Akrobat, Aktör, Jonglör, Dansçı Yoann Bourgeois İle Celui Qui Tombe Üzerine Bir Sohbet
Paylaş

Akrobat, aktör, jonglör, dansçı: Yoann Bourgeois her şeyden önce bir Oyuncu.

Jura’da küçük bir köyde büyüyen Bourgeois, Cirque Plume’de keşfettiği vertigo oyunlarından Centre National Des Arts du Cirque de Chalons-en-Champagne ve Centre National de Danse Contemporaine d’Angers’den mezun olduğu güne kadar oyun, dans ve aktörlüğü aynı potada eritmek idealiyle çalıştı.

Ağırsızlık üzerine Alexandre Del Perugia ve Kitsou Dubois ile araştırmalar yaptı. Komünal bir canlı olmak üzere odakladığı çalışmalarına, 4 yıldan fazla bir süre boyunca Centre Choregraphique National de Rillieux-la-Pape’de bulunan Maguy Marin’in bir üyesi olarak devam etti. May B ve Umwelt’in yeniden kurgulanmasının yanında 2007 yılında Turba ve 2009 yılında Description d’un combat (Description of a fight) isimli iki yeni işi de tamamladıktan sonra 2010 yılında Bourgeois kendi çalışmalarını üretmeye başladı. Performans için göçebe bir merkez olarak Marie Fonte ile birlikte l’Atelie du Joueur’u (The Player’s Workshop) kurdu. Compagnie Yoann Bourgeois için bir temel teşkilat oluşturmuş olan bu atölye, birden fazla disiplinden birçok sanatçıyı bir araya getiren birleştirici bir güç oldu. Bugün Bourgeois’in doğum yeri olan Grenoble’ye yerleşen topluluk, mimik ve vertigo oyunlarının görünmez kurallarını keşfediyor.

Lyon Bienali’nden Laurent Goumarre, Yoann Bourgeois ile Celui qui tombe üzerine sohbet ediyor.

Laurent Goumarre: Celui qui tombe’nin başlangıç noktası neydi?

Yoann Bourgeois: Bu proje ile kuvvetlerin ilişkisinden beslenen abartılı bir durumu spesifik bir tiyatro tarzında derinleşerek anlatmak istedim. Bunu yapabilmek için oldukça basit ama etkili, birden fazla değişken ile hareketlendirilen bir platform tasarladım. Altı performans sanatçısı, altı insan, insanlığın küçük bir örneklemi, bu hareketli platformun üzerinde ayakta kalmaya çalışıyorlar. Kendi hareketlerini sınırlayarak platformun hareketine ayak uydurmaya çalışan bu altı kişinin her adımı ise, birbirlerine muhteşem oranda bağımlı.

L.G: Sizin “sirk” konseptine bakış açınız, hareketin manipülasyonundan ziyade hareketsizliği seçen bir bakış açısı. Bu seçim, size ne gibi bir ifade hakkı tanıyor?

Y.B: Sirk geleneğinin temel prensiplerinden birini tüm işlerimde benimserim: İlginin odağında olan sanatçı, etrafından onu teğet geçen binlerce gücün ortasındaki bir vektördür. Sanatçı, etrafında olup biteni yansıtabildiği ölçüde yansıtır ve gerçeği taklit eder. Sirkin doğasında yatan bu temel fikir, aslında sirk örneği üzerinden insanlığın evrenin tüm güçlerinin merkezinde olmadığını kanıtlar niteliktedir. Sirk sanatçısı nasıl ki sahnenin ortasında değilse, insanlık da ilginin sürekli odağı değildir. Benim ideal sirk sahnemde, insanlar yatay hareketli bir düzlem üzerinde hayvanlarla, makinelerle ve diğer her şeyle yan yana durur – onları hakimiyeti altına almadan. Verdiğim bu kararlarla insan zihnini yormayı seviyorum.

L.G: Kariyerinizin başlangıcından bu yana “sirki yıkmak” fikri ile hareket ediyorsunuz. Neden?

Y.B: Çünkü başından beri aşığı olduğum sirkin elementlerini keşfetmek istiyorum. Gerçek gücüne erişmek istiyorum. Sirkin yeni ve güncel bir tiyatro formu olarak kabul edilme potansiyeli bence çok yüksek. Benim sirki keşfetme yöntemim ise bir çeşit çıkarma işlemi, sadeleştirerek özüne iniyorum. Sirk geleneğine kendi yorumumu katma yöntemim bu.

L.G: Bugün performans sanatları, dans ve tiyatronun sahip olduğu repertuvara da sahip olması gerekmiyor mu sirkin?

Y.B: Bugün sirklerin durumuna bakacak olursak ben daha çok sirklerin yaşamakta oldukları güncel sorunların üzerine gitmeyi tercih ediyorum. Sirkin geçmişinde dışarıdan müdahale var – insan trafiği yaratma konusundaki başarısına rağmen yeterince finansal destek görmemiş. Tabii sorduğunuz soru söz konusu olduğu zaman standardizasyona uğrama problemi karşımıza çıkıyor. Akademilerle sirklere ait bir repertuvar oluşturulması konusunu görüşüyorum. Bunu elde edebilmek için yazmayı ve amaca uygun yazmayı bilmek de önem teşkil ediyor.

L.G: Siz işinizi ne şekilde yapmayı tercih ediyorsunuz peki?

Y.B: Compagnie Yoann Bourgeois topluluğumuzu düzenli bir çalışma disiplini ve programı oluşturabilmek amacıyla kurduk aslında. Çalıştığımız ekibimle dört yıldır birlikteyiz. MC2 sayesinde kendi programımıza göre hareket edebiliyoruz. Tamamen deneysel bir biçimde daha önce kullanılmamış metotları yaratmaya gayret ediyoruz. Bazen kara kalem eskizlerle başladığımız işi sahnede görmek heyecan verici oluyor. Dört yılı aşkın süredir devam eden bu üretim süreci sonunda elbette bugün belli başlı kalıplara sahip olduğumuzu söyleyebilirim – en azından ortaya atılan her fikrin çevrelediği ideamız – havadan asılı bir düzlem. Bu bitmek bilmeyen arayışa yakın zamanda bir isim bulmak istedim ve en iyi denememde “havadan asılı bir düzleme yaklaşma çabası” olarak kişisel bir tanım yapabildim. Kreatif dünyamı sonuna kadar yaşamak istiyorum. Üretimlerle dolu bu yolculuk en başında hayatta yaşadığım en güzel anılarıma dönüşüyor, bundan çok büyük keyif alıyorum. Her proje yeni bir kimliğe ve yeni bir arayışa sahip oluyor.