık. Nedenini hala bilmiyorum. Bir isim arıyorduk ve bir sürü korkunç öneriden sonra bir kitaba baktık ve portico'yu gördük ve “Neden olmasın?” diye düşündük. “

Portico Quartet, Londra’da üniversitede tanışan grup elemanlarının ev arkadaşı olmalarıyla ilk kez bir araya gelir. Grup, Duncan Bellamy (davul, hang drum) Milo Fitzpatrick (Kontrabas ve electro), Jack Wylie (tenor ve soprano saksafon) ve Nick Mulvey’den (keyboard, hang drum) oluşuyor. Gün geçtikçe ismi kulaktan kulağa yayılan Portico Quartet, 2007 yılında çıkardıkları ‘Knee Deep in the North Sea’ isimli ilk albümlerini yayınlamalarının ardından aynı sene prestijli Mercury ödülüne aday gösterilir. Time Out tarafından 2007’nin en iyi caz albümü seçilmeleriyle birçok uluslararası caz festivallerinin kapıları Portico Quartet’e açılmış olur. Dörtlünün genel müzik anlayışını elektronik vuruşları yırtan derin saksofon sololar, parçaların atmosferini tamamlayan hang drumın melodik tınısı ve ritme destek çıkan kontrbas adımları oluşturuyor. 2009 yılında Peter Gabriel’in plak şirketi Real World Records’a imza atan dörtlü, ikinci albümü ‘Isla’yı ardından 2012 yılında kendi ismini verdikleri üçüncü albüm Portico Quartet’i yayınlar. Bu önceki iki albüme göre akustikten daha uzak elektroniğe daha yakın ve loopların daha sık kullanıldığı bir albüm olur. Albümün en dikkat çeken parçalarından ‘Ruins’ için Portico Quartet’in imzası demek çok da yanlış olmaz sanırım... Delay verilmiş saksafonun altta akan aksak ritimleri yırtıp geçen atonel soloları kesinlikle muazzam ve dinleyiciye her seferinde ilk kez dinliyormuş hissi veriyor. Albümün bir diğer favorisi ise dörtlünün ilk vokal denemesi ‘Steepless’.  Parça, Cornelia’nın eşsiz sesiyle düet yapan Duncan Bellamy’nin drum n bass’e yakın ritimlerinden oluşuyor. Duncan Bellamy demişken albümün kapak tasarımı da Central Saint Martin güzel sanatlar mezunu davulcunun elinden çıkıyor. En son 6 yıl önce İstanbul’a gelişleri de tam da bu albümün çıktığı döneme denk gelir.

 

13 Nisan’da İstanbul’da konser vereceklerini öğrendiğimde yaş günüm için daha iyi plan olamaz deyip topladığım bir düzine arkadaşımla dönemin efsane konser mekanı Asmalımescit-Babylon’un yolunu tuttuk. Üstelik henüz hang denen enstrüman İstiklal Caddesi’ne düşmemiş kendisini sadece YouTube videolarından görebildiğimiz o günlerde keşfetmiştik Portico Quartet’i... Babylon’un konuşkan dinleyici kitlesi bile grubun müziği karşısında çıtını çıkartmamıştı. 2013 yılında gerçekleşen bu konseri tüm salon tek nefeste izleyip ellerimiz acıyana kadar alkışladığımızı hatırlıyorum. Gecenin sonunda Portico Quartet’in ritim merkezi, davulcu Duncan Bellamy’le ayak üstü muhabbet etmemizse o günün en güzel sürprizi olmuştu bizim için...

2011 yılında kurucu üyelerden Nick Mulvey’in şarkıcı ve söz yazarı olarak kariyerine (tek başına) devam etmek istemesi üzerine grup isminden Quartet’i (dörtlü) kaldırıp müzik yolculuğuna sadece Portico olarak üç kişi devam eder. 2014 yılında ‘Living Fields’ adında bir albüm yayınlayan gruptaki radikal değişiklik, müziğine de yansır. Elektronik, synth-pop janrıya sahip yeni albümlerinde Jamie Woon, Jono McCleery ve Alt J’den Joe Newman’ın vokal desteğiyle grup enstrümantal yapısından da sıyrılmış olur. Bir dönemi Portico olarak üçlü geçiren topluluk Keir Vine’ın gruba katılımıyla 2017 yılında ‘Art in the Age of Automation’ isimli albümü çıkarıp Portico Quartet ismine görkemli bir dönüş yapar. Albümün açılış parçası ‘Endless’ grubun geçirdiği evrimi en iyi özetleyen parçalardan biri olmuştur. Massive Attack – Unfinished Sympathy’yi andıran parça, Portico Quartet diskorafisinde zirveye oturur. Akustik enstrümanların seslerinin şeklini değiştirmekte usta olan grup aynı zamanda kendi janrısını yaratmış, GoGo Penguin ve Mammal Hands gibi birçok müzik grubuna ilham vermiş olur. Son olarak 2018 yılında yayınladıkları Untitled (AITAOA #2) adını verdikleri yeni albümleri için elektroniğe en yakın deneysel albüm diyebiliriz. Caz, fusion, ambient, elektronik gibi farklı janrıları birbirine bağlayan bu fantastik dörtlü, “Her müziğin caz festivali” başlığındaki PSM Caz Festivali için kesinlikle doğru bir isim. Portico Quartet’in dinleyeni başka dünyalara götüren atmosferik müziğini 9 Mayıs günü PSM Caz Festivali’nde tekrar canlı dinlemek için sabırsızlanıyorum.

Yazı: Uygar Taylan